Son 400BugünDünRastgele

abla olmak

1

her şey 3 yaşınızda evi annenizin başına yıkarcasına "kardeş istiyooruuuuum" diye bağırmanızla başlar. annenin karnı gitgide büyürken, artık iyi geceler öpücüğünü vereceğiniz anne ve babaya bir de göbek eklenmiştir. en sevdiğiniz fisun bebeğinize benzeyeceğinizi düşünürsünüz kardeşinizin ve bilirsiniz o şimdi cennetin kapısında dünyaya geçiş iznini bekleyen bir melektir.



bir ara anneniz ortadan kaybolur. bir sabah çalan zil eşliğinde uyanıp koşarsınız kapıya. anne ve babanız kapıdadır, hem de yanlarında bir bisikletle. babanız der ki: "bak bunu kardeşin getirdi sana". ama siz bilirsiniz onu gima’dan aldıklarını. işin ilginç yanı ortada kardeş falan yoktur. yalnızca annenizin kollarında bir kumaş yığını vardır. anneniz yatağına yatınca merak uyandıran bu kumaş yığınının ne olduğunu anlarsınız. kardeş mi? bu mu? ama bu çok küçük, ya kırılırsa oynarken?



evde bir anda ancak bayram sabahları babaannenizde gördüğünüz bir kalabalık vuku bulur. nereye dönseniz kafanızı bir dize çarparsınız. her yön annenizin odasına çıkar ama siz bir türlü ulaşamazsınız başına kocaman kırmızı bir kurdele bağlamış, pamuk prensesi andıran annenize. oysa ne çok özlemişsinizdir ve anlatacak bir sürü kaydırak maceranız vardır. ne yazık ki başında onlarca insanla sizin farkınıza varamayacak kadar meşguldür. bir anda sizi farkeder. kollarınızı arkanıza almış, duvara yaslanmış, koridordan ona bakmaktasınızdır. “gel bakiim buraya” der. ayaklarınızı sürüye sürüye gidersiniz. “otur” der yatağı gösterip. oturursunuz. “uzat ayaklarını” der. uzatırsınız. kardeşinizi bırakıverir kucağınıza ve “bak bu senin” der.



aradan 24 sene geçmiştir ve o günden beri “o benim”dir.



kocaman bir yürek ister abla olmak. karşınızdaki sizindir. kimsenin üzmesine müsaade etmezsiniz ama hüzünler gelip onu bulur. o geceleri gizli gizli yatağında ağlarken, odasının kapalı kapısının ardında çöküp siz de ağlarsınız. kendisine yapılan kötülükleri affedebilecek kadar iyi yüreklidir ama siz bir türlü yediremez ve ona bunu yapanlara karşı günden güne büyüyen bir nefret barındırırsınız içinizde.



aynı evde yaşamaya başlayınca onu sadece kanınızdan olduğu için sevmediğinizi anlarsınız. tanımaya başlamışsınızdır. bir dostunuz gibi seversiniz. canınız olur. hem kanınız hem canınız; bir insan ancak bu kadar sevilebilir dersiniz. yanılırsınız çünkü her gün bu “en büyük sevgi” dediğiniz şey ikiye katlanır.



incinmesin, canı yanmasın diye her şeyi elinden alırsınız “sen dur. ben yaparım!!” diye ve size neden sinirlendiğini çözemeyip üzülürsünüz. cep telefonunun şarjı bitince, hele de haber vermeden bu kadar geç kaldıysa karakolları aramazsınız belki ama eve de sığamazsınız.



hayat en kaba hatlarıyla sille tokat inerken suratınıza, en kuytuları paylaşırsınız. sarılıp ağlarsınız salya sümük ve iğrenmezsiniz sümüğünden. geceyi sabah ederken kahkahalarınızı tutamazsınız ve koyverirsiniz. sonra neye güldüğünüzü unutup birbirinizin çıkardığı seslere gülersiniz. o sırada bir pırt yaparsınız, “abla iğrençsiiin!” der ama iğrenmez sizden. “ablaaa” diye seslendiğinde geğirerek “ne var?!” dediğinizde hiçbir şey olmamış gibi sorusunu sorar.



kısaca; abla olmak dünyanın karmaşık hadisesidir.



*



edit: bir de sözlük ablası olmak vardır ki bu biraz daha gariptir. 40 yıl düşünsen aklına bile gelmez*, sözlükten kardeş indireceğin. bir gün bir zirvede bir pırlantayla karşılaşırsın, kardeş edinirsin. online olduğu anları gözlersin, her entrysini okur, eksi verenlere kızarsın. * *

   pire sutu   22.08.2007 - 21:32 ~ 22.08.2007 - 22:44
   #627023

• nerde bu başlığın devamı ?

 
 

etiket bulutu