filmler sadece senaristlerin götünden uydurdukları fantastik kurgulardan ya da doğa üstü süpersonik olaylarla psişik güçlerden ibaret değildirler. gerçek olaylardan yola çıkılan ve gerçek kişilerden oluşan filmler vardır. elbette bu gerçek kişilerin bir kısmı hayatta vardır ama çevremizde yoktur. bir de filmde oldukları gibi çevremizde olanlar da vardır. bir sayko kilır belki çevremizde yoktur ya da vardır ama bilemeyiz.
ancak yedi yirmi dört sallayan insanlar vardır. buna atmak ya da kolpa sıkmak, götünden uydurmak gibi eklentiler de bulunabilir. bu kişilere toplum ?kolpasıkar? soyadını layık gördüğü gibi ?ziya? ya da ?yok artık lebron james? hadi o da olmadı ?ebenin amı ali sami? diyebilir.
yapmadığını yaptım diye gösteren, yapamayacağına yaparım diyen ve bununla birlikte pek çok konuda anüsü kararınca sallayan insanlar vardır. işin acı yanı salladıkları aşikardır ama ?hacı bir soluklan, otur çay söyliyim? diyemezsin. zaten ses tonları oldukça iticidir. 2 milyonluk printer kartuşunu 20 milyona ?bak bu çok cüzel hafiz? diye satabilen tüccar gibidirler.
kadınlara ve erkeklere farklı davranma kapasiteleri de oldukça doludur. evet havuz gibidirler. su alma kapasitesi olduğu gibi suyu üç musluktan kaç saatte boşaltırlar gibisinden soru olsalar ?e) hiçbiri? cevabını hak ederler. bunlar problemden de anlaşılacağı üzre öğretmen tiplerdir. kız öğrenci ve erkek öğrenci ayrımı yaparlar. insanın derslere perukla giresi gelir ki bu kez de türbanlı kız sanacakları yetmezmiş gibi bir de ateşsiz olanlarından sanarlar ki can yakar.
sınav kağıdına kız ismi yazmayı düşünmeye sevkiyat yapan, tek başınızayken verdiğiniz selamı almayan ama yanınızda sınıftan iki güzel kız varken size hal hatır sorabilen hocalarımız vardır şimdi birbirimizi kandırmayalım. sınıfta sorulan bir soruya kız öğrenci cevap verdiğinde ?muhteşem bir cevap, oha süper? diyebilen erkeğin verdiği aynı kalitedeki cevabı vasat ya da saçma bulan hoca tipleri vardır. bunlara öğretmen demek baş öğretmene saygısızlıktır.
geleneklerde ise durum biraz farklıdır. toplum bazı hususlarda erkeğin yaptığını hoş görüp ?aslanım? diye sırtını sıvazlarken kadına fahişe damgası vurabilir hatta direkt vurabilir damgaya da gerek kalmaksızın. çok klasiktir bir erkeğin çok kızla beraber olmasının kazanovalık, bir kızın çok erkekle beraber olmasının kaşarlık olması. bu durum ikili ilişkilerde bir çarpıklık, hep bir acaba, hep bir güvensizlik yaratıyor.
çok küçük yaşlardan itibaren kadının sınırlarını damardan alan türk erkeği ?acaba benden önce kimle ne yaptı? diye kendisini kemirir durur. ancak kemirmekle kalır çünkü bilemez. o yüzden bir kendine bakar ?ben de yaptım mı, ne kadar hak ediyorum? diye bulduğuna güvenmekle yetinir. yoksa da sağlıklı bir ilişki yaşayamaz. bakire bir kızla evlenen erkek, kendisini dünyanın en şanslı erkeği, karısını da dünyanın en temiz, en güvenilir kadını sansa da yanılma payı vardır.
arkadaşın da öğretmenin de sevgilinin de bu bağlamda iyi huyluları çıksa insanın karşısına vad e vandırful vorld ama karpuzun tıklanması kavunun dibinin koklanması klişesinden uzak bir şekilde mikrofon değil ki deneme ses ses 1, 2 , fü fü yapasın diyesi geliyor insanın.
badi ekrem
yorumlar (7)
öyle bi yerden girip çıkmışsın ki helal diyorum ben sana.
böyle uzun göründüğüne bakmayın bi başlayınca su gibi okunuyor.
adam okutuyor!
ben burdan su sonucu cikardim, e hepimiz ipneyiz anasini satayim...
kafamizda kliselerimiz var, duvardan daha saglamlar...