Son 400BugünDünRastgele

cilgin buzdolapci

1

tarzı hafif edebiyat’ın yaramaz çocugu bukowski ve hafif de reşat nuri güntekin’i anımsatan yazar. şüphesiz freud yaşasaydı, psikanaliz teorisini kurama donüştürmesinde çılgın buzdolapcı onemli bir rol oynardı. çünkü bu anlamda kendisini eşi benzeri olmayan bir denek gibi gorüyorum. freud ve darwin’e gore insan; cinslerin arasında bilimsel metotlarla araştırılmaya ve incelenmeye değer en mühim tür.çünkü insan, her ne kadar bir hayvandan farklı olarak düşüncelerini, karar mekanizmasını ve davranışlarını icgüdusel olarak degil de, bilinç yoluyla belirliyor gibi gorünsede, insanoglunun zihninde bilinçten bagımsız hareket eden bir dürtü ve dolayısyla içgüdü menşelı karar mekanizmasına sahip bir hayvan barınır. iyi ya da kotü sonuçlarını bile bile düşünmeden hareket etmek, insanoglunun dogasında var.bunun nedeni ise, bilincin ortaya çıkabilmesi ve görevini tam olarak ifa edebilmesi için biyolojik temelin yanısıra toplumsal koşullardan da yeterince faydalanması gerekir. eger bu iki gelişim aracından yeterince faydalanamamıssak, ta ki bizi bulup yetiştiren bir akıncı beyine rastlayana kadar kurtların büyüttügü tarkan’dan hiçbir farkımız kalmaz. verir vermez, küyluden yiyecek rica edecegimize kümesindeki tavukları çalarız.oysa bize toplumsal koşulları ogretecek, yol gosterecek, vücudun kimyasal tepkimelerini hangi amaçla kullanacagımızı ogretecek bir faktor olsa, magarada kurt sütü içecegimize kara murat gibi şarap içip hancı kızı düdüklerdik.peki, tarkan kurt gorünümlü sokak itlerinin elinde büyümüşse suçu ne?. onu yeşilcam senaristlerine sorun. zira benim misyonum bilgi içerikli sosyal mesaj vermek.en fazla mukadderat der topu tanrı’ya atar ve konuyu kapatırım.

bir bebege (dişleri cıkmışsa) patates yedirelim. ve yedirecegimiz patatesi o’nun gozleri onünde sobanın külünden çıkaralım. gozü onünde küllerın arasına tekrar patates bırakıp bebegi aç bırakalım.o bebek vücudunun kimyasal tepkimesine dayanamayacak ve acıkacaktır. dolayısıyla, daha once bilinçaltına yerleşen veri aktıf olacak ve karnını doyurmak için küllerin arasındaki patatese ulaşmaya çabalayacaktır.lakin bastramadıgı açlık dürtüsü yüzünden patatese ulaşabilmek için elini sıcak kulun içine sokacagı da bir gerçek. zira bebegin yogunlaşacagı asıl nokta, ebeveynın maşa kullanarak patatesi çıkarması degil, direkt patatesin koordinatları olacaktır.burada onemli olan husus; eli yanan bebek,bastıramadıgı açlık duygusuna yenik duşup teşebbüsü yineleyecek mı?, yoksa elinin yanmasından dolayı beynine giden (acı) sinyale odaklanıp aç mı kalacak?. ben olsam avazım çıktıgı kadar bagırır, aglar ve hatta ibneligine altıma sıçardım (ugraşsın dursunlar). ebeveyn nasıl olsa gorügü sahne karşısında kayıtsız kalamayacak ve noronlarında oluşan acıma hissine karşı koyamayıp size en büyügünden muzlu danone yedirecektir. mesela ebeveynin düştügü durum da kimyasal tepkimeye ornek teşkil ediyor.umarım ebeveynleriniz arasında sosyoloji ya da psikoloji mezunu olan yoktur. zira yakinen tanıdıgım psikolog dostum çocuklarına neler yapıyor neler. allahsız psikopat.mevzuya baglantılı olarak, aynı yeme 3-5 saniye arayla ulaşmaya çalışan bir balık, yaradılışı geregi donatılmış içgüdüleri yüzünden boyle aptalca bir şey yapar.mümkün olsaydı dabir balıga hafıza geleştirme teknikleri (bilgimatik) ogretebiliyor olsaydık bile, hafızası ne kadar güçlü olursa olsun o yeme tekrar salça olacaktır.

konudan pek sapmadan özetlersek; insan dürtüleri kişiliğin içgüdüsel, itici ve kararlı dinamikleridir. bunlar bazen makul, bazen de makul olmayan yollarla tatmin edilmek istenir. dolayısıyla, davranışlarımız genelde kişiliğin doğal hali olan libido ile onu kontrol altında tutmak isteyen sosyal baskılar arasındaki çatışmaların bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.

çılgın buzdolapcı’nın entry’lerindeki maskülen hava dalgasını fark etmek icin meteoroloji yüksek mühendisi gökhan abur olmaya lüzum yok.seçtigi nickin hikayesini ve nereden esinlendigini de az çok tahmin edebiliyorum.artık ne alakaysa pizzacı, tamirci, tesisatcı, bahcevan, tüpçü, postacı vb is grupları porno sektorü ile anılır hale geldi. bunda aydemir akbaş, bülent kayabaş, mete inselel ve popüler kültüre hizmet eden şakin k abimizin de payı var.dolayısıyla, yeni nesil abazan gençlerimiz bu büyük üstat(d)ların çektikleri filmlerde canlandırdıkları karakterlerden fazlaca etkılenip kendilerine ornek alır oldular. e tabi einstein’ı ornek alacak degiller ya!.

#923027 iş bu entry’sinden dolayı çılgın buzdolapcıbelki sazan avcısı, belki de duvarına sevtap parman’ın posterini gururla asan, eli yuzu sivilceli en asil duygunun insanı. lakin kadınlara bakış açısı şahsımı ziyadesiyle rahatsız ediyor.çok merak ediyorum?. kadınları sikilmeye ya da sikmeye yarayan bir canlı olarak tanımlarken aile bireyleri ya da sevdigi insanlar aklına geliyor mudur?. interaktif sozlük oluşumlarında popüler olmak pek de zor degil. once, "beni gotümden sikenler var ya" ya da bir benzeri olan " bu sarkilari beni aglatmak icin mi yazdilar" adlı bir roman yazacaksınız. daha sonra toplumun kabullenmekte zorlandıgı aykırı fikir ve yorumlarınızı eleştirilere kulak asmadan sonuna kadar savunacak ve biraz da narsist takılacaksınız ki, itici gorünüp dikkat çekesiniz. "reşat calışlar ekolü başlık acmak" kişiye suni polülariteden baska hiçbir şey kazandırmaz. hayır, bahsi geçen ekolu layıkıyla ifa ederseniz, enazından insanların gozünde saygın bir yer edinebilme ihtimaliniz var. aksi takdirde, "aksi ispatlanana kadar butun kizlar orospudur" onermesine "ates olmayan yerden duman cıkmaz" mantıgıyla yaklaşırsanız, o dumandan bireysel olarak nasipleneceginiz gibi, insanların gozünde de kıymet-i harbiyeniz at yarragı ile e$deger olacaktır..

"erkeklerin sevistikleri kadin sayisini skor olarak tanimlamasi" olayını " bir bakıma doğru bir tanımlamadır..çünkü bir erkek için yattığı her kadın yeni bir zafer olarak hafızalarda yerini alır" şeklinde degerlendirirken şahsını bacadan baş aşagı atan leylege selam soylemek istiyorum. aslında biz insanları gerçekten leylekler getiriyor. hiçbirimiz dogal dollenme yontemiyle dunyaya gelmedik. aslında içinde bulundugumuz dünya bilgisayar programından ibaret. ne zaman biri gelir dübürümüzdeki uzun ve kalın fişi çeker, o zaman acı gerçek ile karşılaşırız.

çılgın buzdolapcı’nın dübüründe ne bir kablo var, ne de o’nu leylekler dünyaya getirdi. evet, acı gerçegi acıklıyorum. kendisi çılgın simyacılar tarafından süni yontemlerle dunyaya getirlen kuçuk, bayanın da bayası bir homunculus.dolayısıyla, aşk ile harmanlanmadıgı icin kadınlara, daha dogrusu homo sapiens’lere bakıs açısı bu kadar sıg ve ahlak yoksunu. nihayetinde süni yontemlerle dunyaya getirilen bir denek hayvanına toplumsal ogeleri, ahlak kurallarını ne kadar aşılayabilirsiniz ki?. dunyaya siteril bir ortamda mı? getirildi. karyokinez bolünme sırasında dna&rna zincirini oluşturan tanecikler usulüne uygun ve eşit şekilde mi parcalandı?. varlıgını oluşturan kromozomlar hangi canlı türünden temin edildi de ırsiyet zincirinde onemli yer teşkil eden kromatin tanecikleri genetik yapısına etki etmedi? benzeri muhtelif sualin cevabı bilim tarihi icin oldukça onemli. bilim birgün bu suallere yanıt verecek seviyeye gelirse, ubermensch kavramı hayırlara vesile olur inşallah, ya rabbim.

yineliyorum... bukowski’nin bakış açısı, güntekin’in on yargıdan arınamayan iskender’i bu metabolızmayı tanımlıyor. neyse ki,bukowski ve reşat nuri var.ya onlar da olmasaydı nasıl tanımlardık?. ondan sonra nasa ile ugraş dur. yok once ben gordüm, yok kuran’da zaten yazıyordu vs vs vs..

hakkını yemek istemiyorum. zira, arada tecrübelerınden faydalanmıyor da degilim hani.

"sevgilini 6 ay sikmezsen gidip baskasina verir"

   muhabbet ul arz   19.05.2008 - 00:19 ~ 19.05.2008 - 04:44
   #923661

• nerde bu başlığın devamı ?

 
 

etiket bulutu