s b d h i k r

önemli konular

· 11 ekim 2008 cumartesi disko krali zirvesi

· laf engine v6

· laf engine v6 buglari

sirf got gormek icin tenis macina giden aristokrat turk

1.

en asil duygunun insanı. zaten türk oluşu, o’na doğuştan bir asalet sağlıyor. sonradan görme fransız aristokratları gibi değil. isviçreli bilimadamları henüz konuya değindiler mi? bilmiyorum. diğer ırkların aksine, türklerde 24 çift kromozom var.gördüm inandım. yine görsem yine inanırım. adını "atk" kromozomu koyduk keranecinin. yani "le turque aristocrate chromosome"...fransızca telaffuz edince daha bi’ aristokrat duruyor. abisi, ablası, meyillisi bi görseniz ne şeker. dna zincirinin başında yer alıyor. arada ismail yk’nın techno-arabesk-halay sentezi ile bezenmiş enfes musiki eserlerini dinletiyoruz çoşuyor, kendini paralıyor ve halayın başını kimseye vermiyor. arada "liri liri liri" benzeri garip sesler çıkarıyor ya da bana öyle gelmiş olabilir. bilimsel olarak dna’ların konuşabilme yetisi ile donatıldığı henüz kanıtlanamadı. lakin işin içinde türk kromozomu varsa her şey mümkün.

geçtiğimiz sene istanbul cup için türkiye’ye gelen maria sharapova’yı seyretmek üzere, esenler’deki koza plazanın tenis kortlarında soluğu aldım. tenis hakkında üst düzey bilgi sahibi değilim. lakin masa tenisi’nde rakip tanımam, o derece!. iki sporun birbirine benzemesinden dolayı tenise her zamansempati duydum.

istanbul’da yaşayan yazarlar, istinye yolu üzerinde bulunan sadi gülçelik spor tesisleri’ni (enka) bilir. vaktiyle (amatör anlamda) kortta topa raketle vurmuşluğum da var. tabii kortun müdürü tanıdık olunca 3-5 tecrübem oldu. kort paralı olsaydı sikseler oynamazdım. araba beleş yağ var demişler, tutmuş götüne sürmüş hayvanat. oysa o yağı, orta sınıf bir aile 1 ay boyunca kullanıyor. velhasıl zor spor azizim. oldukça efor gerektiriyor. dolayısıyla, oyun 3 setin sonunda tie break’e gidince "oha lan, bunlarda nasıl ciğer var" benzeri serzenişlerim oluyor. öyle ki, 8-10 servis attıktan sonra biseps’lerimde oluşan ağrıyı tanımlamak için, 7-8 defa masturbasyon yapmış olmanız şart. tecrübeli osbirciler sağ kolun nasıl kısmı felç geçirdiğini muhakkak bilir. valla ben öyle sağ günah, sol elle çek geyiğine itibar etmiyorum. sol elle misket dahi atamıyorken, nasıl masturbasyon yapabilirim ki?. tabii bu osbir olayı çok eskide kaldı. yaş oldu 33! ama nalet olsun içimdeki küçük çocuğa.

maria sharapova korta çıktığında yaşanan hengâmeyi görmenizi dilerdim. ne kadar tenis tutkunu varsa korta akın etmiş. gerçi tribünler hınca hınç dolu değildi. açıkcası bu durumu yadırgadım. dünyanın en ünlü, ve en çok kazanan bayan teniscileri türkiye’ye gelmiş, lakin tribünlerin yarısı boş. ulan serena williams’ın fatih sultan mehmet köprüsü üzerinde yaptığı gösteri maçına dahi daha fazla insan ilgi göstermişti. gerçi o insanların birçoğu, sırf köprünün üzerinde boğaza nazır fotoğraf çektirmek için gelmişti ya neyse. yoksa kim ziker serena williams hanfendiyi. ama bak, orada yağlı güreş yapılsaydı eğer, allahıma izdihamdan köprü çökerdi. zaten fatih ürek’in o devasa, heybetli göbeği 20 kg var.

"arkadaşşş! şiiindi, ayhan akman çirkef oyuncu. o’nu bir kere kabul edelim". "aman hocam frekanslar karıştı senin."...swh

ilk set. maria sharapova’nın attığı servislerin 90 km hıza ulaştığını scoreboard aracılığıyla öğreniyoruz. ben ve arkadaşım mevki olarak (tabir-i caiz ise) kale arkasındayız. yani sharapova’yı sırtı bize dönük vaziyette izliyoruz.

sharapova’nın attığı servislerin 4/3 ü direkt ace. sharapova, rakip oyuncunun kullandığı servisi, bir ceylan edasıyla backhand veya forehand’le püskürtüyor.arkadaşımla tenisin estetiği hakkında sohbet ederken, hemen sağımızda (yasak olmasına rağmen) çekirdek çıtlatan iki dallamanın arasında geçen diyaloğu, istemeye istemeye dinlemek zorunda kaldık.

dallama 1
dallama 2

d1; abi be, garı ne güzel bağırıyor di mi?
d2; sikim kalktı oğlum, iyi ki gelmişiz
d1; abi, bu kaltak 87 doğumluymuş
d2; hadi ya! o’nun şimdiye kadar yediği yarağı üst üste koysak, burdan olimpiyat stadına yol olur
d1; eheheehee alemsin abi ya. o trafik başka türlü düzelmez zaten
d2; ehehehehe
d1; ehehehehe
d2; olm az daha egilmiyor ki kaşar, madeni görelim
d1; abi be
d2; he
d1; bu garıyı sikmek için tabureyle gezmek lazım
d2; olm rus değil mi bu?
d1; evet abi rus. herkese veriyordur.
d2; bu rus karılar doğuştan yarak hastası olur.
d1; abi, şu aksaray’da kanal var demiştin. ne zaman götürcen beni?
d2; götürürüm koçum götürürüm. acele etme

muhabbet böyle uzuyor gidiyor azizim. hatta bir ara grup seksten falan bahsetmeye başladılar, dayanamadık yer değiştirdik. değiştirmez olaydık!.

tribünün 2. sırasına oturduk. sağ çaprazımızda sayısını tam olarak hatırlamıyorum ama, sanırım 5 ya da 6 tane genç var. hepsinin elinde bir telefon sharopava’yı çekmeye çalışıyorlar.

maçı birlikte seyretmeye gittiğim arkadaşım gerçekten tenis tutkunu ve hâlâ daha oynar. bir yandan eski ve yeni tenisçiler hakkında sohbet ederken, diğer yandanmaçı seyrediyoruz. andre agassi, björn borg, steffi graf, monica seles ve martina navratilova gibi efsane tenisçilerden sonra, yeni jenarasyonun da tenisi tekrar izlenir hale getirdiği hususunda mutabakat sağladık. bilhassa federer vs nadalçekişmesinin tenisi oldukça zevkli ve izlenir kıldığını belirtmek isterim. eurosport’ta rastlarsanız kaçırmayın. allahıma fenerbahçe-galatasaray derbisinden hiçbir farkı yok.

arkadaşıma, toprak kortta sürekli federer’e üstünlük sağlayan ispanyol nadal’ın barcelona fc’nin efsane kadrosunda yer alan miquel angel nadal’ın yeğeni olduğunu hatırlatarak ek bilgi veriyorum. diğer yandan williams kardeşlerin mantara bağlaması, justine henin’in tekrar eski formunu bulması, andy roddick’in olağanüstü servisleri, marat safin’in düşen performansı ve martina hingis’in ayak bileğindeki (tarak kemiği)sakatlığın nüks etmesi benzeri konuları iştahla tartışırken, çaprazımızda bulunan dallama gençlerin arasında geçen diyalog ile yine şok olduk.

sülale boyu dallama;

d1
d2
d3
d4

d5 var mıydı emin değilim :)

d1; oğlum, verse anna kournikova’yı mı sikerdiniz sharapova’yı mı?
d2; ikisini birden sikmezsem adam değilim
d3; ehehehehe
d4; ehehehehe, yavaş sik saçın başın dağılmasın

diyaloğu uzatıp da ne sizin canınızı sıkmak istiyorum, ne de o anı tekrar hatırlamak. teniscilerin servisi karşılama pozisyonunu bilirsiniz. amiyane tabirle hafif domalırlar. evet, sharapova servisi karşılamak için vücudunun üst kısmını öne (konsantrasyon) doğru eğer eğmez bizim dallamaların kafaları *küçük emrah gibi sağa doğru yatıyor. hele birisinin oturduğu koltukta yağ var sanki. sırf hatunun dötünü görebilmek için 1.80 lik adam, bir anda süzülüyor ve o koltukta cüce oturuyor zannediyorsunuz. arkadaş! ellerinde pixeli 5 para etmez sikindirik telefonlarla, 30 metre mesafedeki hatunun dötünü, başını çekmeye çalışmaları yok mu? hele, japonlar duysa hakaret olarak algılar ve 2. pearl harbor vakası vuku bulur. bizim tenis severler o derece teknolojiye de hakimler.

o gün bu gündür tenis seyretmiyorum...

dip not; yalnız sharapova’nın kalçaları cidden perfect. vücudunda gram yağ varsa adam değilim. swh

   muhabbet ul arz   21.05.2008 17:07 ~ 21.05.2008 20:26
   #926363

• nerede bu başlığın devamı?

 

yazdır