◊ bilgileri
◊ istatistikleri
◊ laflog
◊ kıymetlileri

◊ yayındaki entryleri
◊ yayındaki başlıkları
◊ son oylanan entryler
◊ en beğenilen entryleri
◊ en iğrenilen entryleri

◊ rss.xml
◊ laflog.xml

seftali cicegi

1.




görünmez kocaman ellerin ruhumuza yapışıp onu bedenimizden ayırmaya çalıştığını hissediyoruz çok sevdiğimiz birini kaybedince. aslında sadece ölümde değil, tüm ayrılıklarda aynı siyah eller devrede. ölüm harici ayrılıklarda -boşa da olsa- geri dönüş umudu biraz olsun hafifletiyor bu çekişmeyi. ölüm en çaresiz olanı. o ana kadar dopdolu yaşanan neşenin bacağı kırılıp aksak kalıyor. ama onun üstüne de bir kaç yudum zaman içince kırıklar yamuk da olsa kaynıyor. sonra yine rengarenk havlular asıyoruz balkona.

bahar güzelliğini getirmeden önce yıldırma politikasını sokuyor gözümüze.sağdan güneş efekti gösterip sol tepeden yorgunluk indiriyor. sonra ani bir canlanma ve çarpıntı!

selam veren bir insanın selamını almak çok kolay, çünkü ne şekilde selam vereceğinden emin. fakat uzaklaşırken iyi dilek temennisinde bulunan birine aynı rahatlıkla cevap verilmiyor. dileğinde samimi değil ve cevabı da aynı samimiyet endişesi ile bocalıyor.

“sabrın sonu alamettir, bekle” diyor küçük abla kendinden küçük kardeşine. bir şeyler öğretme çabasından ziyade bilmişliğini kanıtlama isteği ile söylüyor bunu. bu istek neye alamet onu anlamıyorum.

durup dururken çok eskide kalmış kokular geliyor aklıma. belki bir notadan, belki de vücut ısısından. her şey sebep olabilir buna. ben de küçüktüm bir zamanlar. kendime göre yani. kendime göre çocuk, genç olabilirim, ama hiç kendime göre yaşlı olamayacağım. başkalarına göre ne olduğum ya da nasıl olduğum hiçbir şeyi değiştirmeyecek, önemli değil bu yüzden. kendimin iskambil destesiyim, karıştırıyorum, dağıtıyorum, kendi belirlediğim kurallara göre ya da rast gele topluyorum. açılmayan fallarda kağıt çalıp hile yapmayarak ucuz dürüstlük yapıyorum kendi kendime.



   helen   01.04.2008 - 11:01

yorumlar (yorum yok)

 
 

etiket bulutu