kimyager mi olcam lan ben ?
bu ses bugün sınıfın sessiz ve bir o kadar soğuk duvarlarında yankılanarak tekrar kulaklarıma geldiğinde aynı anda bana doğru uçan tahta kalemini ve silgiyi görememiştim. şimdi yatay atış hareketi yapan tahta kaleminin bana ne kadar hızla ne kadar süre sonra çarpacağını ölçmeli ve ona göre kendimi korumalıydım. ama öncelikle bunun için omuriliğin reflekslerimi kontrol etmesini önlemeliydim. neden çünkü doğuştan gelen refleksleri kontrol ediyordu. bu arada kulaktaki endolenf sıvısı benim eğilirken dengede durmamı sağlayacaktı. hatta atılan tahta kalemi öğrenciye atılan ilk tarihi tahta kalemiydi ve namık kemal yazmıştı.kalem birden kafama çarptığında bu anlattıklarımın hepsinden zayıf almiş oluyordum çünkü kimyacı gelip önümde duran boş kağıdı almıştı. ağlayacak gibi oldum. 40 dakika boyunca baktığım hatta abartıp duygusal olarak bağlandığım kağıt gaddar bir hocanın ellerinde giderken ben 5. zayıfımı almıştım. ama üzülüyor muydum asla!!. ben duygularımı dışa vurmuştum. ama hocanında duygularını dışa vuramadığına üzülmüştüm. aslında bunların platonla ilişkisi vardı. ama karmaşık sayılar bu ilişkiyi karmaşıklaştırıyorlardı. sofist filozoflar bunu söylemişti.
ben bilgisayar öğrencisiydim, beni ne kimyasal tepkimlerin tepkime hızı nede atılan bozuk paranın yere çarparken almış olacağı hız ilgilendiriyordu. karmaşık sayıların sadece hayatı karmaşaya soktuğunu görüyordum. bunlar benim ne işime yarayacaktı.
benim yapabileceğim çok birşey kalmadı artık önümüzdeki maçlara bakacaktık.
*
black_sky
◊ bilgileri
◊ istatistikleri
◊ laflog
◊ kıymetlileri
gönderileri
◊ yayındaki entryleri
◊ yayındaki başlıkları
◊ son oylanan entryler
◊ en beğenilen entryleri
◊ en iğrenilen entryleri
rss izleme
1.
