1.
1 nisan 1937 de adanada doğup, 9 eylül 1984 de pariste hayatını kaybetmiş türk sinemasının dünyadaki en büyük temsilcisi, "yol", "sürü", "umut", "duvar", "arkadaş", "ağıt", "acı", "umutsuzlar" gibi daha birçok muhteşem filmde yer almış cannes film festivalinde "yol" filmiyle "en iyi senaryo" ödülü kazanmış öncelerde ise birçok yeşilçamvari macera filminde yer almıştır.birçok kez düşüncelerinden dolayı hapse girmiş ama hapiste olduğu süre içinde de işini yapmaya devam etmiştir, yurda dönüş çağrılarını dikkate almadığından 1983 te yurttaşlıktan çıkarılmıştır. türkiyede uzun yıllar yasaklı olan filmi "yol" ölümünden yıllar sonra tekrar gösterime girmiştir. asıl adı yılmaz pütün'dür.
tarlabasi 10.10.2006 14:25 ~ 11.04.2009 16:38
#75082
2.
müthiş sinema adamı. erken yaşta ölmüş kısa hayatına muhteşem başarılar sığdırmış, nuri bilge ceylanın aldığı cannes altın palmiye ödülünü ülkede ilk alan *ve londra film müzesinde filmi bulunan * tek sinemacı... büyük üstad
<bkz: umut>
<bkz: arkadaş>
<bkz: yol>
<bkz: duvar>
<bkz: zavallılar>
<bkz: sürü>
ederlezi 11.10.2006 01:51 ~ 01:52
#75834
3.
ününü aşırı çirkin olmasına borçludur.
nart nesken jake 26.12.2006 20:30
#157552
4.
türk sinemasına, türkiye insanına filmleri ve yaşam deneyimleriyle değer katan, aydın kimliğinin altını dolduran, gerek yaşam öyküsü gerek yapıp ettikleriyle silinemeyecek izler bırakan değerli insan.
umut, yol, duvar, sürü ve arkadaş en sevdiğim filmleridir.
bu güzel cümlelerin aynasıdır aynı zamanda;
canım, sevdiğim, yüreğim
bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin…
bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan…
bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü,
bazen bir serçe kadar güçsüzsem bir nedeni vardır…
hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
güzel günler, zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
damla damla birikiyor insan.
damla damla sevgili…
bir gün akıp gideceğiz hayata…
duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur…
ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.
kompostu 28.12.2006 15:40
#159728
5.
yol flmiyle türk sinemasına altın palmiye kazandırmış büyük sinemacı ayrıca bu ödül türk sinema tarihinin en büyük ödülüdür.
spartakus 09.03.2007 21:15 ~ 06.04.2007 14:37
#256636
6.
1937'de adana'da doğan yılmaz pütün (güney), lise yıllarında, bisikletiyle sinemadan sinemaya on altı milimetrelik film bobinleri taşıyarak sinemaya ilk adımını atar. sinemaya daha yakın olabilmek için ankara üniversitesi hukuk fakültesini bırakır ve istanbul üniversitesi iktisat fakültesine yazılır.
sinemaya olan sevgisini şöyle özetliyor: "sinemayla karşılaşmam 13 yaşındayken oldu. kavgalı dövüşlü filmlerin gösterildiği fukara sinemalarına gidiyorduk. kendimizi daha rahat hissediyorduk bu sinemalarda. mesela bir galatasaray sineması vardı, çok güzeldi. önünden geçer bakardık ama çok lükstü gitmeye korkardık. istesek parasını verip girebilirdik. ama ne kıyafetimizi ne de yapımızı uygun görmezdik o sinemaya."
bu arada, adana'da pursantaj memurluğunu yaptığı dar film'in istanbul bürosunda çalışmaya başlar. atıf yılmaz'la tanışır ve onun asistanlığını yapmaya başlar. 1956 yılında yayınlanan "üç bilinmeyenli eşitsizlik sistemleri" adlı öyküsünde komünizm propagandası yaptığı için, 1961 yılında 18 ay hapis ve 8 ay konya'ya sürgün cezası verilir. bu cezayı almadan önce 1959 yılında oynamış olduğu atıf yılmaz'ın "alageyik" filminde gelecekte kendinden bahsettirecek bir aktör olacağının sinyallerini verir. oyuncu olarak yer aldığı sadece ikinci film olmasına rağmen performansı dikkat çekicidir. ardından ceza ayları gelir.
ilk kez hapse giren yılmaz güney, hayatının muhakemesini yapar, kendini yeniler ve düşünsel yapısını geliştirir. kendisine bir misyon biçer, bunu nasıl gerçekleştireceğinin hesaplarını yapar. hapishaneden çıktıktan sonra zor günler geçiren yılmaz güney'in daha sonra rol aldığı film sayısı artmaya başlar. 1963'te "ikisi de cesurdu" isimli iddiasız bir filmin senaryosunu yazar ve baş rolünü oynar. ferit ceylan'ın yönettiği bu film, güney'in bundan sonraki filmlerinin ana malzemesi haline getireceği "kabadayı mitosu"nun temellerini atar. 1964'te yine senaryosunu yazıp, oynadığı "koçero" anadolu'da büyük iş yapar. aynı yıl rol aldığı "10 korkusuz adam" filminde hiç konuşmayan, sürekli arka cebinde taşıdığı konyağı içen bir ayyaşı canlandırır. bu rol, filmde fazla bir önem taşımadığı halde yılmaz güney, diğer oyuncular tamer yiğit, adnan şenses, tunç oral ve özkan yılmaz'ı gölgede bırakır. güney'in göründüğü sahnelerde sinema salonları inler. böylece yılmaz güney bir mitos haline gelmeye başlayarak senarist ve oyuncu olarak birçok filmde görev alır.
1965 ve 1966 ise aktör güney'in en verimli yılları olur. artık türkiye'de sinema "çirkin kral"ının adıyla anılmaktadır. güney'in sineması, o tarihe kadar genelde melodramlardan, uyarlamalardan ve savaş öykülerinden oluşan türk sinemasına yeni bir soluk getirir. filmleri, türk tarzı yaşamın daha artistik ve daha kişisel bir yorumudur.
canlandırdığı karakterleri şöyle yorumlar: "ben, oyuncu olarak halkın giyiminden, davranışlarından farklı olmamaya çalışıyordum. zaten olamazdım ki. ben zaten kendimi oynuyordum. şöyle bir durum var: yaptığım bütün filmlerde benden bir parça vardır."
"seyyit han", "toprağın gelini" ve sinema tarihimizin önemli filmlerinden "hudutların kanunu"yla ilk işaretlerini veren sürecin sonunda beklenen çıkış "umut" filmi ile yaşanır. türk sinemasında yer yerinden oynar. "umut", yılmaz güney'in başyapıtlarından biridir. ayrıca türkiye'de devrimci sinemanın da ilk ve en iyi örneklerinden biridir. bu filmi, "acı", "ağıt", "baba", "arkadaş" ve "endişe" takip eder. 1979'da senaryosunu yazıp, yapımcılığını üstlendiği en önemli filmlerinden olan "sürü" gelir. 1981 yılında ise sinemasının doruk noktası olan ve şerif gören tarafından yönetilen "yol" ile daha sonra yurt dışında önemli ödüller alır.
aslında mahkumiyetten kurtulmak için türkiye'den kaçtığı 1981 yılına kadar güney adı ve çalışmaları yabancı sinemaseverler tarafından pek bilinmez. fakat bu kaçıştan itibaren gerçekleşen olaylar güney adını tüm dünyaya duyurur. "yol" filminin, 1982 cannes film festivali'nde altın palmiye kazanmasıyla birlikte güney yalnız kaçış olayıyla değil filmleri ile de anılmaya başlar. dünya sineması yeni keşfinin heyecanını yaşamaktadır.
güney "kabadayı mitosu" ile gelen yeni dönemdeki felsefesini kısaca özetler: "düşünmeden hiçbir insanın herhangi bir şey yapabilmesine imkan yoktur. ben sadece düşündürmek istiyorum."
1983'te bir hapishanede yaşananları anlattığı ve fransa'da, fransız hükümetinin de desteğini alarak senaryosunu yazıp, yönettiği "duvar" (le mur) filminden sonra 9 eylül 1984'te paris'te hayata gözlerini kapar.
resul balay olmak 18.03.2007 19:40
#272486
8.
devrim adami,delikanlılıgın tukenmez kalemi,cirkinligin vazgecilmez guzelligi.kendisi cukurovanin asi insani. ideolleri ugruna yasamini hice atmis,hayati boyunca dik durup boyun egmemeyi ilke edinip her zaman galip cikmis unutulmaz isimlerden.onunla ilgili soyle bir enstantane duymustum;
dogu illerinde onun filmini izlemeye giden topluluklar olurmus.yilmaz guney hep kabadayi vurdu kirdi olur ya,bir ara dayak yeme sahnesi olmus,e tabi bunu bizimkiler hazmedememis;"lan nasil yilmaz abi dayak yer"diye butun sandelye ve masalari sinemanin televizyonlarina firlatip kursunlamislar salonu.iste bu adam haklin gozunde boyle buyuk bir sevgi tasimis.
akraba evliligi 06.04.2007 10:20
#307767
9.
yalnızca türk sineması için değil dünya sineması içinde önemli bir değer olan, sürgünde ölmüş yönetmendir.
popüler bir oyuncu olmasında etkisi olan avantür tarzında ki vurdulu kırdılı filmleri bile benzerlerinden farklıydı.
elverişsiz fiziğine rağmen farklı oyunculuk tarzı ile sevilen bir oyuncu olması, sonradan o elverişsiz görünüşün bile taçlanmasına, çirkin kral diye anılmasına neden oldu.
görüşlerini daha açık ve net sergilediği politik filmleri ve çarpıcı yönetmenliği dünya çapında ün kazanmasına neden oldu. ancak bu ünü ve politik bir sürgün olması bile avrupalı önyargılarından onu koruyamadı. duvar filminin çekimleri sırasında bir çocuğu ağlatmak için dövdüğünü bile yazdılar.
bireysel yaşamı ile ilgili olarak çok fazla şeyler söylendi, maçoydu, kumar seviyordu vs...
başkaları daha fazla maço, daha fazla kumarbaz olmasına rağmen onun öne çıkartılmasının sebebi politik tercihleriydi.
gene de bütün bu yazılan çizilenler onu sevenlerin ilgisini ne azalttı ne de bitirdi.
onun filmini izleyip sinemadan çıktıktan sonra uzun yıllar önce yapılmış olmasına rağmen bir süre etkisinden kurtulamazsınız. yaşadığınız dünyaya daha farklı bir gözle bakmaya başladığınızdan herşey biraz yabancı gelir.
halen görmeye devam ettiği ilgi, kendi icadı sahneler, çekimler yaşamaya devat ettiğini gösteriyor.
yani bazı adamlar vardır, sürmekle süremezsiniz, öldürmekle öldüremezsiniz öyle biridir yılmaz güney.
<bkz: hayat bize mutlu olma sansi vermedi>
<bkz: düzen kahpe biz kabadayıyız>
olma digerleri gibi 06.04.2007 14:30
#308061
10.
nisan ayı boyunca digitürk türkmax kanalında filmleri yayınlanacak olan ödüllü yönetmen.*
childmucur 06.04.2007 14:34
#308076
11.
koyu sol düşüncesini benimsemiş devrimci oyuncu/yönetmen.
hayri pitir 06.04.2007 14:36
#308084
12.
cırkın kral olarak bılınır.gercekten kral adamdır.***
damarlarim catliyor 18.05.2007 01:16
#403158
13.
bir insanı yakından tanımadan sadece duyumlarla ve gözlemlerle söylenebilecek herşeyin söylendiği için sadece şu yorumu yapmak isterim.umutsuzlar filmindeki gözleri onu anlatmaya yetecektir.bir insanın ruhu ancak bu kadar gözlerine yansır.
foseptik 09.09.2007 12:01
#659725
14.
eşi fatoş güney, 'insanlar zorluk çekip fakirlik içinde yaşarken ben zenginlik içinde yaşayamam' deyip bir köye yerleşmek istediğini söyler.
yılmaz güney cevaben;
'hayır, biz herkes onlar gibi yaşasın diye mücadele etmiyoruz. onlarında herkes gibi yaşayabilmesini istiyoruz, bunun için çabalıyoruz.' demiştir.
rakicoglu 12.09.2007 12:12 ~ 12:13
#664777
15.
türk sinemasının tarihe çok şey kazandırmadığı dönemler de; türkiyeyi gerçek sinemayla tanıştıran kişilik.
2050 12.09.2007 12:24 ~ 03.05.2009 00:30
#664791
16.
dondurmam gaymak filminde dondurmacının haksızlığa uğradığında verdiği örneğin baş kahramanı.
ridakblog 12.09.2007 12:33
#664801
17.
baba diye bir filmi vardı. belki de izlediğim en iyi türk filmiydi.
sonra filiz akın' la oynadığı umutsuzlar ve fatma girik'le oynadığı mavi çocuk diğer harika filmlerindendi.
senaristliğini yaptığı yol, yönetmenliğini yaptığı duvar, kendi öz babasını anlattığı umut ve sürü gibi filmleri zaten aldığı ödüllerle kendillerini kanıtladılar.
türk sineması için yılmaz güney bir yana, diğerleri bir yana...
*
muhittin bosat 12.09.2007 12:58
#664840
18.
aynı zamanda ülkesine aşık bir devrimciydi.
yurt dışındaki bir konuşmasında der ki,
"dağlarımız, ovalarımız ve ırmaklarımız bizi bekliyor. biz bütün ömrümüzü gurbette geçirip gurbet türküleri söylemek istemiyoruz.
biz yiğitlikleriyle destanlar yazmış bir halkız ve önümüzde duran bütün güçlükleri yenecek azme, kararlılığa ve koşullara sahibiz.
dost ve düşman herkes bilsin ki, kazanacağız... mutlaka kazanacağız.
bir köle olarak yaşamaktansa, bir özgürlük savaşçısı olarak ölmek daha iyidir."
muhittin bosat 12.09.2007 13:05
#664855
19.
ustalığını konuşturmasını bilen büyük adam.
cannes'da ödül almak için sahneye çıktığında kaçaktı.
ancak ne var ki her zaman gerçekleri gören bir insan olmuştur.
günümüzde gözü kapalı insanlara nazaran o sürgün, hapishane yıllarında yılmadan inandıkları uğruna savaşmıştır.
ve nazım hikmet ran gibi kendisi de yurt dışında vefat etmiştir.
coldplay49_74 10.11.2007 19:05 ~ 19:07
#717629
20.
hiç çirkin olmayan ama kral olan...
psykhe 10.11.2007 19:07
#717630
2