alttan tutturgaçlı, üstten tüttürgeçli, çok oturgaçlı götürgeç.
#34654
+ yeni tanistigi kizla konusurken yerden ot koparip oynayan genc (2)
+ umit ozat (2)
◊ esra ve ceyda ersoy kardesler (2)
+ ise gec kalmak (2)
+ last fm
+ kitap ayraci (2)
◊ 23 aralik 2075 papua yeni gine marduk yildiz takimi milli maci
◊ kandahar daki kuslarin tek kanatla ucmasi
◊ 1 eylul 2008 besiktas konyaspor maci
◊ ugly (2)
◊ the lord of the rings the fellowship of the ring
◊ adi nevin (2)
+ gunesh
+ istanblue (20)
◊ hata yapmaktan korkmamak (2)
◊ turkiye de suc ve aksiyon filmi cekmek (2)
+ rapido
+ petra
◊ gunes gozlugunu yakaya asmak (9)
+ marmara universitesi guzel sanatlar fakultesi
+ anlamsiz (2)
◊ artos dagi (2)
+ sevda demirel (2)
◊ lemony snicket s a series of unfortunate events
+ tek kas
+ entry nick uyumu (2)
+ alisan in sosyeteye girmesine yardimci olmak
+ istetmek
+ ihsaniye
alttan tutturgaçlı, üstten tüttürgeçli, çok oturgaçlı götürgeç.
<bkz: tdk nın marifetleri>
şarkıları çok güzeldir
tren gelir hoş gelir leeeeyyy leeeyyy limi limi ley odaları boş gelir esmer sen güzelsin.......
kara tren gecikir belki hiç gelmez dağlarda salınır......
en güzel satırlar ise 10. yıl marşımızdadır
demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan
türküz cumhuriyetin göğsümüz tunç siperi türke durmak yaraşmaz türk önde türk ileri
seni unutmadık atam.
bu sabah itibariyle istanbula gelmemi sağlayan sigaralı bölümüne girer girmez sigara yaktığım için öndeki hatun tayfasının kaçmasına sebep olduğum kullanışlı ulaşım aracı.
öküzlerin izlemekten zevk aldıkları söylenen araç.
demirden gorksaydık terene binmazdık
cümlesinde söz konusu ulaşım aracı.
<bkz: tren gelir hoş gelir>
yemekli vagonda bira+sigara böreğinin tadından yenmeyecek, yenmeyecek de yanında yatılacak olduğu ulaşım aracı.
<bkz: başkent ekspresi>
<bkz: vega>
geliyorlar sonsuzdan
biliyorlar herşeyi ama herşeyi
şimdi arıyorlar seni
ah ah sevgilim...
ne yakın ne de uzaksın artık
ah, ah..
artık bana yakın
titryordun korkudan
affetmiştin herkesi ama herkesi
artık tanıyorlar seni
ah ah sevgilim...
ne soğuk ne de sıcaksın artık
ah, ah...
artık bana yakın
<bkz: lafmacun şarkı sözü servisi>
bir toplu taşıma aracıdır tren. ben halkalı-eminönü arası çalışan trenleri iyi bilirim bir tek.. kimilerine öylesine bir araç olarak görünen demir yığınıdır tren oysaki kimileri için ;
en çok trenleri seviyorum ben..
hani şu nereden geldiğini bilmediğimiz .. ama hep tahminler yürüttüğümüz.. gelebilme ihtimali olan ülkelerin sokaklarında yürüdüğümüzü, yağmurlarında ıslandığımızı hayal ettiğimiz.. trenleri..
otomatik kapılarını..
çocuklar tarafından kırılan camlarından giren soğuğu seviyorum.. üşüyorum .. ama seviyorum.
işte bugün böyle neşeli.. keyifli bir tren yolculuğu yapıyorum.. cam kenarlarındaki koltuklardan birine oturuyorum.. benim gibi yalnız insanlarla dolu bir vagonda daha bir mutlu oluyorum. aklıma gelmiyor terk edilişlerim.. hırçınlıklarım.. kıskançlıklarım.. bunlar.. evet bunlar hiç yokmuş.. ve hiç olmamış gibi huzurlu olabiliyorum yalnızlar vagonunda.
kadınlara bakıyorum.. erkeklere.. yaşlılara.. gençlere.. gözlerine bakıyorum.. bir şeyler yakalamak umuduyla.. insanoğlunun korumaya aldığı bir yer gözleri.. kimse gözlerini kaçırmadan konuşmaz.. tren yolculuklarında kimse gözlerinin içine dikmez gözlerini.. mahremdir.. ayıptır..
işte ben bunları düşünürken, benim düşündüklerime inat iri gözlerini benim boyalı gözlerime dikmiş , biraz ürkek, biraz imrenerek bakıyor bana.. birden irkiliyorum.. korumaya almaya çalışıyorum kendimi.. gözlerimi kaçırıyorum ilk. ama o merak var ya hani.. hani biri bize bir sır vereceğini söyler.. ve bizim içimizi küçük bir kurt kemirmeye başlar ya.. işte o kurt içimde şimdi.. o iri gözlerin bana vereceği sırrı merak ediyorum.. hem de çok..
şimdi o kaçırıyor gözlerini .. korumaya almak için kendisini. ellerine bakıyorum.. küçük ellerine küçük ellerinin arasına sıkıştırdığı küçük çantası ilişiyor gözüme.. sanki evrenin bütün sırrı o küçük çantanın içindeymişçesine sıkı sıkı tuttuğu turuncu tek gözlü çantası.. niye çıplak ayakları bu kızın?? bu soğukta niye çıplak ayaklı.. bu toprağın çıplak ayaklı çocuklarına ağıtlar yakıyorum.. bir tek ağıtlar yakmayı becerebiliyorum... üzerindeki ince, rengi solmuş hırkası.. çıkmakla çıkmamak arasında karsız kalmış göğüsleri.. bu kararsız kalmış göğüsleri saklamak için öne çıkmış omuzları.. on iki , on üç yaşlarında olmalı.. ben bunlarla cebelleşirken yeniden çakışıyor gözlerimiz.
ilk gülümseyen hangimizdi?
ilk konuşan?
adın ne canım diyorum birden bana yabancı bir sesle.. oda mı yabancıladı ne?
canım mı dedim ben? kime? neye? hangi sebeple? zeynep’miş adı.. z-e-y-n-e-p
yabancılarla konuşmama uyarısı almamış çocuklardan zeynep.. daha bir sıcak..daha bir derinden anlatıyor en önemsiz ayrıntıları. anneannesi hastaymış ta onu ziyarete gitmiş.. yok annesiyle gidemezmiş çünkü oda hasta.. hastalıkların hepsi etilerden nişantaşından öte insanlara paylaştırılıyor.. kişi başına düşen hastalık sayısı her yıl daha da artıyor..
benden çok sonra inecek zeynep.. ineceği durak benimkinden çok sonra.. evi benimkinden uzak.. (nereye uzak) benimkinden daha karanlık bir sokakta.. daha tehlikeli bir mahallede.. küçük bu kız daha diyorum.. kimse el sürmez bu kıza.. (küçük ya hani..kıyamazlar mı acaba) sonra öz babası tarafından tecavüze uğrayan kızlar geliyor aklıma yüzüm yanıyor.. içim bulanıyor.. kızmakla ağlamak arası kalakalıyorum bir köprü üzerinde.. kızsam da kızmasam da böyle şeylerde oluyor bu memlekette.. zeynebi alıp kaçırmak istiyorum zarar görmeyeceği, üşümeyeceği, korkmayacağı bir yerlere..
minibüse bin diyorum ..nasıl binecek bilmeden ve hatta aklımın ucuna gelmeden.
yürürmüş zeynep.. bu terliksi ayakkabılarla.. rengi solmuş ince hırkasıyla yürürmüş o.. soğuk ama.. biraz daha sarınıyorum yeni aldığım kalın hırkama..
paran varmı diye soruyorum sonra.. utanmadan..
o utanıyor ama cevaplarken.. bitti işte.. artık gözlerimin içine bakarak konuşmayacak zeynep.. çünkü ayıp bir yer burası.. utanıyor zeynep param yok demeye.. herkesin gözü üstümüzde. parası olana paradan bahsetmek utanç vermiyor.. olmayan utanıyor bir tek..
iniyorum ben trenden..
zeynep kız trende.. korumasız.. soğuk.. mahallesine giden trende.. yalnızlar vagonunda.. ince , rengi solmuş hırkası.. terliksi ayakkabılarıyla.. büyüyor..