bu kadar çok okumamın bir sebebi var. ( yazar burda çok okuyorum; fena, iflah olmaz bir entelektüelim, oh my gosh demiyor! altı çizili olmayan demiyor kelimesine dikkat ediniz.) evet bu kadar çok okumamın bir sebebi var.
ne iki yüz yıl önce politik görüşlerini kahramanlarının ağzından ifade eden rus dedelere <bkz: her sakallıya dede deme eğilimim ve lanet ben> ihtiyacım var artık ne de hiperunderground (magma dolayları herhal) kültürlere olan merakım...
komünist dökümanlar yazılmaya başlandıktan on yıl sonra tükendi zaten, şimdi okuduklarımız tekrarın tekrarının tekrarı. - relax. i need some information first. just the basic facts: can you show me where it hurts?
cevap veriyorum sayın doc: sol yanımız acıyor. bir amerikanın elinden çıkmış sosyal doktrinlere ihtiyacımız yok. kimsenin yeni bir fikri yok zaten. olanlar da işe yaramamış hiç, garip.
en underground kimliklerse dolapdere çukurunda pıtlanıp elektronik müzik çalan klüplere doluşuyor şu sıra. güzel uyuşturucuların edebiyatı tükendi herkes kafasının peşine düştü - zaten okurdaki algı kapıları da kapalı artık. herkesin tirbi kendine, benim gördüklerim bana yeter.
fantastik kurgular var bir de... ama onlar da bir yere kadar.. sonsuz bir alan var kardeşim aklın kadar yazabilir, yaratabilirsin. fantastik kurgu yazarlarına özenmem hep bundandır: sınırın yok, diyalekt bilmek durumunda değilsin uydurursun olur biter. yazdığının tanrısısın. yaratır ve yok edersin. va fakat bu kadar sınırsız bir alemi bile kısırlaştırdılar. yeni bir yaratık yok yeni bir büyü bile yok. en sikindirik rpg de gördüğün büyüyü kitapta okumanın tadı yok. orta dünyada kıvranıp duruyoruz hala. kainat yazabilirsin baştan ama yapmıyorsun sevgili tolkien çakması.
peki bu kadar rahatsızım da neden hala inatla okuyorum güzel gözlerimi bozuyorum? sıkıntılı bir obsesim yüzünden: bana söylenen yalanların özgünlüğünü belirleyebilmek için. yalanın özgünlüğü mü olur demeyin a dostlar. * sürekli yinelenen bazı cümlelerin ilk kimin kıçından çıktığını anlayabilmek için. kitaplar bu anlamda ifade tutanakları gibi, okuyanı da şahit ediyor anında. hiperunutkan hafızamsa bunları bir türlü unutmuyor.
biri karşıma geçip de kendince mükemmel saydığı bir cümle kurduğunda bir fil bilgeliğiyle ;
’’üzgünüm cancağızım, bu çok uzun zaman önce okundu ’’
sinyali veriyor aklım ve fakat ağzım bir türlü bu tepkiye katılmıyor. zaten beynim ve ağzımın aynı hızda çalıştığı vaki değildir. biri geride kalır hep.
hadi bir blog gibi bitirelim...
yazı süresince dinlenen şarkılar: i d rather dance with you, five to one *
what i drink şeysi: light coke
what i smoke şeysi: west red
whom i love şeysi: samhain
ozgun yalanlar
yorumlar (4)
merhaba;
öğrenim sürekli kat kat üstüne çıkarak yapılır. insanlık içinde böyledir. feodalite, kapitalizm düzlemini düşünelim. var olan gidiş yeni anlayışlar getirmekte. bunları daha önceden görenler kitaplara geçmektedir. marx dahi yapıtlarında kendini sürekli devam ettirmez. diyelim nietzsche için schopenhauer alıntı yapmış diyebilecğein birçok söz ortaya dökülebilir ( örneğin; yarı bilim-tam bilim karşılaştırmaları, hayattaki acıya dair söylemler v.s v.s) ama daha sonra kendi özgünlüğünü kazanmıştır. ve schopenhauer’i de yadsımıştır. diyelim ki platon- sokrates- aristo üçlüsü, bu üçlüde biribirnden çok etkilenmiş ama farklılıklar göstermiştir.
şimdi bir sürecin içindesiniz.
pornografik pazarlama, sermayenin en hukuki olduğu ve insancıl görüldüğü ve bunun "fetiş"lik düzeyine ermesi ve vıd vıdı vıdı.
demek istediğim bu bir süreç. kendi var olan süreçleriniz gibi dünyada belli süreçlere gitmekte. eğer ki bunu gerçekten isterseniz yarattığınız kelimeleri belki gerçekten size ait yapabilirsiniz? daha sonra vaktim olursa devam edicem. şimdi çok aceleye geldi.
yazıda tam 1 perihan mağden yazısı havası sezdim. londra’dan bahseden satırlar haricinde içerik ve üslup bence aynı. 301 kere maşaallah..
ilelebetmuhalefet 05.12.2007 - 00:55ay ay ay çok teşekkür ederim ikinize de yorumlarınız için. değerlendireceğimden şüpheniz olmasın.
geberik gelin 05.12.2007 - 01:12
gerçekten güzel yazı ama ilginç bir ironi var;
yazılanları özgün bulmamak,,, özgün değil...
geberik gelin yazılarına devam etmeni rica ederim, düşünmek ne güzel. bu yazdıklarınızı ve düşüncelerinizi okuduklarınıza borçlusunuz. bence bunun için okuyorsunuz. özgünlük veya özgün bulmama bu tamamen önyargı olabilir.
ör: montaigne’yi belki bu görüş içinde sadece alıntı yapan biri olarak görmek mümkün. bence en iyi "filozoflardan"dır. ve bir çok görüşün farklı açılımları yaparak bir kat üste taşımıştır.
