hiçbirinin annesini tanımam, itham etmek gibi olmasın.
ama bu abilerimin, ablalarımın, zaten burnundan soluyan, sınav düşmanı öğrencilerin hayatlarını zindan ettiklerini bilirim.
ayaklarına geçirdikleri ayakkabıların altında bizim bilmediğimiz bi halt mı var acaba? diye düşündüğüm de az olmamıştır.
sınav başlamazdan önce, sınav salonuna, küçük dağlara verdikleri hükümlerin olanca ciddiyetini takınıp girerler. ellerinde taşıdıkları kağıt parçalarıyla, sanki evrenin oluşum sırrını taşıyormuşcasına bir ilişki gelişmiştir aralarında.
suratlarına taktıkları, mağrur ifadeyi, vücutlarının duruşuna da iliştirmeyi ihmal etmezler.
sınav kağıtlarının dağıtım aşamasında, ağızlarından çıkan her sözcüğün, emir kiplerine bürünmüş olması ciddiyetlerine daha bir anlam katar.
" başlayın direktifi ile, çıldırasıya bir tatminize yaşarlar.
"sürenin sonunda gözünüzün yaşına bakmam" bakışını ihmal ederler mi hi?
sınavın başlamasıyla birlikte, ellerini ardlarına alı, adımlarına verdikleri ağırlıkla birlikte, sınıfı yüceliğin sesine boğarlar.
yandan attıkları bakışlarla da, " kopya çektirmem, çektirenlerden hazetmem"uyarısının dibine vururlar.
hele ara sıra, ellerini masa üstlerine koymaları yok mu?
kendiniz bir pislik gibi hissetmeniz için, en güzel fırsat işte o anlar.
sevmiyoruz sizi efenim, ailecek tiksinçiz size karşı...
#911067