yokluguyla ozleten adam
sabaha karşı görülmüş bir rüya da hıçkıra hıçkıra aÄŸlayarak uyanışımdın. gene beyaz sakalların , yüzüne yer etmiÅŸ abartısız gÃ
laflog
sanri
o gün tüm telaşıyla toprağa düşüyordu yağmur.aklımda eski bir romandan kalma , ayyaş bir şairin uğruna şarkılar bestelediği <vurgu:mat
ask i kiyamet
kaç çeşit adın var senin? ey aşk;
kaçın sevişmelik?
kaçın koklamalık?
kaçının sonu ağlamalık ?
ben hangisinin koynunda uyuya k
fer
merhaba(anla) ,gülümsemeyi öğrendiğim ilk günüm’dü...
toz bulutlarını gökkuşağına çeviriyor ,birbirine küs omuzlu dağların aras
dinledikce dinlendim
sakladıkça zamanı gelir mi bilmem cümlelerimin.ben söylemekten ,sen ise susup dinlemekten yanasın.dinle sen yine beni, dinledikçe /dinlendir
veda koncertosu
boynu bükük tek sevda değil bu,ya da eller koyunda beklenen ilk ayrılık,gökyüzünde ilk bugün dolaşmıyor veda havası ama buz kesiyor heryer
mavi
masaldı bu... altı çizili yazıların kim tarafından yazıldığı henüz belli olmayan , kuş kanadından çaldığı kalemleri vardı, bir de da
gozyasi resitali
ağlama duvarlarına yaslasam başımı ve kussam tüm yaşımı göz bebeklerimden.düşsem yerdeki yarıklara,geçtiğin yollar da önünü geçip a
