◊ bilgileri
◊ istatistikleri
◊ laflog
◊ kıymetlileri

◊ yayındaki entryleri
◊ yayındaki başlıkları
◊ son oylanan entryler
◊ en beğenilen entryleri
◊ en iğrenilen entryleri

◊ rss.xml
◊ laflog.xml

yogun nufus artisi uzerine bilimsel bir soylesi

1.

muhabir: osman bey, ülkemizdeki yoğun nüfus artışı hakkında ne düşünüyorsunuz?
prof. dr. uzman onbaşı: osman tamburacı: az gelişmiş ülkelerde hızlı nüfus artışı üzerine niçe, sıtefın havking, jan jak ruso, antonyo banderas gibi değerli bilim ve düşünce adamlarının çalışmaları var, fakat ben kendimi onlardan soyutlayarak bu konuyu değerlendiriyorum; çünkü nüfus artışının en yoğun görüldüğü yerler köylerdir ve ben köyde büyümüş, köy hayatini bilen bir insanim.
muhabir: demek çocukluğunuz köyde geçti.
osman: cocukluktan ziyade askere kadar köyde kaldım. hatta askerde de köyden kopmadım diyebilirim.
muhabir: o nasıl oluyor?
osman: anlatayım... ben matematiği çok seven birisiydim. askerden her fırsat bulduğumda kaçar, köyüme gelip ahırda matematik çalışırdım.
muhabir: ahırda?
osman: evet ahırda... ahırın o ağır tezek kokusu ve sinek vızıltıları zihnimi açıcı bir etkide bulunur, daha bir şevkle çalişmami saglardi.
muhabir: manyak lan bu!
osman: bir şey mi dediniz?
muhabir: yok, hayır ne kadar enteresan diyordum.
osman: tabi her defasında gelir beni bulurlardı. o sebeple iki senede bitirmem gereken askerliğimi dört buçuk senede bitirdim. son kaçışımda babam “benim senin gibi vatan haini oğlum yok. siktir git, bir daha buralara gelme.” dedi. ben de o gün bugündür köyüme hasretim.
muhabir: oyle mi?.. ne kötü!.. peki bana biraz müsaade eder misiniz? bir telefon görüşmesi yapip geleceğim.
osman: tabi buyurun.
(kalkar)

muhabir: alo... ya patron, bu osman denen herif profesör değil salağın teki. “askerdeyken köyüme kaçıp ahırda matematik çalışırdım.” falan diyor.
patron: lan oğlum ne kurcalıyon adamın geçmişini. sana ne! elimizde bu vardı işte. allah allah... harward’ tan falan getirseydik istersen.
muhabir: ama patr...
patron: işine bak sen hadi. sanki bir milyon tirajı olan bir gasteyiz de, kapıda profesörler sıraya girmiş.
(kapatır)

muhabir: senin gibi patronun ben!.. serefsiz herif... allah’ın malını profesör diye yutturacak... aman be! karışmıyorum ben kardeşim. bana ne ya!..


(geri döner)
muhabir: evet osman bey sizi dinliyorum.
osman: simdi efendim durum şöyle. adam köyde kalkiyor sabah ezaniylan gidiyor tarlaya, akşam güneş batana kadar deli gibi çalışıyor. sonra traktörünün kontağını kapatıp dönüyor eve. yorulmuş, bitkin bir durumda. stresini atmak için başka çaresi yok, n’apıyor, çat mala vuruyor. eğlencesi bir tek o çünkü. kendini böyle rahatlatıyor. bir gün sonra yine, öbür gün yine... derken o karıdan sıkılıyor. gidiyor başka kari getiriyor. aynı şekilde devam ediyor. böylelikle adamın birkaç sene sonra on, on beş çocuğu oluyor.
muhabir: hımmm... ilginç bir yaklaşım.
osman: sen adamın evine koy 102 ekran plazma tv’yi, koy pıley sıteyşın 2’yi, aç bir de vining ilevın’ı. bak bakalım on beş tane çocuğu yapıyor mu!.. yapmaz kardeşim yapmaz. kimse bana hikaye anlatmasın. sonra neymiş yok nüfus patlamasi, yok egitimsizlik, yok bilmem ne.
muhabir: peki osman bey değerli görüşleriniz için teşekkürler. bize zaman ayırdınız. sağ olun. kamerayı kapatabilirsin zeki.
osman: yeni bir proje üzerinde çalışıyorum. “her eve bir pıley sıteyşın” diye.
muhabir: röportajımız bitti osman bey.
osman: ama derin devlet önüme çıkıyor sürekli. tehdit telefonları alıyorum. olüm tehlikesi altında yaşıyorum.
muhabir: hadi zeki hadi. herif kafayı yedi. kaçalım.
osman: durun gitmeyin. sesimi duyurabilmem için gazetenizde bana yer ayırmalısınız... duruun...
(kaçarlar)

(dışarıda)
muhabir: lan zeki gördün mü adamı. tam kopmuştu herif var ya... biraz daha kalsak kesin sitecekti bizi derin devlet diye diye... ulan patron ulan...

not: 05’te mi ne yazmıştım bunu. ps3 yok tabi o zamanlar.

   ceragci   15.05.2008 - 17:35

yorumlar (yorum yok)

 
 

etiket bulutu