Son 400BugünDünRastgele

turk sinemasi

 

1.

uğur yücelin yazı turası hariç pek fazla orjinal eser çıkmasa da genelde oyunculuktan kurtaran ve aptal hollywood filmlerinden çok daha iyi filmlere sahip son dönemde bir arayışla beraber çok da iyi bir yenilenmne içerisine giren, gelecek vaadeden sinema.

<bkz: son dönem türk sineması>

   ederlezi   23.11.2006 - 22:46
  #117730
2.

zamanında yapılan eserleri zamandaslarıyla karsılastırınca konu olarak turkun ne kadar ileri oldugunun, entrika ve bizans oyunlarından ne kadar etkilendiğinin ve ders aldığının en nadide örnekleriyle karşılaşmamak mümkün değildir.

   titania   23.11.2006 - 22:54
  #117734
3.

1914



1908 yıllarından başlayarak çeşitli kentlerde halka açılan sinema salonları, gösterilerini yabancı uyruklu ve türkiye’de ki azınlıkların egemenliğinde sürdürürken devreye cevat boyer’le murat bey’ler girer. ve şehzadebaşı’nda milli sinema adı verilen "ilk türk sineması" açılır (19 mart). ardından, istanbul sultanisi’nde film gösterileri düzenleyen şakir seden’le fuat uzkınay, sirkeci’de lokantacılık yapan ali efendi’yi (öztuna) ikna ederek ikinci türk sinemasının açılmasını sağlarlar (6 temmuz). ve sinemaya ali efendi adı verilir. çünkü ali efendi, bu kuruluşun asıl büyük hissedarları olup, şakir ve kemal seden kardeşlerin de amcalarıdır.



ı.dünya savaşı’nın başladığı günlerde yedek subaylığını yapan fuat uzkınay, türk sinema tarihinin ilk filmini çeker. ayastefanos’taki rus abidesinin yıkılışı adını taşıyan ve tarihi anısı olan bu film, 150 metre uzunluğunda bir belgeseldir. ve işte 14 kasım 1914’le türk sinemasının gerçek doğum tarihi gerçekleşir.



bir yıl sonra (1915) harbiye nazırı enver paşa’nın emriyle merkez ordu sinema dairesi kurulunca, türkiye’de sinemayı tanıtma konusunda büyük katkıları olan sigmund weinberg de bu kurumun başına getirilir. yardımcısı da fuat uzkınay’dır. weinberg, savaşla ilgili ve türkiye’yi ziyarete gelen imparatorların gezi belgesellerini çekerken, bu ara enver paşa’yı ikna edip öykülü uzun film denemesine de girişecekti.



dönemin en çok tutulan tiyatro oyunu leblebici horhor’u çekmeye başladıktan bir süre sonra, oyuncularından birinin ölmesiyle film yarım kaldı. ikinci öykülü filmi olan himmet ağanın izdivacı’nın ise oyuncuları çanakkale savaşı nedeniyle askere alınınca, bu denemesi de ilkinin akıbetine uğradı. ancak, ordu sinema dairesi başkanlığı’na getirilen fuat uzkınay, yarım kalan himmet ağanın izdivacı’nı savaştan sonra (1918) tamamladı.



1917



müdafaa-i milliye cemiyeti, sinemanın ilk yıllarındaki askeri nitelik taşıyan ikinci kuruluşuydu. belge filmi yönetmeni olarak kurumun başına getirilen fuat uzkınay bu yönde çalışmalarını sürdürürken cemiyet, ilk kez öykülü filmlere de el atar. ve öykülü filmlerin çekimi, o yıllarda 20 yaşlarında bir gazeteci olan sedat simavi’nin çabalarıyla gerçekleşir. genç simavi’nin yönetmenliğini yaptığı pençe’yle casus, türk sinemasında yarım kalmadan çekilen ilk öykülü filmlerdir.



1919



bu yıl yalnızca iki öykülü film çekildi. mürebbiye ile binnaz. her iki filmin yönetmeni, türk tiyatrosunun kuruluşunda büyük katkıları olan 62 yaşındaki ahmet fehim’di. ve oyuncuları da raşit rıza samako, behzat butak, hüseyin kemal gürmen gibi tiyatro sanatçılarından oluşuyordu. kadın oyuncuları ise mm. kalitea, eliza binemeciyan ve bayzar fasulyeciyan’dı.



1921



dönemin ün yapmış güldürü sanatçısı olan tiyatrocu şadi fikret karagözoğlu, bican efendi vekilharç adlı 22 dakikalık kısa filmiyle türk sinemasında ilk güldürü tipini yaratır. bican efendi mektep hocası ve bican efendinin rüyası ise giderek bir diziyi oluşturur. bu, konulu üç kısa filmin yönetmen ve baş oyuncusu ise karagözoğlu’dur.



ali efendi, yeğenleri şakir ve kemal seden kardeşlerle yeni bir "aile ortaklığı" girişiminde bulunup, "sinema işçileri şirketi"ni kurarlar. yabancı filmleri yurda ithal etmek amacıyla kurulan şirket, çalışmalarını 1928’li yıllara kadar sürdürür.



1922



1916 yılından beri almanya’da oyuncu ve yönetmen olarak film çalışmalarını sürdüren tiyatrocu muhsin ertuğrul’un yurda dönüşü ve ilk özel yapımevi olan kemal film şirketinin kuruluşuyla türk sinemasında yeni bir dönem başlar. kemal film şirketini ve eyüp’teki feshane fabrikası’nın bir bölümünde (dikimevi atölyesi) kemal film stüdyosu’nu kuran kemal ve şakir seden kardeşlerdir. sinema ile ilgili ilk deneyimlerini yurt dışında gerçekleştiren muhsin ertuğrul; kemal ve şakir seden kardeşlerle yaptığı işbirliği sonucu bu özel yapımevi adına iki film çeker; istanbul’da bir facia-i aşk (şişli güzeli mediha hanımın facia-i katli) ve boğaziçi esrarı (nur baba). ikincisi olaylı bir filmdir. yakup kadri karaosmanoğlu’nun romanından sinemaya uyarlanan nur baba’nın çekimi sırasında bektaşiler, film setini basarlar. olaylar çıkar. bektaşiler filmin aleyhlerine çekildiği yanıltmacasıyla kışkırtılmışlardır. ancak polisin olaya el koyması sonucunda çalışmalara devam edilir.



1923



muhsin ertuğrul, tek adam olarak türk sinemasında kurduğu egemenliğinin başlangıç yıllarındadır. ve birbiri ardına üç film çeker. ilki halide edip adıvar’dan uyarladığı ateşten gömlek’tir. kurtuluş savaşı’nı konu alan bir ilk filmdir. türk sineması adına bir diğer özelliği de ateşten gömlek’te ilk kez türk kadınlarının oynamasıdır. ve böylece cumhuriyet’in ilanının (1923) müslüman türk kadınlarına çalışma özgürlüğü tanıması sonucu, bedia muvahhit ve neyyire neyir’le yeni bir dönem açılır. leblebici horhor ve kız kulesinde bir facia, ertuğrul’un 1923 yılında çevirdiği diğer iki filmdir.



1924



muhsin ertuğrul, bu kez bir filmle yetinir. peyami safa’nın aynı ismi taşıyan romanından uyarladığı sözde kızlar’ı çektikten bir yıl sonra (1925) rusya’ya gidip film çalışmalarına orada devam eder.



1928



1924 yılında sinema işletmeciliğine başlayan ipekçe kardeşler, bu kez film yapımı için bir şirket kurarlar. adı ipek film olan kurum, türk sinemasının ikinci özel yapımevidir. yurtdışından dönen muhsin ertuğrul, bu yeni şirketin ilk filmi olan ankara postası’nın çekimine başlarsa da, filmi bazı nedenlerle ancak bir yıl sonra (1929) bitirir. aynı yıl çekime başladığı kaçakçılar’a geçirdikleri bir kaza sonucu oyunculardan birinin hayatını yitirmesiyle ara verilir. ve film de gene ertesi yıl (1929) tamamlanır.



http://www.turksinemasi.com/anasayfa.asp

   tarlabasi   25.11.2006 - 00:16
  #118721
4.

bazılarının ingilizce aptallılklarla bezenmiş cnbc-e saçmalıklarından *ve göz kamaştıran pahalı prodüksüyonların yaptığpı bilgisayar efektli filmlerden fırsat bulup izleyemediği bizi anlattığından olsa gerek çok üzerinde durduğum ve ülkenin beğendiğim nadir sektörlerinden olan şey.

   ederlezi   08.01.2007 - 14:02
  #174005
5.

devamlı ileri gittiği söylenen hede.

   Hs0   08.01.2007 - 18:25
  #174224
6.

bazı filmlerdeki konuların basitliğine rağmen, görüntüler ve çekimler ile iyiye gittiğini düşündüğüm, normalde devasa ama turkiye’de orta karar bir sektör.

   M in M   30.03.2007 - 20:44
  #293926
7.

yılmaz güney sayesinde uluslararası alanda başarılar kazanmıştır.çok kaliteli ve değeri bilinmeyen sayısız oyuncuyu bünyesinde barındırmış ve barındırmaktadır.

   spartakus   30.03.2007 - 20:46
  #293935
 
 

yazdır

etiket bulutu