anlar aslında. bu anlatacaklarımı herkes anlar.
öyle garip olur ki insan bazen, bo$luktadır. ne bir adım ötesi vardır, ne bir adım öncesi. sadece o an ya$anır, bitmeyecekmi$ gibi. sonsuzluktur sanki içinde bulunduğun ve yapacak hiçbir $ey yoktur.
yalnızsındır.
demi$ ya ucuz bir $arkıcı, ucuz bir $arkısında "$u insanlar arasında yapayalnızım, yalnızlığım sensin" diye. bu sözler mırıldanır dilden ele. sonra o eldeki bira, dudağa gider, ardından mideye. karı$ır vücuttaki devir daime.
öylece kalakalırsın, yapılacak hangi i$im var diye. yitip giden gençliğe mi üzülmeli yürek, sevgiye mi. kaybedilene mi? neye ha, neye?
isyan edecek, haykıracak olursun adeletine inanmadığın yaradana. sonra susar, pi$man olursun, küsersin doğurana. ana ya, ana. o seni büyüten, saçlarını ok$ayan parmaklara küsersin, gençliğinin son demlerinde saçını ok$ayan bir diğer parmaklar adına...
isyanın kendine dersin, boğulur, son sözünü söyleyemezsin. fonda bir $arkı çalar, $a$ırmazsın haline, hüzünlenirsin.
"sor, herkese sor acılar unutuluyor" der yine ucuz bir $arkıcı. "ha siktir lan ordan" dersin içinden, ama dinlersin. acını acıyla teselli edersin.
rüyada onu görüp kafanı duvara vurduğunda anlarsın bedenine olan isyanını. sorgularsın ya$amayı.
bir beden, nasıl bir bedenin yokluğuna yas tutabilir? nasıl üzülebilir? doğduğunda tek ba$ına ayakta durabilmek, ya$ayabilmek, nefes alabilmek için tasarlanmı$ bu muazzam vücud, nasıl olur da bir diğer bedenin yokluğunu bitmek dinmek bilmeyen sinir krizleri haline dönü$türebilir? bu sinir krizlerine nasıl isyan edebilir? nasıl ba$ını duvarlara vurabilir, öfkesini haykırarak kusabilir?
hayat. gerçekten acımasız ve gerçekten ibne. bunu anlamak için "o anları" ya$amak yersiz.
hayat, gerçekten acımasız.
gerçekten ibne.
hayatin ne kadar ibne oldugunun anlasildigi anlar
yorumlar (2)
<bkz: ne kadar ibne olunduğunun anla$ıldığı anlar>
bu sanaydı genç swh
