ben
ilkokuldaydım.
kapalı bir midye gibiydim.soru sorulmadıkça cevap vermez, harekete geçmek için yılanın bana dokunmasını beklerdim.topluluk içinde bazı arkadaşlarım gibi bağıra bağıra konuşamaz, öğretmen tahtaya kaldırınca sesim titreyerek yanıtlardım soruları.salt etrafımdakilere özel bir şeyler anlatır(dün akşam ki power rangersı ya da sabah ki tsubasa yı) sadece o etrafımdakileri güldürürdüm.evet bunu yapabiliyordum.yanımdakiler anlattığım bazı şeylerden dolayı gülüp eğleniyorlardı ve bende bundan keyif alıyordum.kızlardan uzak durur, eğer kızlarla konuşursam kızılcık bebek olacağımı düşünürdüm.gözlükle ilk kez o ara tanışmıştım.kocaman camlı gözlüklerim vardı.ilk kez ilkokulda dörtgöz olmuştum.günü gününe çalışmaz ama genelde 5 pekiyi alırdım.zayıf alacağımdan korktuğum için çalışırdım.zorum başkaydı.bir de birini sevmiştim.ama sevdiğimi kendime bile söyleyecek cesaretim yoktu.unuttum gitti sonra zaten.
ortaokuldaydım.
avcılar'da olan ilkokulumu bırakıp florya'da bir okula gectim.nedenini bende bilmiyorum.başlarda eski okulumu özlüyor, üzülüyor ama bir yandan da her öğretmenin ilk dikkatini çeken öğrenci olmanın verdiği gazla okulumu daha bi sevmeye başlıyordum.sınıfın seviyesinden mi yoksa benim seviyemden mi anlayamadım her öğretmenin gözüne batan öğrenci imajı çizmiştim kendime.gözlüklerim de vardı zaten hala.biraz daha kendime güvenim gelmişti.artık konuşmak için birinin bir şey sormasını beklemez, taaruza geçmek için yılanın beni sokmasına seyirci kalmaz olmuştum.öğretmenlerin gazındanmıdır bilmem kendime güvenim yerindeydi.iyi de olmuştu.sesim artık sınıf içinde daha bir gür çıkar hale gelmişti.etrafımdakileri güldürdüğüm gibi sınıf içinde de espri yapabiliyordum artık.ödevleri doğru dürüst yapan 2 3 kişiden biri olduğum için hocalarda bu esprilere gülüyordu.gülmese bile en azından kızmıyordu.8.sınıfta lgs stresi sarmıştı her türk evladı gibi beni de.sınıfta lgs ye adam gibi hazırlanan 2 3 kişiden biri olarak hocalar tarafından sürekli destekleniyordum.
-netler ne alemde mustafa?
+85 i bulduk hocam
-oo affferin aferin hadi bakalım
sınıfta dönen bu tarz muhabbetler lgs ye adam gibi hazırlanan 2 3 kişi tarafından kıskanıldığı gibi lgs ile uzaktan yakından alakası olmayan diğer ezici çoğunluk tarafından anlaşılmadı bile.neyse.iyi gidiyodu her şey.lgs yi kazanamamak için hiçbir engel yoktu önümde.heyecanımdan başka.beklediğim gibi gitmedi sınav.heyecan, stres, ilgisizlik derken kendimi lisede buldum.
lisedeydim.
hazırlık okuyacaksın dediler.okudum.sırf dediler diye okudum zira ingilizceyle aramız pek de kötüydü.güç bela bitirirken hazırlığı hayatımın aşkıyla tanışmışım da farkına varamamışım bunu anladım.o sıralar sıkı arkadaşım lise 1 in ortalarında sevgilim olacaktı, her şeyim olacaktı.neyse hazırlık iyi kötü bitmişti.arkadaşlarımı seviyordum.ortamımız iyiydi.falan.filan.müzik vardı bir de.bateri çalıyordum.grubumuz vardı.konserler falan.neyse.o hazırlıkta çok samimi olduğum arkadaşımla artık arkadaş değildik.çok seviyorduk birbirimizi.okulda her anım onunla birlikteydi.bir ara okula gitme amacım bile değişmişti.neyse.lise günlerim makara kukara, bateri, efsun şeklinde geçmekteydi.efsun lise hayatım ¾ üne verilen addı.bazı sorunlarımız vardı.ama gündeme getirmek hiç te işimize gelmedi.küçüktük ulan daha.liseye gidiyorduk alt tarafı.sürekli ileri bir tarihte tartışmak üzere ertelediğimiz sorunlar günün birinde büyük bir sorun olarak karşımıza çıkacaktı.
derken öss kaygısı başladı.kafamda tam olarak net bişey yoktu.ne yazsam ne yapsam.mühendislik olur heralde diye geciriyordum içimden.öyle de oldu zaten.aklı başında her öğrenci gibi çalışıyorduk öss ye.1 adana 2 ceyhan 3 bursa 4 deyhan yuh o ne lan larla geçti lisenin son dönemleri.annem mor sıctığımı söylese bile stresten sivilce cıkardığım o her an hayatımın en güzel dönemeclerinden biriydi.öss stresi, denemeler, bateri ve aşkım.güzeldi aslıda.hayatı bu şekilde dondurmayı falan da düşündüm bi ara.neler düşünmedim ki zaten.ama her düşüncemde aklımda hep o vardı.neyse.
üniversitedeydim.
her ne kadar toplum içinde şarkı bile söyleyebiliyor bile olsam çocukluktan kalma alışkanlığım olan heyecanımla birlikte gecirdiğim bir öss sınavının ardından üniversitedeydim.endüstri mühendisi olacaktım.laptopum elimde, takım elbiseyi giymiş seyahat ediyorken falan düşünmeye başladım kendimi.lise de ki o deli dolu mustafa gitmiş yerine sanki ağır başlı yılların sırtında kambur oluşturduğu mustafa gelmişti.sürekli ileri bir tarihe attığımız o sorun artık önümüzde aşılması güç bir dağ haline gelmişti.üniversiteye geçmenin ve büyüdüğünü iyiden iyiye hissetmenin de katkısıyla artık görüşlerimizi birbirimize aksettirme çabasına girmiştik onunla.lakin tamamen zıt fikirlerdi bunlar.katiyen bir ortak nokta yoktu.ikimizde vazgecmiyoduk.e üniversiteye gecmiştik ya.o avukat ben mühendis olucaktım ya.vazgeçmezdik tabi.hararetli ideolojik tartışmalar şiddetini günden güne arttırdı ve farklı şehirlerde de okumanın etkisiyle halimiz iyice içinden çıkılmaz bir durum aldı.vel hasıl anlaşmazlıklar diz boyunu gecip bizi boğacak seviyeye geldiğinde her şeye rağmen çok sevmemize rağmen bitirdik.bitirildik.bitiriyim ben de.!
etiketler: muselem