dram, komedi, vodvil vb. edebiyat turlerinin oynandigi yer; oynayan grup; oynanan oyun.
hayattan bir kesitin kisaca anlatildigi hos sanat...
#2147
+ abide
+ ciyan
+ sirtlan
+ gozluk
+ ayna
+ kahve
+ kasa
+ salon
+ cadir
+ sahin
+ penguen
+ leopar
+ kaplan
+ yoruk
+ tayfa
+ yetim
+ sagduyu
+ ocak
+ kurtlerdeki turkce dusmanligi (2)
+ kamusal alanda oruc tutarak laikligi tehdit etmek (2)
+ mezar
◊ lahit mezar (2)
+ mezarlik (2)
+ iskelet
+ olu (2)
+ ceset
+ anathema
+ tahnit
dram, komedi, vodvil vb. edebiyat turlerinin oynandigi yer; oynayan grup; oynanan oyun.
hayattan bir kesitin kisaca anlatildigi hos sanat...
<bkz: tiyatro sporu>
toplum olarak ısınamadığımız sanattır. burada çeşitli sebepler ön plana çıkıyor tabiki. örnek vermek gerekirse, eskiden beri süregelen bir tiyatro anlayışımızın olmaması, ailelerin tiyatroyu çocuklarına aktarmaması, okullarda bu konu üzerinde yeterince durulmaması vs. ama yazarlarımızın hiç hatası yok diyemeyiz, onlar da suçlu. hemde azımsanmayacak kadar. onlar bu toplumu yönlendirebilecek kişiler olarak üzerlerine düşeni yeterince yapamadılar. sağdan soldan bulup yaptıkları çeviriler ile bu işi üzerlerinden çıkarıp atmak için çabaladılar. halbuki namık kemal’in vatan yahut silistre adlı eseri, yüzlerce kez sahnelenmişti. peki ya daha sonra? tamamen batı’ya yöneldiler. halk ne yapsın batı’yı..
asıl adı hayat, en büyük sahnesi de dünya olan mükemmel bir sanat dalıdır.
sahneye attığınız yalanın samimiyetine bağlı olarak gerçek hayatı anlatabildiğiniz bi eğlence.
tiyatro da başka sanatlar gibi dinsel törenlerden doğmuş, sonra dinden bağımsızlaşarak sanatlaşmıştır. kökeninde, ilkel insanın doğa olaylarını kendi bedensel hareketleriyle simgesel olarak temsil etme çabaları yatar. avrupa’da üst paleolitik çağdan (i.ö 40-10 bin yıl önce) kalma mağara resimlerinde, ellerine ve yüzlerine hayvan postları geçirmiş insanların ritmik hareketler yaptığı görülmektedir. bunlar, maske ve köstüm kullanımının, dolayısıyla tiyatronun ilk örneği sayılır. maske, kişinin kendi kimliğinin aşarak başka kimlikleri ve daha genel varlık biçimlerini temsil etmesinin en etkin yollarından biridir.
ilkel toplulukların animist inançlarına göre, yinelenen doğal olayların ruhları, kişilikleri vardı; bu kişiler, sonradan tapınma nesnelerine, tanrılara dönüştü.
insanlar, belli zamanlarda yapılan törenlerde bu tanrıları temsil eden maskelere bürünerek kendi yaşamlarını etkileyen doğa olayları üzerinde denetim kurmaya çalıştılar. yağmur yağdırmak ya da avda başarılı olmak için yapılan törenler danslar, kurallı oyunun ilk örneğiydi. eski inançların hemen hepsi görülen "ölme ve yeniden dirilme" teması da, insanlara verdiği kılık değiştirme ve kişileştirme olanaklarıyla, tiyatronun çıkış noktalarından biriydi. mevsimlerin dönüşü, kışın bahara dönüşmesi gibi yinelenen doğa olayları, eski yılı temsil eden kralın yeni yılın kralın karşısında yenik düştüğü bir törensel boğuşmayla temsil ediliyordu.
başlangıçta canlı insanların kurban edildiği bu boğuşma ve ölümler zamanla simgeleşti, iki ayrı gücün çatışması da yerini tek bir gücün ölüm ve yeniden dirilme törenine bıraktı.
bazı başka kuramlara göre ise tiyatronun kaynağı şamanist inançlardır. şamanist törenlerin özelliği, izleyici ya da katılımcılara, tanrısal gücün simgesi yerine kendisini göstermesiydi. bu törenlerde belirli kurallara uygun davranışlarla kendinden geçen şaman, öte dünya ile bu dünya arasında bir aracı rolü üstlenmektedir.
tiyatro, bugün de kökenindeki bu iki eğilimin izlerini taşır, bu iki eğilim arasındaki gerilimden güç alır: bir yanda doğa güçlerini simgesel olarak canlandırma, temsil etme işlevi; öte yanda, doğaüstü güçlerin görünmesine aracılık etme işlevi.
doğaya öykünme kuramına göre, tiyatronun en önemli öğesi kılık değiştirmedir.
kaynak : www.tiyatrotarihi.com
edebi bir eserin sahnede sanatsal bir şekilde canlandırılmasıdır..
*yunanca theatrondan doğmuştur..
toplum psikolojisine hitap ederek sosyal hayatı ve insanı tahlil eder..
ayrıca ;
<bkz: tiyatro türleri>
sahnesi, ışığı, seyircisi, her şeyiyle karşı konulmaz bir tutkudur. bir şeyleri gösterebilmenin, fark ettirebilmenin belki de en güzel, en keyifli yoludur. kimine göre gerçeklerin aynası, kimine göre hayallerin birleşimi... stanislavskiciler, brechtçiler, absürtçüler, groteskçiler... farklı düşünceler, yorumlar, alkışlar, protestolar...
sahne tozu yutan için her şeydir, aşktır.
içinde oyle seyler barındırır ki, içine girmeyen asla anlayamaz. ama en sevdiğim duygusu, sahneye çıkmadan onceki o korkunç heyecandır, perdeler açılır ve kendinizi bir anda tüy kadar hafif hissedersiniz.
lise yıllarında tesadüfen başlanmış,insanın kanına girmiş,kendini aşık etmiş,meslek olarak yapmak istenilen,yıllar,emekler verilen uğruna ölünesi sanat.
<bkz: tiyatro anadolu>
<bkz: başlığını hatırlatan ezik yazar>
<bkz: herşey sanat için>*
en eski sanat dallarından biridir. "hayatın aynasıdır". özveri ister, her şeye değecek, bir tutku halini alacak şeydir.
<bkz: definename>*