türk edebiyatı'nın eski ve önemli kalemlerinden biri. süleymaniye'de ezan sesleri şiiri en bilinen şiirlerindendir. yenilikçi akımlara fazla kapılmamış, divan edebiyatı geleneğini sürdürmüştür.
asbb 19.10.2006 22:43#82545
· el yordami (2)
· bakkaldan veresiye dukkani devralmak
· kocasini 8 ayda 300 erkekle aldatan kadin (2)
· yaran diyaloglar (3)
· tuvalet kagidi (2)
· ali (3)
· erkek gomlegi giyen kadin (3)
· dir li dur lu cumle yazmak (4)
· cumle sonlarini dir ile bitiren yazar tipi
· victoria s secret (3)
· entry silme mesajina alternatif cevaplar (4)
· okkes (11)
· avrupali erkeklerin turklerden daha bakimli olmalari (8)
· clubber
· pantolonum diesel den clubberim ezelden (2)
· bevliye
· trafik
· brusk (2)
· neden sevgilin yok (10)
· cayvesigara (3)
· kibarlik
· yahoo answers sitesinin turk versiyonu olmamasi (3)
· enlightenment (3)
· nigde gazozu (2)
· 18 ekim 2008 kocaelispor fenerbahce maci (5)
· kahve ve sigara (3)
· sozlugun en iyi yazarina hakettigi degeri vermek (9)
· gheorghe hagi den sonra turkiye ye gelen en iyi yabanci olmak (2)
· iki heceli turk isimlerinin italyan isimleri karsisindaki ezik durumu (2)
· johnny depp (2)
· e17
· elive
türk edebiyatı'nın eski ve önemli kalemlerinden biri. süleymaniye'de ezan sesleri şiiri en bilinen şiirlerindendir. yenilikçi akımlara fazla kapılmamış, divan edebiyatı geleneğini sürdürmüştür.
asbb 19.10.2006 22:432 aralık 1884 yılında üsküp'te doğdu. asıl adı ahmed agâh'tır. ilk öğrenimini istanbulâda vefa lisesiânde tamamladı. parisâe giderek (1903) bir yıl bir kolejde fransızcaâsını ilerlettikten sonra siyasal bilgiler fakültesiâne girdi. dokuz yıl kaldığı parisâten döndükten (1912) sonra, istanbulâda üniversitede çeşitli dersler okuttu (1915-1923),
urfa milletvekili oldu (1923); varşova (1926), madrid (1929) ortaelçiliklerine atandı, tekirdağ (1935-1942) ve istanbul (1943-1946) milletvekilliklerinde bulundu.
büyükelçi olarak pakistanâa gitti (1948), bir yıl sonra emekliye ayrılarak yurda döndü (1949). rumelihisarı mezarlığında gömülü. spor ve sergi sarayı civarındaki parka bir anıtı dikildi (1968) kişiliğini parisâte okurken ünlü tarihçi albert sorelâin derslerinden aldığı tarih zevkiyle, fransız şairlerinin (jean moreas, baudelaire, verlaine, vb.) ölçü ve biçim güzelliklerinde buldu.
parisâe gidişi, ıı. abdülhamit baskısından bir kaçış olduğu halde, orada siyasi faaliyetlere katılmayarak sanat çevrelerinde kendini yetiştirdi. paris öncesi hamid ve servet-i fünun şiiri etkisinden kendisini böylelikle kurtardı, klasik divan şiirimizi batı şiirindeki bütünlük anlayışıyla ele aldı. avrupa dönüşü yeni mecmuaâda "bulunmuş sayfalar" başlığıyla yayımladığı gazel ve şarkılarla tanındı (1918). bu neoklasik şiirler, onun çıkış noktasının osmanlı tarih ve şiiri olduğunu gösterdiği gibi, sonradan yeni şekiller ve sade dille yazdıklarında da şairin genel olarak osmanlı medeniyet ve kültürüne bağlı kaldığı görülür.
onda tarih, vatan, millet ve istanbul sevgisi, hep bu açıdan işlenir. osmanlı medeniyeti yüzyıllar boyu en yüce eserlerini istanbulâda yarattığı için, yahya kemalâdeki istanbul, boğaziçi ve türk musikisi hayranlığına, tabiat güzellikleri yanı sıra, tarih değerleri de girer. duygu, düşünce ve hayali ustalıkla kaynaştıran şair, pek çoğuna hikaye karakteri verdiği lirik-epik şiirlerinin konularını aşk, tabiat, deniz, ölüm ve sonsuzluktan da alır. iç ahengi her şeyden üstün tutuşu, şiiri "musikiden başka türlü bir musiki" kabul edişi; "ok" şiiri bir yana, bütün şiirlerini, bu ahengin sağlanmasına daha elverişli gördüğü aruzla yazmasına sebep oldu yahya kemal, şiirlerini, makale ve hikayelerini sağlığında kitaplarda toplamamış, eserleri dergilerde, dağınık kalmıştı.
ölümünden sonra dostları ve hayranları tarafından bir yahya kemalâi sevenler cemiyeti kurulduğu gibi, istanbul fetih cemiyetiâne bağlı bir de yahya kemal enstitüsü ve müzesi açıldı (1961). bu enstitüânün yayımlamaya başladığı yahya kemal külliyatıânda şairin ilk üçü şiirlerini; diğeri makale, deneme ve anılarını derleyen şu eserleri çıktı: kendi gök kubbemiz (1961), eski şiirin rüzgariyle (1962), rübailer ve hayyam rübailerini türkçe söyleyiş (1963), aziz istanbul (1964), eğil dağlar (1966), siyasi hikayeler (1968), siyasi ve edebi portreler (1968), edebiyata dair (1971), çocukluğum, gençliğim, siyasi ve edebi hatıralarım (1973), tarih müsahabeleri (1975), bitmemiş şiirler (1976), mektuplar-makaleler (1977) hakkında yayımlanan kitapların sayısı yirmiyi geçer.
artık demir almak günü gelmişse zamandan,
meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan.
hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
rıhtımda kalanlar bu seyâhatten elemli,
günlerce siyâh ufka bakar gözleri nemli.
bîçâre gönüller! ne giden son gemidir bu!
hicranlı hayâtın ne de son mâtemidir bu!
dünyâda sevilmiş ve seven nâfile bekler;
bilmez ki giden sevgililer dönmiyecekler.
bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.
dizelerinin sahibi büyük şair/büyük insan..
nazım hikmetin hocasıdır. rivayet o dur ki nazım hikmetin annesine sevdalanmıştır. bunu öğrenen nazım hikmet,bir gün gizlice üstadın cebine bir not bırakır ve o günden sonra üstad bu sevdayı kalbine gömer ve o eve bir daha uğramaz.
''hocam olarak girdiğin bu eve babam olarak da gireceğini düşünme''
<bkz: nasıl yani ya>
yolu ve usülü olmadığı halde istanbul beyefendiliğini, mevlevi tradisyonunu popülerleştirme sürecini başlatan, fransızcadan aşırdığı şiirler (bkz: sessiz gemi) ile aruzun son dönem şahı olarak nam bulmuş katakofti.
yat ve yelken kluplerinde milletin en sancılı dönemlerinde keyfine keyif katmış, gurmelik yapmış hissiz madrabaz. anlatıldığına göre, takma dişlerini yemek masasında su dolu bir kabın içinde temizleyebilecek kadar görgü yoksunu bir zavallıdan o şiirleri beklemek bir safdillik alameti sayılmalı.
devamlı kendisiyle yarıştırılan hatta kendisinin nereden geldiği anlaşılmayan bir kibirli küçük gördüğü ahmet haşim'in hisli duruşu, melale yakınlığı bizim hal i pür melalimizi anlatmaya daha müsait bir çizgidedir. ama nedense bu dünyada kötüler kazanır. edebiyat aleminde de bu münakaşadan yahya kemal'in galip çıktığı kıssalar halinde nakledilir. tabi galibiyetten maksat nedir. onu hal ehli daha iyi anlar.
yahya kemal'in gazıyla ahmet hamdi tanpınar'ın haşim'i dövmeye gittiği bile anlatılır. kendisine "otur lan yerine" demek istiyorum.
"ne harabiyim ne harabati kökü mazide olan atiyim" diyerek kendini tanımlamış büyük şair.
Tikulti Ninurta 05.08.2007 02:481884 yılında üsküp'te doğdu. asıl adı ahmed agâh'tır. ilköğrenimini üsküp'te gördü. istanbul vefa lisesi mezunu. başlangıçta sultan ıı.abdülhamit yönetimine karşı muhaliflerin safında yer alarak paris'e kaçtı. fransa'da siyasal bilgiler okurken hocası albert sorrel'in etkisinde kalarak düşüncelerinde değişmeler oldu. fransa'da dokuz yıl kaldı. fransız edebiyatını ve edebiyatçılarını yakından tanıma imkânı buldu. onlardan etkilendi. bir ara nev-yunanî bir şiirin peşine düştü. doğu dilleri okulu'na devam ederek arapça ve farsça'sını geliştirdi. divan şiiri üzerinde yoğunlaştı. 1913 yılında istanbul'a döndü. darüşşafaka, medresetü'l-vâizin ve darülfünûn'da tarih ve edebiyat dersleri okuttu. gazete ve dergilerde yazılar yazdı. lozan konferansı'na katıldı. 1923'te urfa milletvekili seçildi. çeşitli ülkelerde diplomatik görevler alarak türkiye'yi temsil etti. yozgat, tekirdağ ve istanbul milletvekilliği yaptı. pakistan büyükelçiliği görevinde iken emekli oldu (1949) ve yurda döndü. tedavi için paris'e gitti. bir yıl sonra da öldü. cumhuriyet dönemi türk şiirinin en büyük temsilcilerinden biridir. aruzla yazdı. klasik şiirimizin temel özelliklerine bağlı kalarak, kendine özgü bir şair oldu. sanatta ve edebiyatta millî ve manevî değerlere bağlı kaldı.
penislerin efendisi 15.12.2007 08:37'yedi yüzyıl süren hikayemizi
dinlemiş ihtiyar cınarlardan..'
devekuşu kabare sayesinde tanıştığım şair.
<bkz: yahya kemal boyabatli>