◊ bilgileri
◊ istatistikleri
◊ laflog
◊ kıymetlileri

◊ yayındaki entryleri
◊ yayındaki başlıkları
◊ son oylanan entryler
◊ en beğenilen entryleri
◊ en iğrenilen entryleri

◊ rss.xml
◊ laflog.xml

vaad bebek

1.

bir lübnan gecesi kabusu veya siyonist valpurgis gecesi
----------------------------------------------------------------------

{ vaadedilmiş topraklar için kurban edilen vaad. }

klasik israil haberi izleniyor. bilemiyorum, belki çay içiliyor, boş sohbet, ıvır zıvır. sivil lübnan yerleşimlerine bombardıman söz konusu. enkaz görüntüleri, sağlık ekipleri, bu toprakların klasiği haline gelmiş başörtüsünü başından atan acılı anneler. ve, bir beyaz silüet görünüyor yıkıntıların arasından. insanlar koşuyor, bebek kokusu çimento kokusuna karışmış bir bebek. öylece duruyor birisinin kollarında.

çok haber izlemişim, ne yazık ki biraz katılaşmışım hatta -izleyip bir şey yapmamak gafletiyle- yıllar içerisinde. ancak o tazecik beyaz silüet, o an beynime işleniyor. bir an öylece sersem sersem kalıyorum. kendime geldiğimde haberler çoktan bitmiş, ben başka bir odaya geçiyorum, ışık kapalı, öylece duruyorum. bir anda kelimeler ve kavramlar gözümün önünden parlayarak geçiyor inanılmaz bir hızla. ancak en sonunda kalan, sadece gözleri kapalı vaad oluyor. bildiğim bütün ezberler bozuluyor. yalnızca o -daha sonra kadim kalacak- imaj, sahne gözümün önünde. öldü. işte bu kadar. biz zavallılar türlü türlü kavramlar üretirken, tezler üretirken, konuşurken, yazarken o öldü. biz kendisini insan zannedenler vaadcik’in ölümünden nokta kadar sorumluysak, yemin ederim ki altından kalkamayız.

~~~~~~~~~~~~~

sen adaletin kılıcının serseri kurşun olduğu çağda doğdun bebek
vaad diye fısıldadılar kulağına, neyin vaadisin masumum
kapalı gözlerin ve sen zulmün kalkacağı günlerin mi müjdecisisiniz
yoksa bunun için sen mi gönüllü kurban oldun elest bezminde
süt kokan ağzınla biz günahkarların şefaatçisi olur musun
bir damla gözyaşına yerler gökler çökerdi ama fırsat vermediler
daha ağlayamadan bizden ayrıldın
sen, vicdanımdın

   meczup   09.05.2008 - 17:51

yorumlar (3)

1.

buna savas diyorlar arkadasim. savasin yüzü buz gibi. ölünce soguyor insan cünkü...savasin yüzü pis kokuyor; ölünce cürürsün gömülemezsen hemen.
savas ne yeni dogmus bebek taniyor, ne anne karninda cenin, ne yasli ne sakat, ne cocuk ne de kadin...savas, insan öldürüyor...üc aylik, 5 yasinda,onsekizinde, yirmibesinde, altmisinda...

savas din de tanimiyor ama. hic tanimadi, tanimayacak da. ne budist olusunun, ne müslüman ne de ortodoks rum, yahut da yahudi...savas önünde birsin. vietnam’daki nga bebegin hayati kadar mühimdi vaad’inki. daha az degil...yani hayli degerli!

ellerimizde kan var...yikamak icin hangi sularda yunmak gerektigini, var sen söyle bana.

     kalihora   09.05.2008 - 19:50
2.

bizim gündelik çabalarımızı, sahip olmak için uğraştığımız mutluluklarımızı, her şeyimizi anlamsız ve akıl almaz biçimde saçma kılıyor vaad. yanlışı düzeltme ve iyiliği yayma içgüdüsünü kaybeden biz aşağılık insanlara bir uyarıcı tokat. üç maymunu oynayan bizlere, hepimize, bir damla gözyaşı kadar yakın bir silkinme fırsatı.

keşke daha ufak tokatlarla kendimize gelebilseydik. keşke farklı coğrafyalarda vaadler, toprak altına girmeseydi. keşke insan kalabilseydik.

yine de geç kalmış sayılmayız. tek yapmamız gereken, yaratılış üzere -her insan gibi- güzel ahlak mayası bulunan kendimizi biraz pişirmemiz. fırından korkan çiğ hamurların, çürüyerek ekmek özelliğini kaybettiğini hatırlamalı.

     meczup   09.05.2008 - 22:04
3.

can dündar bir yazısında merhaba derken "körler çar$ısında ayna satıyorum" diyordu
insanlık çoktan aynı sözle elveda dedi

     elaijsa   10.05.2008 - 12:10
 
 


etiket bulutu