laf'ım log'um...
sabahın körü derler ya... ben sabahın gözüne perde inmiş anında uyandım bugün. zannedersin, o üstünde rengarenk peluş ayıcıkların koşup oynadığı bulutlar bizim siteye inmiş. gerçi gece biri iniş izni istiyordu ama sanırım o rambo 2'nin sesiydi. en azından bizim bulut olmadığı aşikar. bulut konuşamaz zaten, pamuk gibi de değildir hatta.
ben pamuğa dokunamam biliyor musun? bildiğin hidrofil pamuk. komşunun kedisi değil. hem kedisinin adını pamuk koyan komşuyla da işim olmaz benim. kardeşim -ki sen onu preparat olarak tanıyosun - bir kedi ismi bulmuş. koymak için kedi arıyoruz ama başımıza gelenlerden sonra kedi beslememeye kararlıyız. zira leğen kemiğinde platin takılı bir kediye daha dayanabileceğimizi sanmıyorum.
neyse, ne diyoduk? aslında bir şey de demiyorduk zannımca. ben uyanmaya çalışıyordum. çayım, sigaram, dağınık masam... çok dağınık çalışıyorum...evet! saçlarım gibi. beynim gibi... sabah temizliğe gelen kadınceyiz masanın tozunu bile alamıyor. sanki ahşaptan değil de faturadan yapılmış gibi. her yanı fatura dolu.
kapuskanın eti?!
pat!
etiketler: sabah is guc afyon pire