koku
yine aynı koku. hani toz toprak, keşmekeş kokusu. toprak kokusu gibi, ölüm kokusu gibi. yağmurdan önceki değil, gömülmeden önceki. hani kü
laflog
kagittan kuleler
hadi bir daha yapalım. bak, benkağıdı yandan tutacağım, sen üstüne bir kağıt koyacaksın. öylece dengede duracak. sonra her seferinde yanı
bosalmaca
sıkıldıkça, içimdeki ilham perilerini öldürüyorum bir bir. önce içimdeki şiir yazma hevesini söndürüyorum, hayalinle. sonra birbirinden
ucurumlar
uçurumlar çağırır bedenimi.
hükmü, yokluğunla bir.
her yardan düşseydim de,
yar düşmeseydi gözümden.
hangi uçurum dindirebilir ş
dus
en heyecanlı rüyamdın.
katını sayamayacağım kadar çok,
bulutlara değen bir gökdelen.
tepesinde sen, ben.
yıldızlara dokunmaya çalış
tanimlayamayan yazan obje
ter kokan bir baharın yıldızsız gecelerinde yarım kalmış yazılar biriktiriyordum sana. ve sen adını hiç duymadığım bir şehrin bilmem ha
run forest run
bittiğin gün başladı bu koşuşturma,
ve en yalnızdım,
en güçlü.
baktım olacak değil,
hani olacağından değil ya,
koÅŸturmaya baÅŸla
basliksiz yazi
nereye düştü son damlası bu yaÄŸmurun, ve nerede baÅŸladı bu bitmek bilmeyen firar, bilmiyorum. yarım yamalak sevdalardan geçerken düşürdüÄ
doktor
üzerimde aylardır bir halsizlik hali mevcut dedim, doktor sigarasını yakarken. hmm dedi. derin bir nefes çekti kafası dumandan görünmeyecek ha
toplumsal ozelestiri
önümüzde saatlerce sürecek iş yığını, arkamızda koca bir dünya. hangisine tutunsak diğeri kaçıyor elimizden, ayarı yok bunun, biraz ond
1 2
