merhaba(anla) ,gülümsemeyi öğrendiğim ilk günüm?dü...
toz bulutlarını gökkuşağına çeviriyor ,birbirine küs omuzlu dağların arasından simurglar uçurabiliyordum. tüm yosmalara günah çıkartıyor, meleklerin harelerini başlarından alıp göğsüne takabiliyordum ... entarilerine çiçek toplayan küçük avuçlu çocuklara , üşenmeden hikayeler ezberletiyordum...tüm köleleri azad,efendileri tutsak ediyordum...afrikaya sular taşıyıp buğday ekiyordum..ve ben evliya şiddetinde yaşarken aşkımı , günler ne çabuk geçiyormuş...
gülümsemeyi öğrendiğim o ilk gün bir çırpıda bitiyor ve sen gidiyorsun ve ben anlıyorum sensiz yapamadıklarımı ,anlıyorum ki ;ben aslında ölümlüyüm...
önünde kırkbir kere diz çöktüğüm aşka kaptırmışım meğer, fer imi...gel şimdi ömrümün fecr i . benim için çal o feri aşkın koynundan , aşkın gramerini bozmadan...
ben gene şiirler asayım kirpiklerine,gülüşün sokak lambası gibi doğsun ıssız gecelerime. yüzünü asayım gene göz hızama,sana doyana dek bakayım. baktıkça bin nesil çoğaltayım sabaha kadar rüyamda sana...
gitme diyorum ...gidiyorsun .. sen gittikçe ben en kuytuya düşüyorum.yeni ağrılar taşınıyor eklemlerime...bin cefa?ya iyi gelen muskaların var mı ?bu fersiz halime..kaç mührü çözdüyse o fecr gözlerin ,söyle ölümüme ramak kala , tanrının emri olmadan gözlerime gelsin...gözlerinden akan yaşların göğsüme değsin...başın göğsümün fersiz çalan aryasını dinlesin...
*...*
fer
yorumlar (1)
sen gitme dersin onlar gider...bu isin kanunu bu...
sev dersin, sevmezler...gitme dersin, giderler..
belki de emrivaki sevmediklerinden...
ama sevselerdi, ama gitmeselerdi...ne güzel olurdu ki..