1.
"milliyetçilik" söylemi arka plandaki faşizmi yeterince örtemediği için giderek kullanımı yaygınlaşan kelime. hem daha türkçe olduğu için çiseden nem kapma yarışına girmiş "vatan elden gidiyor"cuların da işine geliyor faşizme ulusalcılık adını koymak.
ha pardon, tanım yapmadık daha;
"bir ulusu diğer uluslardan üstün görme düşünce(!)si."
bursa nutku da atardım ama onu başkalarına bırakıyorum.
exnihilo 20.04.2007 23:20
#338036
3.
atatürkçülük'ün ardına sığınan faşistler.
<bkz: işçi partisi>
penelope 20.04.2007 23:28
#338065
5.
ulusçuluk ile karıştırılmaması gereken terimdir.
merticgoren 20.04.2007 23:43
#338101
6.
millet demeye ürken, kabuslarında işittikleri şeriat geliyor nidalarına karşılık eskiden abd'nin yaptığı gibi milli duyguları kabartmaya çalışan, her laflarında her hareketlerinde nedense çav bella çav çav çav ezgisini işitir olduğum topluluğun uydurduğu fikirdir, aslında bu tiplerin işleri milletle veya onların deyişiyle ulusla değildir, sanırım gidecekleri yola zemin hazırlamak ve daha fazla yoldaş toplamak için şimdilerde bu tip söylemlerde bulunuyorlar, komik lan bunlar! yemişim ulusunuzu? demir perdenin slavları sizi! önce bir millet demeyi öğrenin!
whoracle 20.04.2007 23:48 ~ 20.04.2007 23:50
#338109
7.
kendine milliyetçiyim, hatta ırkçıyım demeyi yakıştıramayan solcuların daha doğrusu solcu olduklarının sananların imal ettikleri yeni bir çorba türüdür.
bütün atraksiyonlarına rağmen henüz net bir partileri olmayan tek siyasal akım. akp döneminde türemişlerdir, ki sanırım tek gayeleri de akp ye chp nini yapamadığı muhalefeti yapmaktır. sanırım akp nin siyasi bünyede yarattığı bir tür enfeksiyondur. akp gücünü yitirdikten sonra onların da farklı gruplara bölüp dağılması muhtemeldir.
makarali barabelli 21.04.2007 00:17
#338171
8.
turkıye cumhurıyetının butunlugunu tehdıt edenlerın korktugu dusuncedır..herkes bu dusunceye sahip olamaz..
<bkz: turkıye cumhurıyetı nı tehdıt eden unsurlar>
SAKAL 21.04.2007 00:32
#338232
9.
nasıl ki hıyar = salatalık ise ulusalcılık = milliyetçilik bir de pipi örneği verirdim ama neyse ağzımı bozmayayım.
<bkz: ne olduğunu söylemeye utanan nesle aşina değilim>
mezarbekcisi 21.04.2007 00:50
#338285
10.
milliyetçiyim demeye çekinen insanların uydurduğu bir akımdır. bir ara atatürk milliyetçiliği olarak telafuz edilmeye başlanmış, sonradan ulusçuluk olarak yeni şeklini almıştır. solcu kesimin kendi içindeki bölünmüşlüğünün bir sonucudur. solculuk adı altında kürt milliyetçiliği yapanlara karşı alternatif olarak da ulusalcılık doğmuştur. etnik ayrım yapan solcu olamaz suçlaması ile birbirlerini taşlamaya girişmişlerdir. mhp'in söyleminden bile daha sert milliyetçi bir söyleme sahiptir bu arkadaşlar.*
erlik 09.06.2007 10:01 ~ 09.06.2007 10:02
#457810
11.
parçala yok et!
avrupa’dan dalga dalga yayılan ikinci ulusalcı akım bunun en önemli kaynağı. ilk ulusalcı akımın osmanlı ve arap dünyasını paramparça edişi hala hatırımızda. bu parçalanmanın yansımaları hala devam ederken, ikinci ulusalcı akım ulusları birbirine düşman etmekle kalmıyor, milletleri ortak paydada buluşturan dinlere karşı ciddi bir tehdit oluşturuyor. “parçala ve yok et” düşüncesi ile fransa kaynaklı faşist ideolojilerin tezahürleri türkiye’de de görülüyor.
soykırımcı araplar!
kürt ve türk ulusalcığı körüklenirken kavgaya tutuşturulan halk, aynı zamanda da islamiyet’ten şamanizm ve zerdüştlük propagandası ile uzaklaştırılıyor. bölücü kürtler islamiyet’i kabul etmekle milletlerinin ne büyük hatayı yaptığını söylüyor. ulusalcı türklerin söyleminin temelini ise, arapların islamiyet’i, türklere zorla kabul ettirdiği yatıyor. arap düşmanlığının aşılandığı bu propagandalarda araplar, türkleri soykırıma uğrattığı anlatılıyor.
reşo’ya, bariyer kuruldu
zerdüşt geleneğini anlatan kitaplar ve makaleler yazılıp şarkılar bestelenirken 'zerdüşt' serisi albümleriyle tanınan reşo, oldukça ilgi görüyor. öte yandan rap müzik grubu bariyer’in “şaman” isimli albümü gençleri şamanist müziği aşılamayı hedefliyor. tabi şaman kültürünü sevdirmeyi amaçlayan, ‘anadolu’ kültürü adı altında şamanizm propagandası yapan ve avrupa’da da da çok ilgi gören (!) “anadolu ateşi” grubunu bu noktadan anmadan olmaz. anadolu ateşi grubunun patronu mustafa erdoğan, yeni doğan oğlunu pagan adetleri ile karşılamayı ihmal etmiyor.
ulusalcıların çoşkusu
şamanist- ulusalcı politikalara alet edilen diğer bir inanış ise alevilik. aleviliğin türk- şaman kültürünün uzantısı olduğunu söyleyen odakların yanında, alevilik kökenini zerdüştlükten alır diyen kitleler de ortaya çıktı. kısa bir süre önce alevi yazar, reha çamuroğlu, alevileri avrupa’nın para yardımları ile hz. ali ve islamiyet’ten ayırmak istediğini söyleyerek, avrupa’nın kötü emellerini deşifre etti. türkiye halkını hem kendi içinde bölmek, hem de arap dünyası ile arasını açmak için hazırlanan bu projenin başka ayakları da yok değil.
ulusalcılık ile milliyetcilik arasında zerre kadar fark yoktur oldugunu idda eden
zifiri karanlıklar icinde yasayan kör ahmaktır. solcular ulusal kelimesini arapca olan milliyetciyiz dememek icin kullanmaktadirlar. milliyetciyiz diyen zümre de inancliyiz demekte artık aydınlanin islamiyette ırkcılık yoktu.
arablar demisken tarihi bir yara koca bir yalan. arablarin bize ihanet ettigi savı yalan etmediler biz onlara ihanet ettik . evet ingilizlerle bize karsi savasdilar ama biz ne yaptik da bir anda saf degistirdiler acaba? bizim hic mi sucumuz yoktu ? sonuc olaraksucun yüzde %90 bizdeydi.
<bkz: ezber bozmaya devam>
zatara 09.06.2007 10:52
#457850
12.
milletsiz ulusalcılığın dramı ve yarın...
ergenekon soruşturmasına yükselen tepkilerden biri de, bütün bunların ulusalcılığın kökünü kazımak için yapıldığı eleştirisi.
bu iddiayı reddetmek için bile, ulusalcılığın kendisini nerede yalnızlaştırdığına, nerede tehlikeli yapılardan ayırt edilemez hale geldiğine bakmak gerekiyor.
ulusalcılık, kendisine en çok ihtiyaç hissedilen dönemde yanlış yerden yükselişe geçerek, kendi topuğuna sıkmış bir ideoloji. ırak işgalinde geri adım atılmayacağı bunca belli iken, bop uzun vadede bir gül bahçesi vaat etmez iken, bölgede dönen oyunların hepimizi ilgilendirmesi gereken bir dönemde, anti emperyalist kaygılar ekseninde yeşerecek akıllı bir farkındalığı uyandırmanın mühim bir gereksinim olduğu şu topraklarda, gitti ve tercihini en vahim seçenekten yana kullandı. dindarları iran, malezya, dubai modelleri üzerinden rejimi değiştirmekle itham etti; mütedeyyin kitleyi her vesile ile refüze etti mesela.
radikal islam düşüncesinden gelenleri fundamentalizmle, selefi odakların uzantısı olmakla, arap sempatizanlığıyla suçlayarak ayırdı; tasavvuf, tarikat, tesbih ve tekke işleri olanları atatürk'ün 'türkiye şeyhler, müridler, meczuplar ülkesi olmayacaktır' sözünü kullanarak ayırdı; sistemle cebelleşmeyen, makul ve mutedil gelenekçi müslümanları ılımlı islam mazeretiyle yuhaladı; hayatının ana teması ticaret olan, dinî boyutunu anadolu müslümanlığı çerçevesinde kültürel bir kod olarak taşıyan esnaf, tüccar, bakkal, kuyumcu kısmını da 'yeşil sermayeci', takunyalı neo-liberal olarak imledi, göbeğini kaşıdığını varsaydı. türkülerim, ana dilim diyen kürtlerin îrabda mahalli yoktu zaten, eza ve cefa gördük diyen ermeni'nin de. ulusalcılık, muhteşem kibriyle, ulus adına milletten geriye bir şey bırakmadı. sandık sonuçlarını 'kömürle, altınla, ekmekle' açıklamaya kalkıp milleti dilencilikle sınama becerisini bile gösterdi.
kendisini demokratik arayüzlere, hukukun üstünlüğüne ve inançlara saygılı bir perspektifin merkezine yerleştirmiş olsaydı, bugün bir suç örgütüyle aynı motifleri, aynı düşünsel kodları tekrar eden bir hareket olma talihsizliğine savrulmuş olmazdı.
'çankaya'da bir başörtülü mü? bizi iran yapacaklar' standardındaki mitinglerin kafadan destekçisi hatta mühendisi olmasaydı, 'türkiye, iran ve rusya ile yakınlaşmayı düşünmelidir, gelecek avrasya'dadır' tezlerine kulak kabartan daha nitelikli ve nicelikli kitleler bulabilirdi. mevcut koşullarda burnunun dibindeki bir ülkenin adını, sadece nefret içeren cümlelerde kullanan bir hassasiyetin türkiye'nin çıkarları adına izlemesi gereken yönü tarif ederken iran'ın adını geçirmesi hiç de inandırıcı olmuyor, hatta oxymoron etkisi yaratıyor.
gelgelelim, demokrasi ve hukuk adına mesafe alırken küvetteki kirli suyun bebekle birlikte atılması tehlikesi var. zira, bugün soruşturma sayesinde tasfiye edilen kirlenmenin yerine, yarın başka bir bozulmanın gelip yerleşmesi ihtimali var; bugün safra mahiyeti kazanmış olan yapılarla duygusal/ideolojik akrabalık taşıyan kimi fikirlere, yarın çok başka konjonktürlerde ihtiyaç duyabilme olasılığı var. lakin bunun için ulusalcı özün tahakkümcü devlet anlayışından, demokrasi düşmanlığından, laikçi aşırılıklardan, ayrımcılık, ırkçılık gibi nüvelerden arınması, ulus devlet ve makbul vatandaş tanımlarını güncellemesi gerek. 'adam sen de, o zaman ulusalcılıktan geriye ne kalır?' diyeceksiniz. el cevap, 'batı'yı küçümsemeyen bir anti emperyalist bilinci kalır; 'vatan'ın, o vatan üzerinde yaşayanlarla birlikte anlamlı olduğu gerçeğini kavramış bir vatanseverlik kalır. ne zaman din lafzı geçtiğinde 'rejim' alarmı için düğme aranmayan, inancın toplum mühendisliğinin faaliyet alanı olamayacağını anlamış, kanun önünde eşitlik aracı olan bir laiklik kalır. ulus'tan kastın hayali bir kardeşlik olduğu, fakat kardeşlerin bile birbirlerinden farklı türküler söyleyebileceği, bunda bir terslik olmadığı bilgisi kalır. mümkündür ve bir gün, esnekliği ihmal etmeyen sabiteler geliştirmeyi kavramış bir ulus bilinç, tam da bunlar yani, lazım olabilir.
tamam, bugün hukuk, demokrasi ve inançlara saygı için mücadele ediyoruz, çabamız anlamlı. ama aynı zamanda 'bağımsızlık' fikrini sevmiş, 'toprak kaybetme' olgusundan da yaralanmış bir milletiz diye hatırlıyorum, bu da anlamlı.
[nihal bengisu karaca-zaman]
syf_oo 23.07.2008 08:53 ~ 23.07.2008 08:55
#982111