1.
türbanın kamusal alanda yasak oluşunu, türbanı siyasi (ideolojik) simge haline getiren kesim bir türlü anlayamaz.
hatta bu sebeple birçok uyduruk slogan da kullanarak ironi yaptıkları zannına kapılırlar. uzaya gönderilen mekiğin türbana takılıp takılmadığı sorusu, hastaneye götürülen türbanlı kadının türbanlı oluşundan dolayı tedavi edilemeyişi gibi söylemler hep bu uydurukluğun eseridir.
halbuki mesele bir fizik meselesi değil sosyal anlayış meselesidir.
ben de bu meseleyi hak yönü ve sosyal-toplumsal yönden değerlendirerek size sunmak istiyorum.
konunun hukuk yönüne değinmeyecek olsam da kamusal alanda uygulanan türban yasağının hukuki yönü baz alınarak bazı kişilerce söylenen yasak hukuki değildir kavramına da katılmıyorum. bu konuda sırasıyla bütün türk mahkemeleri ve hatta avrupa’daki tüm mahkemelerin aynı kararı vermesi bunun bir göstergesidir diye düşünüyorum.
şimdi benim görüşüme göre türban kamusal alanda neden yasaktır/yasaklanmalıdır?
birinci sebep inanç özgürlüğü ve türbanın simge oluşu boyutu: türban bir siyasi (polemiğe giremeyeceğim ideolojik, inançsal vb. ne olarak tasvir ederseniz edin şeriat sembolüdür) simgedir. şöyle izah edeyim.
diyelim ki türban serbest oldu her yerde inanç özgürlüğü kapsamında.
yarın bir kimse çıkıp da mahkemede benim inancıma göre karşımda tek kadın şahitlik edemez çünkü onların şahitliği benim şahitliğimin yarısıdır dese,
bir başka erkek çıkıp benim mirastan kız kardeşimin iki katı pay almam gerek dese,
yada bir adam çıkıp da karım bana itaat etmiyordu bu yüzden hafifçe dövdüm (diyanete göre hafifçe dövün, elmalılı mealinde hafifçe ibaresi yoktur “dövün” şeklinde yazılıdır) dese, o zaman bu inanç özgürlüğü kapsamında ne yapılmalıdır? öyle ya kur’an erkeğe şartlar olgunlaşınca eşini dövebileceğini belirtiyor kim karışabilir?
yada kamu hizmeti yapan bir kadın “benim inancı gereği ben bu adamla yalnız başıma aynı odada çalışamam, kadın erkek aynı toplantı salonunda bulunamaz” derse ne yapılacaktır?
mesele sadece türbanla sınırlı değildir aynı inanç özgürlüğü kapsamında nudist bir kadın benim inancım çıplaklığı emrediyor derslere ve kamu kurumlarına bu şekilde girebilirim dese ne yapmalıdır demokratik ve laik hukuk devleti?
onlara da özgürlük verilecek midir?
meseleyi demokratik ve laik devlet kapsamından sıyırıp türbana özgürlük istemindeki samimiyet boyutunda inceleyelim biraz da.
burada temel soru şudur “türbana özgürlük verilince arkası istenecek midir istenmeyecek midir?” (arkasından kastettiğim yukarıda saydığım maddeler ve bunun gibi birçok konulardır)
buna verilebilecek cevapları değerlendirelim:
yukarıda saydığım diğer hususlar vb. hususların uygulanması istenmeyecek denilirse şu an türbanın bir inanç özgürlüğü meselesi olduğunu konusunda bir çelişki var demektir. çünkü türbanı emreden kur’an bunları da emretmektedir. mesele inançsa bunlara da inanmak gerekir.
yok isteriz denilirse o zaman hukuk ve sosyal sistemin tamamen kur’an’a göre düzenlenmesi isteniyor anlamına gelir. bu şeriattır. bu durumda şeriat isteriz demektense türbana özgürlük isteyerek başlarız deyip demokratik görünmek de takiyyedir.
bu noktada konuşulması gereken şeriat’ın demokratik düzene üstünlüğü olmalıdır ki şeriatı uygulayan devletlerdeki kadının yeri zaten yukarıda yazdığım gibidir ve küçük oynamalar dışında değişmez. kur’an da kadının yeri ve sınıfını ise izah etmeye kalkarsam konunun sapacağından korkarak buna hiç değinmiyorum.
yukarıda yazdığım soru aynı zamanda türbanı savunan arkadaşlara bir sorudur.
soruya ilave yapılabilecek diğer bir soruysa örtünmeye yarayan türbanın yine örtünmeye yarayan gömlekten ne farkı olduğudur? türban sadece örtünmeye yarayan bir kıyafet ise, türbanı çıkarıp çiğneyen bir kişiye, gömleğini çıkarıp çiğneyen kişiyle aynı tepki mi verilmektedir?
bu durumda eşitlik özgürlük diyerek bayrak haline getirilen türban şeriatın sembolü değil midir? sembol olmasaydı neden onunla aynı şekilde farz olan ve kamu adına uygulanmayan diğer hususların toplamı için türban için yapılan muhalefetin binde biri yapılmamaktadır.
benim buradan çıkaracağım tek sonuç türbanın şeriatın sembolü olduğudur. başka bir sonuç çıkarabilen beri gelsin.
ve ister kabul edin ister kabul edilsin ister edilmesin hiçbir yönetim tarzı kendisine taban tabana zıt ideolojileri temsil eden bir sembole sınırsız özgürlük tanımaz. tanımamalıdır zaten.
e ne olacak kur’an allah’ın emri hepsini beraber uygulayıverelim diyecek kimseler türbanın arkasında yatan şeriat istem ve özlemini baştan kabul etmelidirler ki bu tartışılabilsin. çünkü bir sistem haklı da olsa haksız da olsa içerisinde kendi koyduğu kurallara uygun olmayan bir sistemin sembolünü barındıramaz, barındırmamalıdır.
ikinci sebep eşitlik boyutu: kamusal bir alanda her insanın eşit muamele görmesi ve bu konuda hassasiyetler oluşturulmaması maksadıyla doğru bulmuyorum. yani türbanlı bir müdürün türbanlı olmayan bir astıyla, türbanlı olan bir astına eşit muamele etmesi yada türban takmayan bir amirin yine türban takan ve takmayan astlarına eşit muamele etmesi hassasiyetinin oluşması anlamına geliyor. bilindiği üzere devlet memurları sicil sistemine göre yükselir veya alçalırlar ve amirlik memurluk sıfatları vardır. hiyerarşik bir düzen içerisinde yapılanırlar. gerek bu sıfatların ideolojik yönden adaletsizce kullanımının engellenmesi, gerekse izafi kavramlarda hak kavramının vicdanen bağımsız oluşturulabilmesi için başka bir ideolojiyi sembolize eden kavramların kullanılmaması gerekir. izafi kavram dediğim konuya örnek aramayıp ilk aklıma gelen şeyleri yazacak olursam angarya işlerin birine yıkılması, sicilde adaletsizlik, karşılıklı gereksiz gerginlikler vb.dir. burada önemli olan şey bu işlerin adaletsiz dağılımından daha önemli olan şey bu işlerin ideolojik kin tohumlarını ortaya atmasıdır. hani derler ya bazı şeylerin şuyuu vukuundan beterdir. yani bazı şeylerin duyulması meydana gelmesinden kötüdür. mesela bir amirin bir asta haksız muamele yapması cezayı gerektirir, haksızlık yapan amir cezası neyse alır ve toplumun hiç umurunda olmaz. ancak bir asta ideolojik bir nedenden dolayı yapılan haksızlık toplumda infial uyandırır ve kin tohumları atar. buna en basit örnek olarak geçen yıl bir gazeteci kadına kur’an okunurken sakız çiğnediği için yapılan saldırı gösterilebilir. (olayda kadın bana türbansız olduğum için saldırdılar demişti. sonradan olayın yanlış yönleri olduğu ortaya çıkmasına rağmen toplum hassasiyeti açısından önemli bir olaydır ve her sınıftan kimsenin bunu suistimal edebileceğini gösterir). türkiye’de onlarca kadın her gün bazı hayvanlarca dövülerek hastanelik edilirken haber olamıyorlar ama bu kadın günlerce tartışıldı. siz de takdir edersiniz ki kadının biri çıkıp da ben türbanlı olduğum için yada başım açık olduğu için yükselemedim diye haber olsa (haklı veya haksız), bir öğrenci çıkıp ben türbanlı olduğum için hoca bana taktı dese (haklı veya haksız) ve bunun gibi 10 kişi daha çıksa toplumda infial olur. bazı kendini bilmezler çete kurup araba yakarlar.
aynı durum kamusal hizmetlerden yararlananlar için de geçerlidir. bazı kişiler buna karşı kamu kurumu zaten eşit muamele etmek zorundadır eşit muamele etmeyen cezalandırılmalıdır diyorlar. bu söylemi doğru bulmuyorum. yukarıdaki örnekteki durum burada da geçerlidir (yani istediği hizmeti alamayıp bu ideolojik ayrıntıdan faydalanarak yaygara yapma)
siz sobanın hemen yanına av tüfeğinizin fişeklerini koyup da yarın öbür gün biri gelip o fişeklere çarparak sobaya düşürüp yaralandığında ah vah edemezsiniz.
çocuğunuza milyon kere tembih ettiğiniz halde ilaçları çocukların ulaşamayacağı yerde saklarsınız.
anlamsız hassasiyetler ortaya çıkarıp kendinizi ve ailenizi tehlikeye atmazsınız.
halk arasında bir söz vardır. “ateşle barut yan yana durmaz”
üçüncü sebep kılık kıyafetle temsil boyutu: türkiye islami temeller üzerine kurulmuş bir devlet değildir. kanunları, ekonomisi vb. diğer faktörleri islamiyete göre karar almayı gerektirmez. mesela türkiye cumhuriyeti kanunları zina yapanı recm etmez, yada hırsızlık yapanın elini kesmez, mirasta kadın erkek eşit pay alır (çünkü laik ve demokratik düzeyde kadın toplumun her safhasında yer alabilir), türk ceza kanunu karısını döven adama hafifçe de dövse, ağzını burnunu da kırsa ceza verir. türban takan bir hakim birinci maddede belirttiğim şeriatı temsil eden bir kıyafetle hüküm kuramaz (gerçi hukuk veya siyaset okumaya çalışan türbanlı arkadaşları anlamak çok güç. şeriat düzeninde kadın zaten hakim yada savcı yada vali, kaymakam olamaz). türbanı savunan kendisine referans olarak şeriatı alan bir hakim mesela karşısına hırsız geldiğinde dininin hükmünü mü, devletinin hükmünü mü uygulayacaktır? bu durumda kamu hizmetinde çalışan bir kişi kamunun kurallarının uygulayıcısıdır ve kamu kurallarını üstün tutmak durumundadır. bunu da başka bir hüküm sisteminin kıyafetini başkalarının gözüne sokarak yapamaz.
üstelik bu durum sadece hizmet eden değil hizmetten faydalanın da suiistimaline sebep olur. istediği sonucu alamayan herkes bu ideolojik ayrıntıdan faydalanır. (mahkemede ceza alan türbansız kişinin hakim türbanlıydı ondan böyle yaptı demesi, yada türbanlı kişinin hakim türbansızdı ondan yaptı demesi gibi)
dördüncü sebep sosyal boyutu: dinci kesimin kadının kendini örterek başkalarından koruması iel ilgili genel bir görüşü vardır.
bir süre evvel arabamla yolda giderken yolun kenarında aynı istikamette yürüyen çarşaflı bir kadın gördüm. yol ıssız. kadının da aynı istikamete gittiğini düşünerek yanında durdum. daha ben teyze götüreyim mi diyemeden önce kadın peçesini yüzüne çekip sırtını bana döndü. doğrusu ya ağırıma gitti. beni reddetseydi hatta bana sarkıyor musun be herif deseydi bile bundan iyiydi.
bu kadın tabi ki uç bir örnektir. ama sonuçta örnektir.
türbanlı kadın:
1. karşısındakini otomatikman erkek kadın ayrımına sokar. erkeği üstün kılar.
2. karşısındaki erkeğe otomatikman tecavüzcü coşkun muamelesi yapar.
bir kadın özel hayatında hayatın neresinde olursa olsun kendisini yaşamın neresinde görürse görsün kamusal alanda erkekle eşit olmak zorundadır. bu hizmet edenler kadar hizmet alanların da zorunluluğudur.
not: kamusal alan nedir yanessar diyecek arkadaşlar için kamusal alan nedir? (bence)
kamusal alan tabiri hiçbir yerde tanımlanmamış olduğundan bu konuyla ilgili çeşitli yorumlar yapmak mümkündür. ancak uygulamasını düşündüğümde kamusal alanı kullanım mecburiyetine göre iki temel tanımda toplayabileceğimi düşünüyorum. birincisi birlikte kullanımı seçime bağlı kamusal alan, ikincisi birlikte kullanılma zorunluluğu bulunan kamusal alandır.
birincisi bizim konumuzla ilgili olmayan tanımdır ancak bunu özel alan ve birlikte kullanılma zorunluluğu bulunmayan alanlar hariç her yer olarak nitelendirebiliriz. bu alanlardan istifade etmek yada etmemek kişinin kendi isteğine bağlıdır ve bu sebeple bu alanlarda şahsi özgürlüklerin kullanımına öncelik vermek gerekir. bu alandaki özgürlüklerin ne oranda kısıtlanması gerekliliğini başkalarının özgürlüğüne müdahale etmeyecek şekilde olarak kabaca tanımlayabiliriz. bu alanları kullanmak yada kullanmamak kişinin seçimidir. örnek olarak park, bahçe, otobüs, kapının önü gibi.
birlikte kullanılması zorunlu kamusal alan ise bir toplulukta yaşayan insanların herhangi bir maksatla seçim hakları olmadan bir maksat için bir araya gelmek zorunda oldukları alandır. mesela okumak için okula gidilmesi zorunluluğu, evrak almak için devlet dairesine gidilmesi zorunluluğu gibi.
ikinci yazdığım tanımdaki hassas kelime zorunluluktur. bu bağlamda sokağa çıkmak yada çıkmamak özgürlüğü bulunan bir insan için sokak, alışveriş yapmak yada yapmamak için bir dükkana gitme yada başka bir dükkan seçme özgürlüğü nedeniyle dükkan, parka gitme yada gitmeme özgürlüğü nedeniyle park kamusal alan sayılamaz.
benim görüşüme göre birlikte kullanılma zorunluluğu olan yerlerde (devlet dairesi okul gibi yerler) türban takılması yasaklanmalıdır. (buraya kadar sabredip okuyan zaten gerekçelerimi anlamıştır)
son söz ve önemli not: türban için bu kadar gündem yaratanların istedikleri iki basamaklı bir sonuç vardır.
birinci basamak şu an yapılan gibi devletin zalim konumuna düşürülmesi ve kamuoyunda devlete karşı bir güvensizlik ortamı oluşturularak türbanı kamusal alana sokmaktır. bu eylem bundan sonra aynı gerekçelerle kamusal alana sokulacak diğer isteklerin yolunu açacaktır.
ikinci basamak ise birinci basamaktaki sonucun elde edilmesinden sonra yukarıda çeşitli örneklerle belirttiğim şekilde "türban serbest ama ayrımcılık devam ediyor" denilerek hassasiyeti devam ettirmek ve diğer istekleri ortaya koymaktır.
sonuç olarak kamusal olmayan alanda isteyen istediğini yapabilir, istediği kişiyle görüşür istemediğiyle görüşmez. istediğiyle çalışır istediğiyle çalışmaz. ancak kamu alanında bir kurallar zinciri ve işleyiş vardır. devlet laiktir ve her inanca eşit mesafede yaklaşır. buna herkes uymak zorundadır.
yanessar 23.03.2007 - 19:34 ~ 12.05.2007 - 15:42
#281063
2.
din düşmanlığının maskelerinden biridir.
acemi tenekeci 23.03.2007 - 21:32
#281205
3.
jakoben faşizmin suçluluk psikolojisinden ileri gelen paranoyadır.
mehmaemken 23.03.2007 - 21:42
#281214
4.
<bkz: ne kamusal alani ulan
allah her yerde>
mhp ve ülkü ocaklarinin bir ara başlattigi afiş kampanyasidir. siyaset, farkli türlü işlemektedir. mesela bir insana karısı kapali olmadigi için atama verilmiyor. bu baglamda kimse aksini iddaa etmesin, türban bir simgedir. lakin simge haline getirilmesi hos olmamistir. hem kendileri, hem karsitlari acisindan.
ve bilinedir ki, yasakçı zihniyetle hiçbir sorun çözülmemiştir. hata, türbanli kesimi eğitimin ve kamunun dışına iterek, kendi cemaatleri, okullari, marketleri kuruklmakta,türkiyedeki insanlar istenmeyen bir uçuruma dogru sürüklenmektedir.
ya dincisin, ya dinsiz. sanirim bu da 3 kuruş oy ugruna, din sömürüsü ve laiklik sömürüsü yapanlarin, ülkemi ne hale getirdigi gercegini gosterir.
ilquerre 23.03.2007 - 21:44
#281218
5.
avrupa insan hakları mahkemesinin bile bu yasayı onaylaması bu yasanın hristiyanların-islam düşmanlarının desteklediğinin-işine geldiğinin kanıtıdınr ve bu yasağın çok saçma oldugunun göstergesidir.
swarem 23.03.2007 - 21:55
#281242
Gmnd 23.03.2007 - 21:57 ~ 23.03.2007 - 21:57
#281247
7.
hala gündemde olmasından büyük rahatsızlık duydugumuz konu... bazı insanlardaki türban takıntısı hala birçok insan tarafından çözülememiştir. türkiye gibi islamiyetin yaygın oldugu bir ülkede, islamiyetin savundugu bir konunun yasaklanması çok saçmadır.
aysunn 23.03.2007 - 22:14 ~ 23.03.2007 - 22:14
#281290
8.
kamusal alanın tarifini bile yapamayan, aciz kesimin inaclı/inancına göre yaşayan isnsanları potansiyel suclu görme/gösterme eğilimidir.
hastaneye götürülen türbanlı kadının türbanlı oluşundan dolayı tedavi edilemedigi açıkça -kanıtlarıyla- ortadayken benden olmayan yalandır düşüncesiyle bu durum "uydurukluk" sınıfına koyulur. ancak tersi bir durumda -bir kişi dini bir engelle karşılaşmıssa/karşılaşmış gibi gösterilmişse- bunun kaynagı araştırılmadan "yobaz" sıfatı en başa getirilmeye calışılır. arada ne fark oldugu ise açıklanamaz uydurukluk denilerek kaçılır.
avrupaya (ab’ye) her fırsatta karşı çıkan kesim konu türban olunca onlarn en büyük destekçisi olur. ayrıca avrupanın her kararı doğruysa biz ermeni soykırımı yapan, kıbrısı işgal etmiş "barbar" bir toplumuz... acaba ahim kararını destekleyenler avrupanın bu diğer kararlarını da destekliyor mu?...
şimdi benim görüşüme göre türban kamusal alanda -herneyse- yasaktır diyenler neden haksız?
birinci sebep inanç özgürlüğü ve türbanın simge felan değil sadece inancın gereği oluşu boyutu: insanın inancına göre yaşaması devletin yönetim biçimini değil kendi hayatını ilgilendirir. kimse mahkemede bu benim inancım demez/diyemez çünkü mahkemenin kendi yasaları vardır ve devletin bu yasalara göre yönetildigi açıktır. bu ülkede yaşayan ülkenin -evrensel olarak haklılıgı kabul görmüş (insabn hakları vb.)- yasalarına uyarak yaşar. kendi inancını sadece kendi tasarrufundaki yaşamında uygular (kimsenin özgürlügüne engel olmadan) yasalara ve özgürlüklere karşı çıkanlar asıl turbana karşı çıkanlardır...
inanc özgürlügüne karşı çıkmak yaşam hakkına karşı çıkmaktır insan inancı düşüncesi ideolojisi varsa insandır yoksa biyolojik bir varlık olarak diger canlılardan farkı ne olabilir. kendi kararları tamamiyle başkasına verilmis birini birey olarak görebilir miyiz?
tabii özgürlükler de belirli yasalarla korunmus ve kısıtlanmıstır
inanç özgürlüğü kapsamında nudist bir kadın benim inancım çıplaklığı emrediyor derslere ve kamu kurumlarına bu şekilde girebilirim derse demokratik ve laik hukuk devleti bu konu toplum ahlakına aykırı mı değil mi inceler ve kararını verir ancak turban toplum ahlakını nasıl bozabilir ki??
ikinci sebep eşitlik boyutu: türbanlı bir müdürün türbanlı olmayan bir astıyla, türbanlı olan bir astına eşit muamele etmemesini yada türban takmayan bir amirin yine türban takan ve takmayan astlarına eşit muamele etmemesini düşünmek halkı potansiyel suçlu konuma getirmektir...
buna göre gs taraftarı olan amir fb li astına kötü muamele edebilir kimse kimse bir takımı ifade edecek kıyafetlerle gelmesin
kel amir saçlı memura kıl olabilr herkes kamusal alanda kel dolaşsın yada saç ektirsin...
kadın amir erkek memura kıl olabilir yada tersi.... herkes cinsiyetini yok sayıp "top" gibi gezsin kamusal alanda.. bu kamusal alan neresiyse tabi...
bu tür saçma örnekler çogaltılabileceginden asıl böyle yasaklar halkı buna benzer gruplaşmalar içine sokacaktır. toplumu infiale teşvik eden bundan daha büyük bir neden olabilir mi? insanları fikirlerine göre ayırıp birbirine saygıyı unuttup, birbirlerine düşman etmek... (şii-sünni, turk-kurt vb örneklerde aynı mantık üzerine calışır)
insanlar ancak rahat bırakılırsa herkes birbirinin inancına saygı göstermeyi ögrenebilirler (eger bilmiyorlarsa bile...)
ayrıca insanları potansiyel şuçlu gören bir düşünce ile "peçesini yüzüne çekip sırtını dönen" "karşısındaki erkeğe otomatikman tecavüzcü coşkun muamelesi yaptıgı" ifade edilen insan arasındaki fark nedir...
ikisi de muhatabını direkt infaz ediyor yargılamadan...
ben herkes gibi vergimi ödeyecegim kamusal alanda verilen hizmetler benim vergimle gerçekleştirilecek ve ben o hizmetten yararlanamayacagım... hangi insan bunu kabul edebilir... bu hakları engellenen insanlar tabii ki yanlışa yanlışla cevap verip haklarını meşru olmayan yollardan aramaya gidecektir... devlet asıl bunu engellemek için inanc özgürlügünü desteklemelidir...
üçüncü sebep kılık kıyafetle temsil boyutu: türbanı savunan kendisine referans olarak kuran’ı ve peygamberi alır demektir. bu kişinin kendi hayatını yönlendirirken tasarrufunda olan bir yaşam tarzıdır. bu ülkede yaşamayı kabul ede bu ülkenin yönetim biçimini kabul ettigine göre "bir hakim mesela karşısına hırsız geldiğinde devletinin hükmü neyse zaten onu uygular" başka yetkisi yoktur...
dördüncü sebep sosyal boyutu: "bir kadın özel hayatında hayatın neresinde olursa olsun kendisini yaşamın neresinde görürse görsün kamusal alanda erkekle eşit olmak zorundadır. bu hizmet edenler kadar hizmet alanların da zorunluluğudur." deniliyorsa kadınlarında giyinme tarzına saygı duyulmalıdır.
"arabasıyla ıssız bir yolda giderken yolun kenarında aynı istikamette yürüyen birini arabasına davet eden kişi." aldıgı tepki sonucu turkiyenin halihazır durumunu, kapkaç vb. olayların sıklıgını aklına getiremiyor mu? kim tanımadıgı birine güvenebilir ve/veya yardıma olumsuz cevap veren ters ve sert tepki gösteren açık biriyse turban takmak zorunludur mu diyecegiz?
ayrıca sen yardım etmek istesen bile senin yardımın kişinin istegi dogrultusundadır ve o yardımı kabul edip etmemek kişinin tasarrufundadır.
bunlar konunun hukuksal boyutudur ki zaten islam ona karşı olanların düşündügü gibi baskıcı, yasakcı bir din değildir.
"sevindirin, nefret ettirmeyin, kolaylaştırın, zorlaştırmayın " diyen bir dini ancak tanımayanlar veya menfi çıkarlarını insanları sömürmek üzere kuranlar islamdan korkarlar....
halilemre 23.03.2007 - 23:59 ~ 24.03.2007 - 00:07
#281490
9.
kamusal alan dinle alakası olmayan alan demektir. bunu hala anlayamadılar maalesef.
yani şudur: halk müslüman olabilir amenna, ama kamu denen alan müslümanlıktan ari’dir ve kamu mensupları müslüman olamazlar. ben müslümanım diyen ve bunu kamu kurumlarının içinde söyleyen birinin vay haline!
avrupa birliğinin eşiğindeki ülkede böyle şeyler olmalıdır ki yakışık alanı da budur.
türklerin ilk dini şamanizmdir ve müslümanlıktan çıkartılıp ne olursa olsun başka bir inanışa sürüklenmeleri için kamusal alan mevzuatı hep gündemde tutulup inanışları değiştirilmelidir.
ilerleyen 50 yıl içinde tıpkı nöbetçi eczane mantığında olduğu gibi nöbetçi cami kavramı kaçınılmaz olacak ve camiler sadece ölü yıkama merkezleri haline getirilecektir.
doğan çocukların adları melisa dan başlayıp albert, robert, roger gibi isimlerle dolup taşacak ve aa bak ne güzel çağdaşız ve isteyince oluyor muşuz diyeceğiz.
kamusal alan ve kamusal bürokratlarımız çok yaşasın ki müslümanlık denen kavramı avrupanın dayatmasıyla rahatça beynimizden silebilsinler ve artık ele geçirilme, uşaklık, hizmetkarlık ve himaye altında yaşayış başlasın!!!
türk silahlı kuvvetlerinin emrinde askerlik yapan bir şehidin anasını başörtülü diye kamusal alan manevrasıyla içeri almayan kadrolu vatan görevlilerine yazıklar olsun!
kuasar 15.06.2007 - 12:13
#469572
10.
kamusal alan diye bir yer yoktur.bu dinden türbandan nefret eden malum şahsın kıçından uydurduğu bir terimdir.sokaklarda kamunundur.o halde herkes açık gezecektir.saçma sapan laflarla milletin beynini yedi malum şahıs,koltuğada yapıştı bırakmıyor.
booxw 15.06.2007 - 12:20
#469583
11.
kamusal alan sadece bir paydaya hizmet eden bir görüş, kanundur. buradaki ’’ kamu ’’, müslüman olmayan insanlara hitap eder. yani bir müslüman için heryer allah’ ın mülküdür. bu mülke, salakça ve gereksizce terim veya kaynağı, amacı belli ideolojiler yüzünden ölçü veya yasak koymak, firavunluk, despotluk, dikdatörülük, yahudiliktir.
traktor 15.06.2007 - 12:26
#469598
12.
buradaki "kamu" müslüman olmayan insanları ifade etmez.aksine her dinden insanın olduğunu,dinin insanlar arasında bir ayrım unsuru olmadığını gösterir.bir müslümanın inancında* her yer allah’ın mülkü olabiilir.ama biz din kurallarıyla* yönetilen bir ülkede yaşamıyoruz,işlerimizi dini yorumlara göre yürütmüyoruz.* * dolayısıyla müslümanlık inancının topraklara bakış açısıyla işimiz yoktur.hukuk kurallarıyla yönetilen,laik ve medeni bir ülkeyiz. *
404notfound 15.06.2007 - 12:33
#469616
13.
kamu kesinlikle her dinden her milletten insanın oluşturduğu topluluğu ifade eder.ayrıca müslümanlık,her şey allah’ın mülküdür der ve en güzel yönü de dinler ve ırklar arası hoşgörüyü şart koşar.müslümanlığa sadece tek yönle,at gözlüğüyle bakan insanımsıların karşı cıktığı durumdur.bu durum karşısında hemen hakarete sarılırlar,bu tutum kısır döngü oluşturur.laik bir ülkede olması gereken yasaktır.
asafcan 15.06.2007 - 12:38 ~ 15.06.2007 - 12:39
#469625
14.
kamunun tarifini dinle yapmak kimsenin haddi degildir oncelikle bu bir anlasila. allah benim icin her yerde ama gene ayni allah "devletine hizmet et gerekirse canini feda et" diyen. bugun kafasi mumya gibi sarip sarmalanmamis ancak kendi vicdani kafasi sarmalanip da gotunu acandan daha temiz gercek musluman kadinlarini sirf kara mumyalara benzemiyor diye muslumanliktan reddetmektir fasizm. bu yuzden ulkeyi seriat devleti haline getirme durtusudur asil despotluk.
insanlar birbirlerinin diktalarina uymak zorunda degildir. nasil ki birileri kamunun muslumansizlik oldugunu iddia ediyorsa, birileri de kafalari "bakin kafami ben sarmaladim" diyerek ortaya cikmasi da muslumansizliktir.
dini siyasete alet ederken dinin vicdanda yattigini unuttu kimileri...
*
witchorexia nervosa 15.06.2007 - 12:44 ~ 15.06.2007 - 23:29
#469632
15.
yılardır konuşulan sorundur.savunan neyi savunduğunu suçlayan neyi suçladığını unutmuştur.
asıl sorun sorunun türban olmayışıdır.hele hele türbana din demek baştan aşağı yanlıştır.
bu ülkenin rejimini yönetimini içine sindirebilenlere her yol açılabilecektir.
yeterki bu ülkeyi tarih öncesine götürmeye çalışmayın.
Dua 15.06.2007 - 12:50
#469640
16.
hangi maksatla uygulandığını yıllardır anlayamadığım yasaktır. yasak birilerinin akıllarınca laik düzeni koruma amaclıdır. o zaman akıllara şöyle bir soru da gelebiliyor tabi: yasakçı zihniyet peki, diyelim kamusal alanda türbanı yasakladiniz ve turban takan bayanlari herhangi bir kamusal alana sokmadiniz. turban takan o bayanlar ile ayni gorusleri paylasan, yani kimilerine gore laik duzen icin tehdit olusturan, erkekleri ne yapacaksiniz? yani rejiminiz yine tehlikede çünkü önünü engeller koyup kısıtladığınız türbanlıların abileri, kardeşleri ailelerindeki erkek bireyler istedikleri kamusal alanda cirit atabiliyorlar. doktor, öğretmen ya da polis olabiliyorlar.. bu durumda sizin kamusal alan yasağınız ne menen bi yasaktır çözemiyorum...
zelooo 15.06.2007 - 13:05
#469671
17.
bu ülkenin rejimini tehdit eden kişilere karşı alınmış çok basit çok aciz aslında çok zararsız bir uyarıdır.
haklısınız erkekleri vardır okuyup kamusal alana karışabilmektedirler.o halde zaten ne gerek vardır.bu rejime karşı savunulan rejimde * zaten kadının da pek yeri yoktur.boşveriniz uğraşmayınız efenim.biz bu ülkeyi ve rejimini koruyanlar zararsız bir uyarı yapmaktayız.sizler zaten bu uyarıyı bu yasağı her şekilde delmektesiniz.
sizler mevcut rejiminizi * korumak için aleyhine tüm yayın kuruluş ve kişileri ortadan kaldırır her türlü yasağı getirirdiniz.zamanında yapılmadı mı?bakınız öyle mi yapılıyor?
kimsenin türbanla derdi yoktur asıl sorun bu ülkenin rejiminin tehdit edilmesidri.bu bir çözüm müdür?
haklısınız hayır değildir.daha sert çözümler aranmalıdır aklı başa çağırmak adına!*
Dua 15.06.2007 - 13:12 ~ 17.06.2007 - 22:37
#469687
19.
28 ağustos 2007 tarihinde tbmm’de gerçekleşecek olan 11.cumhurbaşkanlığı seçimi 3.turundan sonra, 5+5 yıl boyunca hergün tartışılacak, ondan iki gün sonraki 30 ağustos resepsiyonunda ise delinmesi muhtemel olan durumdur.
kamusal alan kavramının neyi kapsadığı da tartışma konusudur. gerçekçi olmak gerekirse, ziraat bankası şubeleri dahi kamusal alandır. başı örtülü bir vatandaşın girmekte hiç sıkıntı çekmeyeceği birçok kurum da kamusal alan dahilinde olan yerlerdir.
insanları her fırsatta sınıflamak gafletinden kurtulmak bu ülkenin huzuru için birinci derecede gereklidir.
ilelebetmuhalefet 17.08.2007 - 13:37 ~ 17.08.2007 - 13:46
#616486
20.
sokaktan daha kamusal bir alan var mıdır şu yalan dünyada?
PhilippoBruno 17.08.2007 - 13:38
#616490