aslında çoğu evrim teorisyeni deisttir. deistler büyük patlamanın (big bang) mimarının da tanrı olduğunu iddia eder. yalnız deizm, ateizme açılan bir kapıdır. hala daha deist olduğunu iddia eden çoğu arkadaşım, tanrının varlığından da süphe eder. çünkü tanrı evreni sadece " ol " diyerek yaratacak güçteyken, neden dünyaya meteor göndersin? yoksa tanrıcanı sıkıldıkça meteorları bowling topu, güneş sistemindeki gezegenleri de lobut olarak mı kullanıyor?
yaradılış teorilerini ele alalım. bir kısım metafizikçi insanoğlunun yaradılışını dünya dışı varlıklara bağlar. elin ufosu dünyaya gelip tohumlarımızı atmış ve bizleri mercek altına almışlar. biz derken tüm canlıları kastediyorum. dünya dışı varlıkların olduğu antik mısır (hiyeroglif), sümer miti ve kuran’da da belirtiliyor. ha sen ufoya (şeytan-mnafık) nidası eşliğinde taş atarsan, seni adam yerine koyupiletişim kurmaz tabii.
hadi kambriyen devrine gidip prokaryot hucrenin yapısından bahsetmeyelim.. jeologlara göre; dünyanın şekillenmesi ve çeşitli yaşam formlarının türemesi fanerozoik devirde vuku bulmuştur. fanerozoik >google > görseller > ara...
fanerozoik devrin ilh safhası olarak kabul edilen paleozoik dönem; kambriyen patlamasınedeniyle çok hücreli canlıların türediği dönem olarak kabul edilir. teoriye göre patlamanın nedeni; 3-5 yıldızın yörüngelerinden çıkıp atmosferde çarpışmasıdır. çarpışmanın etkisiyle oluşan gaz bulutu güneşin dünyaya ısı ve ışık yaymasını engellemiş ve dolayısıyla(tahmin edilen ilk) buzul çağı başlamıştır.jeologlar, bu patlamaya kadar dünyada sadece bir anakara (avusturalya) olduğunu iddia eder. patlama muhtelif omurgasız canlının (dallı bacaklılar–üçloblular–yosun-mercan-rügoz-tabulat vs)soylarının azalıp değişim geçirmelerine neden olmuştur. patlamanın etkisi geçip gaz bulutları dağılmaya başlayınca, buzullarda yaşanan hızlı erime muhtelif omurgalı canlının (dinozor çağı) türemesineneden olduğu gibi, suyla kaplı anakaranın bölünüp yeryüzünü kapladığıfikri de yayıgındır. günümüzde hem karada ve hem de suda yaşayabilen canlılar mevcut. örneğin bir karabatak bilmem kaç dakika suyun altında kalabiliyor. keza tavuk hayvanı da kuşu andırır, kanatları da vardır keranecinin lakinomurga yapısının mutasyona uğrması nedeniyle uçamaz. aslında bizim hezarfen ahmet gibi kısmen uçar keraneci. yaşanan bu olaylara biraz mantıkla yaklaşırsanız teorinin doğru olabileceğini idrak edebilirsiniz. misal dayanabildiğiniz kadar saunada kalıp, çıkar çıkmaz karın içine yatarsanız metabolizma ve bağışıklık sisteminiz ısı kaybına bir anda tepki verecektir. vücut çeşitli bakteriler üretecek ve solunum yolları enfeksiyonubaş gösterecektir. işin enteresan yanı, aynı yöntemin zıttını kutuplarda yaşayan bir eskimo tatbik etse vücudu yine aynı tepkiyi verecektir. lakin eskimoyu etkileyecek olan soğuk hava değil, saunadaki sıcaklıktır. eskimo 1 yıl afrikada yaşasa, keza afrikalı da 1 yıl kutuplarda yaşaşa metabolizmaları abapte olmaya başlayacak, bağışıklık sistemleri de mevcut coğrafi sartlara göre şekillenecektir.
buradan çıkan sonuç; metabolizmamız hangi coğrafi şartlara uygun olarak gelişmişse, farklı bir eko sistemle karşılaşan vücut adapte olmak da zorlanır. dolayısıyla,zamanla adapte olan metabolizmanın bağışıklı sistemi de aynı oranda gelişecektir. işte bu gelişim ve değişim evrimdir. evrim ve adaptasyon içingerekli yegane unsur zaman faktörüdür.
mezozoik dönemi geçelim. bizi,yani insanoğlunu ilgilendiren senozoik döneme değineyim biraz. dünyanın hangi nedenlerden dolayı buzul çağlarına maruz kaldığı varsayımdan öte gitmiyor. farz edelim big bang olayı gerçekten vuku buldu. işte burada da devreye mantık ve bilgi giriyor. hiroşimaya atılan bombanın yaydığı radyasyon bir insana neler yapabilir? merak edip araştırdınız mı?
http://arastiralim.com/...loads/2006/08/cerno.jpg
atom bombasının uyguladığı basınç kütle çekimi dahi ortadan kaldırabilecek kuvvete sahip. keza yayığı enerjinin neler yapabileceği hakkında fikriniz var mı?, nerden olsun anasını satayım. siz gidin şeytan diye duvarı taşlayarak deşarj olun. hem putları eleştir, hem de temsili olduğunu kabul ede ede suni put yarat.
radyoaktiviteye maruz kalan insan evlenip çocuk yapsa dahi radyoasyonun kalıcı etkisinden dolayı çocuğu da tıpkı ebeveynigibi aynı sağlık sorunları ile karşılaşacaktır. mesela en belirgin kalıtsal hastalık kemik erimesidir. bakın konuyu buradan nereye bağlayacağım. radyasyon canlılara zarar verir ama bazı tedavilerde radyoaktif maddeler kullanılır. bir torpil alıp yakın ve avcunuzun içinde bekletin. torpil patladığında dokularınız tahrip olacak ve lakin metabolizmanız tahrip olan bölgeyi (ama iyi ama kötü) yenileyecektir. ha siktir et kendi kendine iyileşir mantığıylatahrip olan bölgeyi sterilize etmez ve kaderine bırakırsanız, doğadan neden olacağı çeşitli bakterilerden dolayı elinizi dahi kaybetmeihtimaliniz söz konusu. bir başka örnek de verebilirim. şu sıralar vecize ve örnek sıçıyorum. ayağınıza batan paslı bir civi,gerekli müdahaleler yapılmazsa tetanoza yol açabilir. tetanoz bakterisi kangrene ve dahi ölüme bile neden olabilir. tetanoz bakterisini vücut üretmez. o siktiğimin paslı çivisi neden olur. kusura bakmayın küfür ediyorum çünkü paslı çivilerle alakalı güzel anılarım yok. o çivinin pas tutup oksitlenmesine ve oksitlenen bölgede bakterilerin yetişmesine olanak sağlayan daoksijendir. hani tüm canlıların yaşamlarını idame ettirmeleri için muhtaç olduğu madde. demek ki yaşamak için muhtaç olduğumuz maddelerin de zıtlık ihtiva ettiği bir gerçek. enerji, radyasyon, güneş ışığı, gama ışını, karbondioksit, karbonmonoksit ve saymakla bitiremeyeceğimiz nice madde,faydalı olduğu kadar zararlıdır da. susuz yaşayamayız ama suda nefes de alamayız. çünü canlıların metabolizması ekolojik denge ile uyum içindedir. bu denge bozulursa metabolizmamız da mutlaka değişime uğrayacak ve bu değişimlere ayak uydurabilen genlerimiz kalıtsal hale gelip bir sonraki nesillere aktarılacaktır. bazı canlılar değişen ekolojik dengeyeayak uyduramayıp yok olacaktır. işte darwin’in doğal seleksiyon tezi burada devreye giriyor.
her neyse... evrimin e’sini bilmeyen, bildiğini de google’dan öğrenen, arkeolojimüzesine gidip bir mamut ile fil fosilini dahi görüp karşılaştırma yapmamışinsanların, mevzubahis evrim kuramı olunca harun yahya gibi car car ötüp kafa sikmelerine tahammül edemiyorum. öyle ki bahsi geçen harun yahya efendi evrim teorisinin karşısına herhangi bir teori çıkaramıyor. evrimciler tıkandığı ve kendilerinin de kabul ettiği bazı noktaları sanki anti tez üretmişcesine insanlara sunup “evrimciler x iddialarını kanıtlayamıyor, sıçtılar, 10 soruda evrimin çöküşü gibi” salakça ifadeleri kitap haline getirip,zaten cehalet yüklümasum beyinlere empoze etmeleri o kadar yavşakça bir strateji ki anlatamam.
aslında biraz kafaları çalışsa, biraz çevrelerindeki canlıları gözlemleseler, biraz da tabularından ve ön yargılarından ödün verseler hayat çok daha güzel olacak.
avustralya’da yaşayan bazı aborjinleriniskelet yapıları normal bir insanın iskelet yapısından farklıdır. kimi paleoantropolog bahsi geçen farklılığı genetik bozukluk olarak tanımlıyor. yahu arkadaş, aborjinler bilinen en eski yerli halklarından biridir. aborjinlere göre bizim genetik yapımız bozuk. bize göre de onların genetik yapısı bozuk. kökenleri australopithecus’lara kadar dayanır. yukarıda da avustralyanın ilk anakara olduğu hakkında ortaya atılan iddialara da yer verdim.
sırasıyla hominidl fosillerini aşağıdaki linke tıklayarak inceleyebilirsiniz.
http://images.google.com.tr/imgres?imgurl=http://www.sasquatchresearch.net/sitebuilder/images/australopithecusboisei-236x270.jpg&imgrefurl=http://www.sasquatchresearch.net/hominoids.html&h=270&w=236&:&tbnh=113&tbnw=99&ei=18hgsj_xd5oy6wooscnsbw&prev=/images%3fq%3daustralopithecus%26start%3d180%26ndsp%3d18%26um%3d1%26hl%3dtr%26lr%3dlang_tr%26sa%3dn
yahudi tarihi, insan türünün ömrünün yaklaşık yedi bin yıldan fazla olmadığını iddia ediyor. oysa 1,81 myö ile 0,01 myö arasında yaşadığı tahmin edilen bir neanderthal fosili louvre müzesinde sergilenmektedir. acaba hz adem’in omurga ve kas yapısı sizin bizim gibi miydi? yoksa neanderthal’e mi benziyordu?
neyse iş bu entry editlenecek, geçmişten günümüze doğru örneklerverilerek ilerleyecektir. mesela miller deneyi ile ilgili yazacaklarım var.
dip not; evrime inananlar ile inanmayanlar teorinin en büyük kanıtıdır mesela. ikisinde de beyin olduğu halde sadece biri beynini kullanır.
#937632