1.
emeğe saygısızlığın tavan yaptığı şu günlerde en çok dikkate alınması gereken beyanat.
efendim bir cümle ile meramını anlatmak en güzelidir biliyorum. ancak bilim çevrelerinde de çokça tartışılıp bir tdandarda bağlanan konu var ki o da kısa entry giren yazarın potansiyel yavşak olduğu gerçeğidir.
bu da bize gösteriyor ki uzun uzun entry giren gerçekten yazarlara sahip çıkmalıyız hamına çaktığımının yerinde. verilmek istenen örtülü mesaj bu iken, pozitivizm, aydınlanma felsefesi bunu gerektiriyorken aksi yönde hareket etmek, siklememek bilimi reddetmektir.
faysal 17.07.2008 - 13:15
#977092
bi kucuk su 17.07.2008 - 13:16
#977094
halilemre 17.07.2008 - 14:38
#977159
Boolean 17.07.2008 - 14:42
#977164
6.
duruma göre doğru önerme.copy paste söz konusu değilse elbetteki artı verecen,eline mi yapışır?lütfen,yetkilileri göreve çağırıyorum.
scoobydoowhereareyou 17.07.2008 - 15:13
#977198
7.
yazılan her entrye oylamaya değerdir ama her zaman için oylama kriteri uzun veya kısa değil, iyi veya kötü olmalıdır. asıl yavşaklık yazdığı her uzun entryi güzel sanıp artı oy beklemektir.
nediyonsengudjohnsen 17.07.2008 - 15:20
#977204
8.
ben bir uzun entry ile yavşak olmadığımı ispatlayıp huzurlarınızdan ayrılıyorum. eğer oylamazsanız yavşaksınız.
sevgili yazarlar, değerli meslektaşlar,
eczacılık fakültesi’ne hoş geldiniz.
bjork; müzikal hayatına; doğduğu yer olan izlanda, reykjavik’da başladı diyebiliriz. daha küçük bir çocukken flüt, piyano ve şan dersleri almaya başladı. ve 1979 yılında ilk grubuna katıldı. 15 yaşındayken “tappi tikarass” adında “siouxsie and the banshees”den oldukça etkilenmiş olan bir post-funk grubu kurdu. 1982 yılında grubun iki parçası, izlanda’lı yeni dalga artistlerinin konu edildiği “rock in reykjavik” adında ki bir belgeselde kullanıldı. ve bunun sonucunda bjork müzik çevreleri tarafından tanınmaya başladı.
türkiye’nin en eski eczacılık eğitim kurumu olma özelliğine sahip fakültemiz, 2006-2007 eğitim-öğretim yılında 167. yılına girme gururunu yaşamaktadır.
fikret bila’nın dünkü makalesinde chp lideri baykal, “tolon ve eruygur paşalara sahip çıkan olmamasından” yakınıyordu.
bila’ya göre baykal’ın bu sözlerinde “genelkurmay’a gönderme” vardı
fakültemiz,50 öğretim üyesi ve 40 araştırma görevlisi ile lisans ve lisansüstü eğitiminde ve araştırmalarındaki görevini en iyi şekilde sürdürerek, üniversitemiz bünyesindeki güçlü ve saygın yerini kuruluşundan bugüne kadar korumuştur. daha sonra açılan eczacılık fakültelerinin kuruluşlarında en büyük katkıyı verme özelliğine sahip olmuştur.
birkaç ay önce murat aşık ile evlenen esra eron, hello! dergisine verdiği röportajda evlilik teklifi öyküsünü anlattı. "murat benim için şiir yazmış ve önceden roma’daki otele fakslamış. sefe de tembihlemiş ’şiir mönünün içine konsun’ diye... yemeğe çıktık, mönüyü istediğimde şiiri gördüm. sonunda ’benimle evlenir misin?’ yazıyordu."
sparta prag ile oynanan hazırlık maçında aragones’in ’’aprieta’’ (baskı), ’’arriba’’ (ileri), ’’entre lineas’’ (cizgiye in) şeklindeki bağırışlarını sadece fenerbahçe’deki brezilyalı futbolcuların ve uruguaylı lugano’nun anladığı belirtildi. maçlarda eş zamanlı olarak türkçe tercüman kullanan aragones’in yine de futbolculara kendini anlatmakta zorlandığı, hatta sparta prag maçında kazım kazım’a ’’ileriye çık’’ talimatı vermesine rağmen kazım’ın anlamayarak geride kaldığı ifade edildi.
oha be entre lineas’ı ben bile anladım!!!
kaamos 17.07.2008 - 15:34 ~ 17.07.2008 - 15:36
#977221
2besh2 17.07.2008 - 15:35
#977223
NuN 17.07.2008 - 15:48
#977233