tanıyorum bu hatunu. ortaköy'de denize nazır bir evi var. gerçi denizi önündeki iki binanın arasından ancak görüyorsunuz. neyse, kendimi yapmıştı bilmiyorum, fakat yediğim en güzel poğaçayı hande'nin evinde tattım. pek sıcak kanlı, pek girişken bir kız. adanalı, ama ankara'da büyümüş ve şöhret olabilmek için istanbul'a demir atmış. sorunlu ebeveynleri yüzünden mutsuz bir çocukluk yaşadığını anlatmıştı. ben de ilgili görünüp her söylediğine "hadi ya, vah vah vah" benzeri cümleler kurarak tepki gösteriyordum. açıkcası pek sikimde değildi çocukluğu. kafa ütülüyordu ve ben çok rahatsız olmaya başlamıştım. arada telefon çalıyor ayağına balkona çıkıp nefes alıyordum. zaten zor bir çocukluk geçirdim. bir ikincisini dinlemek gerçekten sıkıntı veriyor.
menecerliğe soyunan teyzesi ile birlikte yaşıyor. neyse ki menecerliğe soyunmakla yetiniyor. zira teyzesini bırakın çıplak görmeyi, giyinik hali bile gulyabaniye benziyor.
uzun lafın kısası; telefonumu ve msn adresimi verdiğime bin pişman etmişti beni. haftada 2-3 gün arayıp "şurada şununlayım, şu saatte mekandan çıkıp benim eve geçeceğiz. yaaa gececi magazincileri uyandır da çeksinler bizi" benzeri istekleri olurdu garibimin. sansayon yaratmak için takıldığı adamlar ekseriya evli idi. adını merak edenler özelden sorsun söylerim. şimdi hukukla falan uğraşmayalım.
en son seda sayan'ın programına çıkıp "yıllardır anne ve babamı görmedim seda abla, böhü böhü böhü" diye timsah göz yaşları dökerken görmüştüm. bir de türkiye'de ilk olarak altın mayo giyen model benim derdi zavallı.
kendime kızıyorum sözlük. yaşadıklarından dolayı küçük ceylan'a benzettiğim için gazoz teklif etmeye çekindim. daha doğrusu kıyamadım. düşene vurmak kitabımda yazmıyor. ama böyle hz havva gibi takılan bir tip olduğunu bilseydim evinde poğaça yerine o'nu yerdim.
mukadderat... bu arada memişler silikon. *
#920621