Son 400BugünDünRastgele

ebruname

1

mustafa düzgünman’ın bir güzel şiiri. ebru destanı da diyebiliriz.

ebrudaki görünen şu nukuşata iyi bak,
suunat-ı ilahidir sıfatından ayan hak
nakş-ı sun’un pertevinden hubb-u rahman aşikar,
ruyetullah sırrıdır bu müsemmadır her varak.

zan etme ki bu eşkalin halikıyız senle ben,
gafil olup şirke dalma bir faildir iş gören,
fırça, çanak, boya, tekne vasıtadır bilmiş ol,
hep suver-i ilmiyyedir mezahirde görünen.

türlü türlü şekillerle arz-ı didar eyleyen,
kitab, levha, sair eşya zeyn-i envar eyleyen,
suh ve cazip hatlarıyla kalb-i insan zevkiyab,
saltanat-ı ebrudur bu aşk-ı izhar eyleyen.

onaltıncı yüzyılında turan ebru mebdei,
orda zahir olmuş amma burda bulmuş neş’eyi,
yüce türkler ülkesinde kemal bulmuş bu hüner,
rabbim daim hıfz eylesin ebru yapan zümreyi.

ebru demek ebir demek yani gökteki bulut,
ab-ı ru da tutar mana su yüzüdür et şuhut,
bir kelam-ı farisidir ebru insan kaşları,
her tevcihe sezadır kim manası da pek velut.

kadim ecdat yadigarı müzeyyen bir san’attır,
tabiatten mülhem olan bu nakışlar mir’attir,
sani-i hak sun’undan hep kendi kendin seyreder
nakış nakkaş şey-i vahit bir vahdeti hikmettir.

bu meslekte çok ustalar emek verip yetişmiş,
biz yetiştik zevaline hepsi hakka göç etmiş,
büyük üstat ozbek seyhi ethem kami efendi,
hezar-fen, pür marifet bu san’atta pir imiş.

son zamanlar şems-i ebru gurub etmiş nagihan,
san’atkarı kalmamış hiç, ne de işten anlayan,
bir er çıkmış usküdar’dan ihya etmiş bu zevki,
ismi hattat necmeddin’dir tek üstatdır bu zaman.

ustadımız necmi molla çığır açmış bu işte,
azimkardır, muktedirdir anlayışta sezişte,
lale sünbül karanfille bezendirmiş ebruyu,
talim etmiş taliplere zeval yok bu gidişte.

destizenkte ezilir hep renkli cism-i boyalar,
sarı zırnık inatçıdır ebrucuyu oyalar,
zırnık, lahur, gül bahar, al ebruda hep esastır,
bu dört renkle çok renk olur bu cümbüşte neler var.

bu çeşitli boyaların cilvegahı teknedir,
rahm-i mader gibi sanki reng-i vusla teşnedir,
tekne içre kitre mahlul bekler sırr-ı fıtratı,
bazen tutar bazen tutmaz bir acayip nesnedir.

ayrı ayrı çanaklarda boyaların kıvamı,
su, öd ile ayarlanır başlar işin devamı,
kitreli su üzerine fırçalarla boyalar,
serpilerek nakşedilir kağda çıkar tamamı.

tarif gerçi kolay amma tatbikatta güçlük var,
tecrübesiz yapılırsa insan olur bi karar,
görünüşe aldanıp da çok kolaymış deme sen,
bir ihtisas işidir bu aşık olan er yapar.

mütenevvi şekillidir ebruların sureti,
battal, hatip, taramayla gör asar-ı kudreti,
karanfille lale sünbül papatyayla menekşe,
taraklı da tezyin eder bu elvan-ı kesreti.

ebru yapan seyredende gam kasavet bulunmaz,
gönülleri tenşit eder zevkle doyum olunmaz,
yapan hayran, bakan hayran, alan, satan hep ayran,
bu ebrudan zevk almayan ebrucuya yar olmaz.

nazar kıldık kainata baktım mutlak ebruya,
vech-i yari ayan gördüm salat ettim bu ru’ya,
kenz-i mahfi tezahürü aşk-ı hüda nümayan
ebru görüp allah dedim irdim kalbi duyguya.

bi hududu zevk-i elvan ebruculuk san’ati,
erbabının nazarında çoktur onun kıymeti,
her varakta sırr-ı cemal aşikardır zahida,
bu ebrular, bu safalar hepsi aşkın hikmeti.

ben ebruya aşık oldum düştüm onun peşine,
leyla gibi nazlar etti yaramadı işime,
bir aralık isyan ettim görmedim hiç iltifat,
insaf edip yüzün güldü işler açtı başıma.

besmeleyle tezgah açıp ebru yapan kişiyiz,
fırça ile su üstünde hüner satan kişiyiz,
ustadımız ozbek seyhi hem necmeddin hocadır,
büyüklere boyun kesip hakka tapan kişiyiz.

ey mustafa nakş-ı sevda sana neler öğretti,
derununda duran nakkaş "eynema"yı öğretti,
bab-ı ebru rehnümadır vech- baki fehmine,
arif olan bu ezharı bir noktadan seyretti.

   meczup   09.05.2008 - 18:18
   #916701

• nerde bu başlığın devamı ?

 
 

etiket bulutu