aptal kutusu olarak nitelendirilen alet.
#859
+ metrobus (2)
◊ ataturk u iyi anlamak (2)
◊ kizlarin bosaltim sistemine olan nefret (9)
+ beyn org
+ youtube
+ youtube acilmis (2)
◊ kasiyer kizin dusunceleri (3)
+ sade (2)
◊ yasanmistir (2)
◊ sisyphe (2)
◊ kasiyer kizin dusunmedikleri (3)
+ septimus
+ babaya bir sey ogretmek (4)
◊ ansimak (2)
◊ hep kizlardan yana gorunen abazan ibne (3)
◊ ustu acik araba (4)
◊ ustu acik bir arabada son ses kutsi dinlemek (4)
+ rep
+ baba (2)
◊ otobuste bilet kullanmayan yolcunun otobus soforune son sozleri
+ kutsi
◊ msn var mi (2)
+ oy pusulalarinin bos arazide bulunmasi (2)
◊ gozer
+ ask
+ kalbur
◊ sadie
+ oss 2020 (6)
aptal kutusu olarak nitelendirilen alet.
<bkz: televizyon makinasi>
<bkz: radyonun resimlisi>
<bkz: goruntu kutusu>
<bkz: vizontele>
<bkz: serefsizim benim aklima gelmisti>
<bkz: yilmaz erdogan>
ses ve görüntüyle dünyayı evimize getiren yuzyılın icadlarından biri.
<bkz: tv>
içinde kablolar olan ışık saçan kutu.
bir toplumu tanımanın en rahat yollarından biri.her ne kadar öyle çok önemli bir işe yaramadığını genelimiz düşünsek de, toplumun genel yargılarını, görüşlerini, örflerini, ananelerini, vizyonunu, muhafazakarlığını, demokratikliğini, tutuculuğunu, refahını, rahatlığını, gerginliğini, kısacası toplum hakkındaki genel bilgileri tv izleyerek rahatça anlayabilmekteyiz. neyin ne olduğunu, dünyada neler olup bittiğini, kimin ne yaptığını en kısa yoldan anlamamıza yardım eden araç. bireysel bir aygıt olmamasıyla beraber o ülkede her şeyi geneliyle önümüze seren kutudur tv..
sosyologlar, bir toplumu tanımanın genelde o toplumu sanata bakış açısından, görüşlere, özgürlüklere verdiği önemden, dini yaşayışlarına, gelenek-göreneklerine gösterdikleri tutumdan geçtiğini bilseler de, bir sürü yerden, bakış açısından araştırma şansı varkenen kısa yoldan tvlere başvurmaktadırlar. 24 saat tv izlemeseler bile, ülkenin kanallarının yaptığı yayınlardan insanların vizyonları, sikolojileri hakkında bir nebze de olsa rahatlıkla fikir sahibi olabilmektedir. aslında sadece sosyologlar için değil, her insanın objektif bir bakış açısıyla tv yoluyla olayları kavrayabileceği de bir gerçektir.
pek çoğumuzun yayınlarından genel anlamda nefret ettiği türk kanalları. çeşitlilik anlamında zengin bir yelpazeye sahiptir türk televizyonları. gün boyu değişik programlar yapılmakta, halk tarafından bayacana eleştirilmekte, tv eleştirmenlerine bol para kazandırmaktadır türk kanalları. müzik kanalıyla olsun spor kanalıyla olsun, bilimum değişik portreler çizmektedir televizyon.
bilinen bir örnekleme vardır, "kendinizi yabancı bir turist yerine koyun" vesaire cinsinden. anlatımı kuvvetlendirmek ve neyi anlatmaya çabaladığını iyice belli etmek için denen bir örnektir bu. gelin biz bu örneği "vermeden", kendimiz olarak, kanallardaki programlara tarafsız bir gözle bakalım. çok klişe oldu ama idare edelim bakalım :
tv yi açtığımızda karşımıza ilk çıkan kanal tabi ki trt 1, devlet kanalımız. ağdalı türkçe, saygılı sunucular, uyutan programlar, değişmeye, gençleşmeye çalışan bir kanal ve eski moda çalışanları, sansürlenen bir çok yayın vs. ileri tuşuna bastığımızda genellikle trt 2 trt 3 trt 4 diye gitmektedir kanallar. trt 2 de 24 saat tiyatro, opera, müzik trt 3 de genellikle spora dayalı bir yayın akışı, trt 4 de ise hepimizin pek bi bayıldığı açıköğretim! bunların içerisinde en az izleneni hiç şüphesiz trt 2! klasik sanattan sıkılan, popüler kültüre dayalı bir toplum olduğumuzu gösterebilmektedir. ülkede yaşanan eğitim açıklıklarını, okuyamamış veya okutulmamış insanların durumlarının vehametini irdelememizi sağlayan trt 4, her daim bakılan bir kanal. arada bir de türk sanat musikisi! trt 3 ü kurtaran, 3 büyüklerin oynadığı futbol maçları digitürkten izleyemeyen insanlar için banttan tekrar yayınlaması.
geçiyoruz özel kanallara... genel olarak anlatabilirsek, haber bültenlerinden tutun, reality show programlarına, kimin eli kimin cebinde temalı magazin programlarına kadar hepsinde aynı bir eğlencelik, bir geyik muhabbeti söz konusu. birbirleri arasında geçen dizi-sinema filmi rekabetlerine hiç girilmemekte beraber, yine hepsinin temasının aynı olduğunu kolayca anlarız. buradan, türk toplumunun üreteni ve üretmeyi pek sallamadığını gözlemleyebiliriz. ayrıca, bundan fırsat bulan tv çalışanlarının da, topluma bir şeyler kazandırmadan sadece para kazanmaya bakmaları nedeniyle, türk insanın kolay yoldan köşeyi dönmeye inandığını anlarız.
müzik programları, talk showlar, (seviyeli) tartışma programları genelde üniversite gençliğine göre. toplumun genelinin tam tersi, alabildiğine özgür, alabildiğine rahat ve eleştiriye-eleştirmeye açık olarak lanse edilir gençlik. buradan türkiyedeki gençliğin, sanki toplumdaki genel yargıları düşünmeden, geleneksel hayata tamamiyle ait olmak istememelerinden kaynaklanan durumunu biraz da olsa fark edebilmekteyiz.
müzik kanalları, genellikle baldır-bacak dolu klipler, yakışıklı adamlar-çarpıcı bayanlar üzerine kurulu. rock müzik yapandan ilahi söyleyenine kadar birçok farklı kişinin, grubun klipleri mevcut müzik kanallarında. bu kanalları kurtaran, aslında türkiyenin çok kültürlülüğü, farklı kültürleri bir araya getirmesi ve türk müziğinin dinleyenlere zevk vermesi.
bir de "dini" kanallarımız var. tamamen dini olmasa da, genel tv profilinin aksine yayın yapan, anadolunun bir çok yerinde izlenen kanallar. sabah ve akşam saatlerce kuran okumalar, dinin yararları üzerine yapılan programlar, kadınların ekran önünde pek fazla gözükmediği yapımlar. genel profilin tamamiyle dışında olan yayın politikası. kimi zaman aralarından da "iki kültür arasında sıkışmış" tv kanalları da çıkmıyor değil tabii ki.
bir yandan düşünürsünüz gördüğünüz görüntülerden dolayı "yahu burası türkiye mi?" "ben hiç bu insanı/insanları böyle bilmezdim" diye, bir yandan da sık sık hayıflanırsınız, tvden hoş olmayan şeyleri görüp "bu türk insanı adam olmaz!" "bu ne rezalet böyle mi gireceğiz avrupaya!!!" diye. tanımadığınız, bilmediğiniz, hayatınız boyunca görmeyeceğiniz insanların nasıl birileri oldukları, fikirleri hakkında tv yoluyla fikir sahibi olabilirsiniz. asla gitmeyeceğiniz bir yerin insanları hakkında derinlemesine olmasa da yüzeysel bilgiler edinebilirsiniz.
hiç sevmezsiniz, aptal kutusu, gereksiz dersiniz bu aygıt hakkında, ama izlemeden de, gördükleriniz konusunda yorum yapmadan da asla duramazsınız. işte böyle deliliği vardır bu "sihirli kutu"nun..
<bkz: atsan atilmaz satsan satilmaz >
iletişim aracı 20.yy başlarında ingiliz bir mucit tarafından keşfediliyo iletişim de devrim yaratsa da ticrette harikalar yaratmaya devam ediyo artık kimse televizyona iletişim aracı olarak bakmıyo herkes kaliteli yayından ziyade para kazandıran yayınlar yapıyo bu da neden saatlerce internette gezdiğimi belgeliyo...
yapacak bir şeyi olmayanları, yapacak bir şeyi olmayanların izlemesini sağlayan alet.
http://www.tvhistory.tv/ sitesinden 1935 yılından günümüze televizyonun resimlerini görmek mümkündür. *
<bkz: televizyon delisi> *
önündeki camın arkasında insanların garip garip şeyler yaptığı şeydir.. işin ilginç olanı biz salak gibi o kutuya bakıyoruz bütün gün..
yeni devlet dinidir.
"televizyon en büyük uyuşturucudur."
<bkz: televizyon öldüren eğlence>
<bkz: neil postman>
kendine özgü bir dili var. örnek kalıplar şu şekilde:
"gerçekten bugün almanya defansıyla olsun, forvetiyle olsun, attığı gollerle olsun çok önemli bir takım.."
"gerçekten rıfat bugün müziğiyle olsun, yaptığı kliplerle olsun belli bir soundu yakalamış bir arkadaşımız..
<bkz: gerçekten>
<bkz: bugün>
<bkz: olsun>