venedik komisyonu, avrupa konseyi’nin anayasa hukuku konularındaki danışma organı konumundadır ve aynı zamanda "avrupa hukuk yoluyla demokrasi komisyonu" olarak da zikredilmektedir. türkiye’nin de içinde bulunduğu 51 devletin temsilcisi bulunan komisyon, 1990 yılında kurulmuştur. üyeler, anayasa hukuku ve uluslararası hukuk alanında uzmanlaşmış akademisyenler, yüksek mahkeme ya da anayasa mahkemesi üyeleri ve ulusal parlamentolardaki milletvekillerinden oluşmaktadır. anayasa hukuku alanında çok değişik konularda hazırladığı raporlarla venedik komisyonu, uluslararası alanda hukuk konularında bağımsız bir "think tank" kuruluşu olarak kabul edilmektedir ve komisyon, özellikle anayasa reformu içerisinde bulunan ülkelerde, avrupa’nın anayasacılık tecrübesinden hareketle oluşturulan temel standartların içerisinde yer aldığı anayasa metinlerinin kabulünde önemli rol oynamıştır. ek olarak, avrupa insan hakları mahkemesi de siyasal parti özgürlüğü ve yasaklama rejimi konusunda venedik komisyonu’nun aşağıda yer verilecek olan standardına paralel içtihat oluşturmaya özen göstermektedir.
venedik komisyonu’nun hazırladığı raporlar içerisinde önemli bir tanesi, siyasal partilerin yasaklanması, kapatılması ve benzeri tedbirlerin alınması ile ilgilidir. tüm avrupa kıtasında geçerli olmak üzere, hukuk devleti ve demokrasi standardını yükseltecek, insan haklarını koruyacak ve demokratik güvenliği daha fazla sağlayacak biçimde, komisyon’un 11 aralık 1999 tarihinde kabul ettiği ve 10 ocak 2000 tarihinde deklare ettiği metne göre, örgütlenme özgürlüğünün temel hak ve özgürlükler içerisindeki ayrıcalıklı konumunu da dikkate alarak, siyasal partilerin yasaklanması ve kapatılması konusundaki standart şu şekilde ortaya konulmuştur:
siyasal partilerin yasaklanması veya kapatılması, sadece partilerin şiddeti siyasal bir araç olarak kullanmaları veya anayasada güvence altına alınan hak ve özgürlükleri yok etmek ve demokratik anayasal düzeni yıkmak için şiddet kullanmayı savunmaları durumunda haklı görülebilir. siyasal partilerin anayasada barışçıl değişiklikleri savunması ise, yasaklanmaları veya kapatılmaları için asla tek başına yeterli delil olarak kabul edilemez.
bir siyasal parti, bir bütün olarak, üyelerinin, partinin izin vermediği biçimdeki bireysel eylemlerinden dolayı sorumlu tutulamaz.
siyasal parti yasaklama veya kapatma biçimindeki yaptırım, en son çare olarak, istisnai bir tedbir biçiminde kullanılmalıdır. yetkili yargı merciine kapatma talebiyle ilgili başvuru yapılmadan önce, kapatma talebinde bulunacak olan hükümet veya diğer devlet organı, ülkenin durumu, siyasal partinin özgür ve demokratik siyasal düzen veya başkalarının hakları için açık bir tehlike teşkil edip etmediği hususunu da dikkate alarak, kapatma dışında daha hafif tedbirlerle bu tehlikeden kurtulma biçimindeki çözümleri dikkate almak zorundadır.
siyasal parti kapatılmasına anayasa mahkemesi ya da başka uygun bir yargı mercii, hukuka uygun usullerin tümünün sağlandığı bir hukuksal süreçte, açık ve adil bir yargılamanın sonucunda karar vermelidir.
batılı demokrasilerde, siyasal partilerin kapatılması ve yasaklanması konusunda, açıkça venedik komisyonu’nun ortaya koyduğu bu standart benimsenmiş durumdadır. nitekim, günümüzde italya’da, sistem karşıtı olarak nitelendirilebilecek olan komünist partisi siyasal alanda faaliyette bulunmakta, hatta bazı koalisyon hükümetlerine de ortak olmaktadır. italya’da ayrıca, anayasanın geçici maddesindeki yasaktan kurtulmak için, eski faşist partinin devamı olduğunu ifade etmemekle birlikte, neo faşist bir parti siyasal alanda yer almaktadır. federal almanya’da ise 1956 yılından bu yana hiçbir siyasal parti yasaklanmamıştır. aksine, aşırı sağcı görüşleri ile tanınan npd hakkında kapatma davası açılması ve kapatma yönünde kamuoyundaki büyük beklentiye rağmen, federal alman anayasa mahkemesi 2003 yılında bu partinin kapatılması talebini reddetmiştir.
kapatmanın kesin çözüm olmadığı hususu bir yana, bu bağlamdaki temel sorun, türkiye’nin siyasal parti kapatma konusuna yaklaşımının yanlışlığından kaynaklanmaktadır. şimdiye kadar kapatılan siyasal partilerin önemli bir kısmında, ne şiddeti bir yöntem olarak benimseme durumu söz konusudur, ne de özgürlükçü demokratik temel düzeni yıkmaya yönelik bir amaç bulunmaktadır. türkiye’de kapatılan siyasal partilerin çoğunun, aslında tüzük, program ve faaliyetlerinde, mevcut anayasa ve kanunlarda öngörülen demokrasi ve onun icaplarını kendi anlayışı doğrultusunda değiştirip geliştirme amacı yer almaktadır. şiddeti tasvip etme durumu hariç, kapatmaya dayanak olarak kabul edilen gerekçelerin, demokrasi ve insan hakları modelini yıkmak veya içini boşaltmak biçiminde bir amacı bulunmamaktadır. aksine, parti politikalarının türkiye’deki demokratik rejimi ideale yaklaştırma doğrultusundaki demokratik talepler olması da bu siyasal partileri kapatmaktan kurtaramamıştır.
doç. dr. yusuf şevki hakyemez - ktü öğretim üyesi
#976397