gelişinden de gidişinden de bihaber kalmış bünyemi derin düşüncelere gark eyleyen yazar. hakkında yazılanlara baktım, sonra gittim yazdıklarına baktım.. hakkında yazılanları görünce çok şey beklediğimden midir nedir, büyük bir düş kırıklığıyla geri ayrıldım..
ne bileyim insan mesela, descartes’ın, spinoza’nın, leibniz’in ve daha başkalarının tanrı’nın varlığına ilişkin argümanları hakkında bir iki çift kelam bekliyor. lakin bula bula "makara süresi" diye bir şey buluyorsunuz; üstelik "kerizsiniz olum, niye inanıyorsunuz" diye de çok açıklayıcı argümanlar arasına sıkışıp kalıyorsunuz..
burada olsa kendisine sormak isterdim; mademki, tanrı’nın yokluğu, o’nun varlığını kanıtlayamamaktan çıkarsanabiliyor, öyleyse niçin yokluğuna ilişkin ’çok ilginç ve bir o kadar da doyurucu’ argümanlar sunma gereğini duydunuz? ama bahtıma bak; sözlüğümüzün üstüne inen nur sönmüş! heyhaaaattt!
#725207
