pencerem .. sonuna kadar açık
tatlı bir soğukluk var havada , odamda , tenimde ....
inceden yağmur çiseliyo
ve ben bilemediğim değerleri tartıyorum alkol dolu vücudumla
bir taraflar ağır basıyo
işin kötüsü hissetmeme rağmen kestiremiyorum hangisi , ne kadar , neden , ...
sigara ... az kaldı ..
ve yağmur hala çiseliyo
kan görmek istiyorum
kendi vücudumdan çıkanı
bolca
demir tadı olsun içinde
emmek sabaha kadar ünitelerce ....
ölmeden ölümü tatmak istiyorum
tuzlumu ek$imi ne$elimi merak ediyorum
ve sonra dirilip tam anlamıyla
hayatımı ona göre ya$amak ...
ne için ve ne kadar olduğuna benim karar vermemi istiyorum
ben yönetilmek yada yöneten olmak istemiyorum
halkaların dı$ında kalmı$ yeterince büyüklükteki tek zincir parçası gibi olmak ...
dünya gibi ..
sonsuz bo$lukta bağımsız ..
içi dolu olsun karı$ık ve karma$ık olsun
ama her$eyden bağımsız tek ba$ına ... dönüp durmak kendi eksenim etrafında ..
yağmur hala yağıyor ..
a$ağısı nerden baksan 15metre
yatır var apartmanın yanında
üzerinde belki asırlık bir ağaç
budanmı$ yıllar önce ...
ama yılmamı$
büyümekte hala
sorsan o da bilmiyor neden bir daha çabaladığını
büyüyo ...
nereye o da bilmiyo
büyüyo ...
imreniyorum o kadar umarsız olmaya
beceremiyorum
ve arttıkça farkındalıklarım dallarım soluyo renksiz renksiz ...
ve gitgide saydamla$ıyo ... '' farklı farklı ''
dü$ünüyorum ..
bir bedenlik daha yerim varmıdır acaba yatırın yanında
sığarmıyım acaba oralara
toprak kabul edermi dolu dolu kafamla
kussam dağa ta$a kızarlarmı acaba bana ...
bilemiyorum ...
umud ediyorum
mezarımda çicekler açmasın
bir filiz yeşersin
sonra biraz büyüsün
sonra yağmur yağsın şimdiki gibi
ye$illensin
biraz daha büyüsün
bir kök olsun
altında yatan atmayan kalbim ve diri dü$üncelerimi sarsın kökleriyle
biraz daha büyüsün
sonra gölge yapıcak kadar yapraklansın
güneşte serpilsin kızarmı$ yapraklarıyla
duygularımla beslenmi$ fikirlerimle yıllanmı$ olsun ...
midemin ortasından göklere kadar çıksın yemyeşil yapraklarıyla
açsın güzele , çirkine , iyiye , kötüye ....
ben beceremicem herhalde ...
o yapar belki
kıskanır yatırın üstündeki yandaki budanmı$ ağacı
biliyorum
beni sarmalamı$ ağacıda keserler bir gün ... '' ''zaten hep'' ''...
yaprak yaprak acı çekerim ...
yağmurlar bir daha çiseler belki üstümüze
''ağacıma ve bana''
bir daha bir umut verir belki tanrı
bak bu sefer olucak gibilerinden ...
sever o da oyun oynamayı benimle
bir parmak bal çalıp tuzlu ağzıma
bak bu daha güzel der gibi ...
sonra ...
sonrasını hiç çözemedim ...
çözersem bi gün belki inanırım ağacımın budanmayacağına ...
ve huzurlu olacağına uykumun ...
bu toprak bu bedeni sarmalamaz
istemez dı$lar ..
ve bir ziyan daha olur anti humanist , fa$ist sistemin zambak dolu bağrında
bir ceset...
hala ya$amakta ...
yapraklarıyla saydamla$a saydamla$a ...
dü$ünki ..
öyle bir yaprakki kızarmı$ güne$ten
o kadar tatlıki
kıskanırlar alıp kopartırlar dalından , aidiyetinden ...
öyle ya ... güzeli , iyiyi korumaya çalışırlar yatak altında rutubetlenmi$ , eskimi$ püskümü$ '''''içi bo$''''' defterlerin arasında karanlıkta , akıllarınca ...
ve yaprak .. buru$ur zamanla
sertle$ir
''kırılgan'' olur ...
bir nefese ihtiyacı vardır en derinden damarlarını ferahlatırcasına
tutarlar ucundan
kaldırırlar havaya
bakmaya çalışırlar bir daha
ve bir çıt sesi ...
düşer gözlerinin önünden aşağıya ....
bir de bakarsın eline
geriye kalmı$ bir sapı ...
öyle işte ...........
hayat bu
bıraksada dalında
rüzgar eser , yağmur yağar , hava soğur
yine dü$er o yaprak toprağa çamura .....
gülen oynayan çocukların bastığı yerlere
kendine has paradoksu kalır geriye toprağın altındakiyle ...
kalbim atmaz belki ama
ruhum acı çeker hala
bilmem kaçıncı boyutta
ve öldüremezler sindiremezler fikirlerimi felsefelerimi düşüncelerimi
onlar her '' baharda ''
yeşerir bir daha
ve teslim olur güneşin orospu gülü$lerine ..
yaprak yaprak ...
midemin ortasından çıkmı$ bedenimi sarmı$ kokleriyle ve de zihnimi ...
ve tanrı yine yağdırır yağmurunu besler köklerimi
verir bana en sıcağından güneşinin güleryüzünü
3 gün geçer 5 gün geçer ...
ve birileri geçerken yakınlarımdan
uzanır kolları yine o ağaca kızarmı$ yaprağı bir daha koparmaya
koparmasa ne olur
yine düşer o yaprak çamura toprağa
...
tanrı oynuo yine en sevdiği iki ihtimalli oyunuyla
kaybettirmek ve kaybettirmek ...
ağzıma bir parmak bal çalıp
tuza boğmalarıyla .......
......
yapakoysun ...
inip bakıcam şimdi a$ağıya
bir beden daha sığarmı o yatırın yanına acaba ...
bilmiyorum ...
ben orasında değilim
bitmiyo zaten bir türlü
bittimide bittiğini farkedemicen
belki yarım saliseden kısa
kafan koptuktan sonra bedeninden
çalışmakta olan beynin ,
görür yerde yığılı vücudunu
belki yarım salise ...
giyotinde ölenler şanslıymı$
ölümü hissetmeyi öğrenmeden ölmediler en azından
belki yarım salise
ya$amak isterdim ..
ve $ansı varsa hayattakilerin bir kaç saniye sürerdi
haykırırdım nasıl bir his olduğunu bir kaç kelimeyle
benden sonrakiler ya$asın en azından neyin ne olduğunu bile bile bilinçlice ..
ne çıkarsa bahtımıza pollyannacılığından uzak ...
aşağısı nerden baksan 15 metre .....
ve yağmur dindi
nemlendi toprak
sigara tek nefes ...
ciğerlerim bile dolu
hissiyatlı vucudumun her milimetrekaresi gibi
neyi ne kadar hissedersen
onu o kadar yaşarsın
hissettiklerin seni yanıltmı$sa
ve sen bunun farkına vardıysan
..........
..........
bir yenisi daha eklenir ... ardına !
yazmıcam gerisini .....
içimde kalsın tüm ya$ayamadıklarım gibi
bahar geldi ...
içimde kalmalı yapraklarım ...
$erham $erham ...
bu kez ben oynucam tanrıyla
ve ağacım ye$erene kadar
teslim etmicem kendi ellerimle yapraklarımı ...
Rivayet ul curcuna
şu anda çevrimdışı
kayıt:
24.01.2008 01:44
son giriş:
3 ay önce
son online:
3 ay önce
son entry:
3 ay önce
gönderileri
◊ yayındaki entryleri
◊ yayındaki başlıkları
◊ son oylanan entryler
◊ en beğenilen entryleri
◊ en berbat entryleri