efsaneye göre ab-ı hayat 'ı bulmuş ve içmiş biridir. yani ölümsüzdür.
her insanın ölümsüzlüğe kavuştuğunda yapacağı gibi o da kendini hayır işlerine adamıştır. darda kalanın yanında biter; dertlere derman, gönüllere sultan olur ölümsüzleştiğinden beri. kapı kapı dolaşarak dilendiği ve bi başparmağının kemiksiz olduğu söylenir. bi zaman, doğu toplumlarında, kapıya gelen dilenciye kötü davranmaktan çekinilmesinin sebebinin bu olduğunu duymuştum ya da okumuştum bi yerlerden. dilenciye kötü davranmamak gerek kısacası, denk gelir de kapımızdaki hızır olursa, göte geliriz vallaha.. ayrıca kimi psikopat bünyelerde, dilencilerin başparmaklarını ellemek gibi bi hastalıkta peyda olmuş zaman içinde. "kapımıza gelen belki hızır 'dır; böyle bi bardak soğuk suyla, bi parça kuru ekmekle yollamak olmaz, adam gibi bi ağırlamak gerek" diye düşünüyordur bu psikopatlar muhtemelen. hatta bi keresinde bi arkadaşımdan, bi akrabasının evine geldiğini duymuştun hızır 'ın. şöyle ki; dilenciye sadaka veren kişi, başparmağının kemiksiz olduğunu farkediyor*, dilenci de bu durumun anlaşılması üzerine aceleyle çıkıp gidiyor. bizimki şaşırıyor tabi kemiksiz parmak olayına -bu arada bizimki bilmiyor bu efsaneyi- ve ev ahalisine anlatıyor durumu hemen, "ne yaptın lan salak, hızır 'dır o" diyor ev ahalisi de ve hemen peşine düşüyorlar dilencinin ama bulamıyorlar tabi. ve hızır bir kez daha kaçmayı başarabiliyor hızır avcılarından. ve yüzyıllar geçiyor böyle kaçarak, saklanarak ve darda kalanlara yardım ederek...
#918897