(ing.) su
mr writer 02.12.2006 00:40#127432
+ gasolin xaltolin (2) …
◊ lafoloji (2)
+ lafmacun yazarlarinin siirleri (4) …
◊ esheduenlaitaheillata ve esheduenne osman pamukoglu resulata
◊ almaata (3)
◊ hitler ve mussolini yuzunden irkciligin yanlis anlasilmasi
◊ aaah belinda (2)
◊ kemalistlerin limonata icmesi (2)
◊ eger atayi elestirirsen agzini sikecek 1 milyon kisi bulurum
◊ balkona konan portakalin hemen bozulmaya baslamasi
◊ haydi turk emperyalizmi yapalim
+ 10 mart 2010 besiktas istanbul bb spor maci …
◊ maasata
◊ maazata
+ zibidigibi …
+ ensest iliski fantezisiyle 31 ceken yazarlar …
◊ insata
◊ senin marx a orospu cocugu diyen agzina aci biber surerim
+ erkeklerin erkeklerde baktigi ilk yer (6) …
+ senin ataturk e bes para etmez diyen agzini sikerim (2) …
+ 10 mart 2010 real madrid lyon maci …
+ 10 mart 2010 manchester united ac milan maci …
◊ ofke kontrolu (3)
◊ kul tablasinda kuruyemis yiyen bezgin bekir
◊ ali kemal mert (3)
eurovision 2007'de bulgaristan adına elitsa todorova ve stoyan yankoulov'un birlikte söyleyecekleri şarkı.
laura 23.03.2007 04:19çok güzel bir blonde redhead şarkısı.
"why then.. why then.. why then.. why then.."
izledikten sonra filmdeki karakterlerden birini katletme istegi uyandiran film. izlenmeli listelere eklenmeli.
egosystem 20.08.2008 00:5017 eylul 2008 fc porto fenerbahce maci’nin monotonluğundan sıkılma süreci'ni ya$adığım bir anda hasbel-kader izlemeye karar verdigim; lakin izledikten sonra –ian andersonvari bi flüt sesiyle- “film sonrası ekrana bakakalma” olayının vuku bulmasını sağlamı$, leziz bir deepa mehta filmi.
havada spoiler kokusu..
film kendi içinde birkaç kısıma ayrılmı$ vaziyette. bunun nedenini, filmin zaman sürecinin dahil oldugu 20'li yıllarda ya$anmı$ olan birden fazla objeyi aynı anda ve katı$ıksız bir biçimde anlatıyor olması, $eklinde yorumluyorum.. zaten, ba$taki sahneleri sanatsal içerik yönden zenginken, ortalarına doğru sosyo kültürel durum daha ön plana çıkıyor, sonlarına doğru dönemin siyasal olayları daha fazla dikkat çekici. hatta aklımda kaldığı kadarıyla / izleyip gördüğüm kadarıyla, $öyle de yorumlayabilirim:
filmin en ba$ında, 9 ya$ındaki kız çocuğun (chuyia) dul kalmasının ardından, kolunda var olan bileziğinin alınıp saçının kesilmesi; çocuğun dünya nimetlerinin yasaklanması manasına gelirken, (bir nevi adam-evy vakası) çocuğun gönderildiği barınma evi olayların alt dekoru olan $u an içinde bulunulan “dünya”yı simge ediyor. aynı $ekilde chuyia’nin o kadar bohemyanın içinde kendine benzer bir kadın bulması (kalyani) bilinçaltındakileri beklenti, umut ve intizarları paraflarken; umut kelimesinden edilgen yolla tanı$tığı narayan ise -ki filmin okuyan, sorgulayan ve dü$ünen adamıdır aynı zamanda- akılcılık, mantık, basiret gibi onure edilebilen değerleri temsil ediyor; ve bu iki değerin bir $ekilde kar$ıla$ması; birlikte, tek ve birlik olması umuluyor..
ayrıca narayan’ın baba evine döndüğü ilk sahnede, duvarda var olan aile fotoğrafını kaldırıp yerine gandhi’nin fotoğrafını asması çok net ve çok $a$aalı bir siyasal mesajdır nazarımda..
son ve en önemli not belki de; filmin sonuna doğru mahatma gandhi;
“ben yıllarca tanrı’nın var olduguna inandım; ama artık, var olmanın tanrı oldugunu biliyorum” demi$tir, bu sözdeki derinlik ile ağzımıza etmi$tir, ne güzel yapmı$tır..
tavsiye edilebilirlik seviyesi yüksek bir film.
amerika'da bu kelimeyi telaffuz ettiğinizde size maden suyu getiriyorlarmış.
dick advocaat 29.09.2009 21:58