adı :hasan
künyesi:ebu muhammed
lakabı:askeri
baba adı : ali (as)
anne adı: susen (hudeyse)
doğum yeri: samirra
doğum tarihi: 8 r.evvel 232 hk.
peygamber’e (s.a.a) olan yakınlığı: torunu
şehadet yılı :8 r.sani
şehadet yeri : samirra (ırak)
şehadet sebebi :abbasi harifelerinden mutemid’in imam’ı zehirlemesi
çocukluk dönemi
imam hasan askeri (as) 22 yaşına kadar babası imam hadi ile beraber ırak’da yaşadı ve zalim hükümetin gölgesi altında, samirra kışlasında yoğun konturol altında geçirdi ve 22 yaşında babasından imamet ilmini ve makamını teslim aldı. onbirinci imam (as) ömrü şeriflerinde altı tane abbasi halifesini "mütevekkil", "muntasar", "musta’in", "mu’tez", "muhtedi" ve "mu’temid’i görmüş ve onların zamanında yaşamıştır.
imamet dönemi
halkın masum imamlar’a (as) ilgisi ve o hazretlerin zalim halifelerle uyuşmamazlıkları, halife sultanların, imametin nurani silsilesine hep kin beslemelerine ve onlara kötü davranmalarına sebep oluyordu, imam askeri de (as) aziz masum babaları gibi hükümetin devamlı eziyet ve denetimi ile karşıkarşıyaydı, o hazret, "muhtedi"nin hükümeti döneminde birkere "salih b. vesif"in zindanına götürüldü, salih b. vesif emri altındakilerin en kötülerinden iki kişiyi imam’a (as) eziyet etmeleri ve hazreti sıkı denetlemeleri için görevlendirdi, ama onlar imam’ın (as) ibadetlerinin etkisi altında kaldılar, ve yine ikinci kez o hazret’i "nehrir"in zindanına götürdüler, o cellat huylu imam’a (as) eziyet ediyor ve azarlıyordu; nehrir’in karısı ona; "allah’tan kork, sen evinde kimin olduğunu biliyor musun" dedi ve imam’ın ibadet ve yüceliğini beyan ederek "ona yaptığın zülümden senin için korkarım" dedi. nehrir "vallahi onu yırtıcı hayvanların önüne atacağım" dedi ve üst makamlardan izin aldıktan sonra yırtıcı hayvanların imam’ı parçalıyacaklarından şüphesiz olmaksızın hazret’i (as) yırtıcı hayvanların önüne attı. bir müddet sonra imam’ın durumunu görmeğe geldiğinde, o hazreti namazla meşgul ve etrafının yırtıcı hayvanlarla sarılı olduğunu, ancak ona hiç dokunmadıklarını görerek ikinci kez o hazreti evine götürmelerini emretti.
halifelerin hükumeti ve onların imam’a davranışları hakkında naklettiğimiz kısa ve öz bilgilerden imam askeri’nin çok zor ve sıkıntılı bir devrede yaşadığı, hükümetlerin imam’ı (as) sıkı denetimde bulundurup o hazreti defalarca zindana attırdıkları ortadadır. hatta zindanda olmadığı vakitlerde dahi hazretin etrafındaki gidiş, gelişlerin kontrol edilişi, şianın ve hazreti seven herkesin onunla rahatça irtibat kuramaması ve bazı şiaların aleviler’e yardım için imam’ın (as) evine doğru yola koyulmalarına tarih şahittir. bu kadar baskının nedeni ise şunlardı:
evvela, o zamanlarda şia’nın nüfusu artmış ve büyük bir güce sahip olmuşlardı. şia’nın imamete inanması herkese güneş gibi aydınlığa kavuşmuştu. şia imamları da toplumda tanınıyordu. bu yüzden hilafet makamı imamları daha fazla göz altına alıp mümkün yollar deneyip, sinsi planlarla bunları yok etmeğe çalışıyordu.
ikinci olarak hilafet makamı, şiilerin, on birinci imamın bir oğlunun varlığına inandıklarını anlamıştı. onbirinci imam’dan ve diğer imamlardan nakledilen rivayetlere göre onun oğlunun mehdi (a.s) olduğunu biliyorlardı. bu inanç peygamber-i ekrem’den şia ve ehl-i sünnet kanallarıyla anlatılan rivayetlere dayanıyordu.[3] ve hz. mehdi (allah zuhurunu çabuklaştırsın) onikinci imam olarak kabul ediliyordu.
bu sebeplere göre onbirinci imam, diğer imamlar’dan daha çok göz altında tutuluyordu. zamanın halifesi, şia’nın inandığı imamet ilkesine son vermek ve bu kapıyı her zaman için kapatmaya kesin karar almıştı. buna göre imam’ın (a.s) hastalık haberi zamanın halifesi mu’tamıd’a verilince, bir doktor göndermenin yanı sıra iç haberleri kontrol etmeleri için güvenilir adamlarından ve kadılarından birkaçını bu işle görevlendirdi. imam’ın şahadetinden sonra da evini teftiş edip, imam’ın hizmetçilerini de ebeler, muayene ettiler. gizli memurları iki yıl boyunca ümitleri kesilinceye dek imam’ın oğlunu bulmak için çalıştılar. [4]
şehadet
mutemid imam’ı zehirledikten bir müddet sonra imam hastalandığı zaman tamamını fakihlerin oluşturduğu beş kişi, imam’ın evinde kalıp, olup biten her şeyi kendisine rapor etmeleri için mutemid’in emriyle imam’ın evine gönderildi. imam’ın yanında kalmaları için birkaç hastabakıcı da gönderilmişti. gece gündüz imam’ın yanına gidip, durumu göz altında bulundurmaları için halife, gazi b. bahtiyar’a güvenilir on kişi seçip imam’ın evine göndermesini emretti. iki, üç gün sonra imam’ın durumunun kötüleştiğini ve iyileşme imkanının çok az olduğunu mu’temid’e bildirdiler. mu’temid gece gündüz imam’ın evinde kalmalarını istedi.
bunun üzerine imam dünyadan göçünceye kadar birkaç gün imam’ın evinde kaldılar. hazretin ölüm haberi yayılınca samırra mateme gömüldü, baştan ayağa feryat ve inilti ile doldu, çarşı pazar tatil oldu, dükkanlar kapandı, haşimoğulları, divancılar, amirler, ordu, şehir gazileri, şairler, şahidler ve diğerleri defn töreni için yola çıktılar. samırra o gün kıyamet sahnesini andırıyordu, cenaze defne hazır olduğunda halife, imam’a namaz kılması için kardeşi "isa b. mütevekkil"i gönderdi, cenazeyi namaz kılınması için yere bıraktıkları zaman isa cenazeye yaklaştı ve hazretin yüzünü açarak aleviler’e, abbasiler’e, gaziler’e, yazarlar’a ve şahitler’e gösterdi ve dedi ki:’’bu tabii ölüm ile dünyadan göçen ebu muhammed’i askeri’nin cesedidir, halifenin hizmetçilerinden falanca ve falancı buna şahit idiler’’(!!) sonra cenazenin yüzünü örttü ve cenaze namazı kıldı daha sonra defn etmek için götürmelerini emretti. ama ondan önce imam mehdi (a.f) babasının namazını kılmıştı.
ebu muhammed hasan b. aliy’nin vefatı samırra’da h. 260 rebi’ul-evvel’in sekizinde, cuma günü vuku buldu ve hazret babalarının defnedildiği evlerindeki odaya defnedildi.
#803697
