s b d h i k r

önemli konular

· 11 ekim 2008 cumartesi disko krali zirvesi

· laf engine v6 buglari

· laf engine v6

pazarda satilan elma sekeri

1.

panayir yerinde satilan, bayram yerinde satilandan ismen farkli, cismen ayni seker. tabii farkli anilar baglidir ucuna bir de.
annenizin siz elinden cekistirip de pazara sürükledigi, zamanlardasinizdir. evde yalniz kalmaniza izin yok madem, bari annenizin iki torbasini tasiyin da bir ise yarayin...

fikstir annenizin alacaklari pazardan, yemeklik sebzeler alinacaktir, yumurta bir karton. sonra bir kilo yufka. ayrica her zamanki yerden ücyüz gram salam. kirmizi kilotlu corap iki cift, cünkü gecenlerde artik boyunuza gelmez oldu coraplariniz...

corap disinda pazardan ne ayakkabi, ne de baska bir giyim esyasi alir anne. biraz pipiriklidir bu konuda. hele hele o renkli renli sekerler, gofretler, adi üzerinde yazmayan ne idügü belirsiz bisküvilerin yanina sizi öldürseniz sokmaz. sanki perili ormanda kaybolacakmissiniz gibi elinizden cekisitirile cekistirile ucarcasina gecersiniz pazarin o kismini. hatta eger anneniz patates ve sogan almak icin o level'i atlamak zorunda olmasa, oralara ayaginiz düsmez bile...

siz o perili ormandan gecerken hansel ve gratel gibi bakakalirsiniz pastaciklara, sekerlemelere...hepsinin rengi bir yerde mattir, soguktur...derken birden kipkirmizi bir parlaklik aliverir gözünüzü. efsunlanmis yari acik göz kapaklarinizi faltasi gibi acar bakarsiniz ona...ucunda tahtadan sapi, kipkirmizi elma sekeri...
bir görünüp bir kaybolur ortadan. artik soganlarin ve de pateteslerin hizla tartildigi sergiye gelmissinizdir coktan.

bu hikâye kisirdöngü gibi sürekli tekrarlanir durur. bazi bazi anneniz pazarda karsilastigi bir baska kadinla sohbete dalar, yaninda cocugu da vardir ve o cocugun elinde sapindan tuttugu elma sekeri...siz elmasinda degilsinizdir, sekerindesinizdir. onun kizilinda...kipkizilinda. benim de dudaklarimi boyasa böyle dersiniz. benim de agzima sigmasa...

ama bu anneyle imkansiz gibidir. yillar yili elma sekerini görür de alamazsiniz avucunuzun icine...büyürsünüz, yine de icinizde uktedir o kirmizi rengi.
bir pazar, artik evde kalmanizin yasak olusundan degil de, annenizin o yükleri tek basina tasimasinin dogru olmadigini bildiginizden yaninda gidersiniz.
mahalle degismemis, pazar da degismemistir inadina...her sergi ayni yerde...
yine patateslerden önce gelen sekerci. bisküvileri, bu sefer rengarenk sekerleri....
yine orda eski sevgiliniz...kipkirmizi elme sekeri...ulasilamamis, erisilememis ukte yillar yili...
annenizin uyarilarini dikkate almadan cakili kalirsiniz yerinizde, kirmizisina bakarsiniz. hemen parayi uzatip alirsiniz bir tane elinize. alti yasina girersiniz birden ve de icinizden su gecer "dilim ne kadar kizacaracak acaba? mahalleye gidince figen'e gösterecegim...kirmizi kirmizi olacak dilim hehe"...

derken anneniz patates reyonunda biriyle konusmak icin durur. genc bir kadin, yanidna alti yaslarinda bir cocuk. cocuk elinizdeki sekeri görmüstür uzaktan. kirmizisi gözünü almistir. "keske benim de dilimi kirmizi yapsa bu seker, elmasinda degilim...sekerindeyim" diye düsünmeye baslamistir...gözleri elma sekerindedir, sizin gözleriniz onun koyu, minik, zeytuni gözlerinde...

agzinizda birikmis sekerli suyu yutarken zorlanirsiniz. arkaniza saklayasiniz gelir sekeri. ama minigin gözleri sekerle ayni yöne hareket etmektedir iste.
annenizden kurtulursunuz, on metre öteden bir elma sekeri daha alirsiniz sonra.
minicik kizin ellerine tutusturursunuz. saskin bakar ilkin, sonra bir ucundan yalamaya baslar sekeri...artik ikiniz de yasit, ikinizin de elma sekeri var..."kimin dili daha pembe olacak ki?" "kim daha agir yiyebilecek sekerini, kim daha cok keyfini cikartacak?" demektir artik pazarda satilan elma sekeri...

bana hic "pazarda satilan elma sekerine benziyorsun cocukken" diyen olmadi ki...

   kalihora   28.10.2007 18:07
   #696690

• nerede bu başlığın devamı?

 

yazdır