tarihe geçen ayar verme durumları.
#127133
◊ ismi buyuk kendi kucuk meslekler (4)
+ of dedirten turk dizisi kliseleri (3)
+ emre aydin (3)
+ sakala boncuk takmak (2)
+ istanblue (17)
◊ web kameradan kiz kesmek (2)
◊ gunes gozlugunu yakaya asmak (8)
+ cana gelecegine mala gelsin (2)
◊ fatih portakal (2)
◊ fruko portakal (4)
+ manavgat (2)
◊ esinden siddet goren kadinlarin genelde cirkin olmasi
◊ cocuguna meslegi ile ilgili isim veren ebeveyn (12)
+ michael jackson (3)
◊ al gavat dercesine pas atmak
+ al da at dercesine pas atmak (2)
+ telefonu titresime alip bacak arasina koyan bakire (2)
+ okkes (3)
◊ ac bellinzona (2)
◊ nayi
◊ katil zanlisi (5)
+ umit ozat in sahada kalp krizi gecirmesi
+ hubede (2)
+ entry girmekse mesele gel beni kesele (7)
◊ 2 subat (6)
◊ dunyanin en kotu esprisi (2)
◊ dunyanin en kotu esprisini yapmadan once yuzun aldigi sekil (2)
+ elvan abeylegesse nin disleri
◊ fas on
◊ hayvan eti yiyen (2)
◊ 30 agustos 2008 zafer bayrami
◊ trabzon of rize (2)
nazim hikmet- bana mutlulugun resmini yapabilir misin abidin?
abidin dino - yaparim, ama sen görebilir misin?
mehmet akif ersoy, meclis konuşma yapmaktadir. sac sakal dagilmis, perişan bir haldedir. ordan bir vekil çıkar:
-şuna bak ayiya dönmüşsün.!!
-pardon, başka tarafa döneyim...
sokrates ve bir soylu,tek kişilik bir köprüde karşı karşıya gelir.sokrates’in üstü başı perişandır,soylu ise asil görünüşüyle dikkat çekmektedir.aralarında bir diyalog geçer.
soylu-ben böyle değersiz,cahil,pespaye bir adama yol vermem!!
sokrates-(kenara çekilir)ben veririm...
karl max ölürken, biri sorar:
-son sözünüz nedir efendim?
-son söz saçmaligina inanan salaklardan degilim.
-hönk!
-öehh..*
mark twain : hanımefendi ne kadar güzelsiniz.
hanımefendi: maalesef aynı komplimanla size karşılık veremeyeceğim.
mark twain : o halde siz de benim yaptığımı yapın, yalan söyleyin.
mehmet akif ersoy’un önceki mesleğinin baytarlık * olması sebebiyle onu küçük düşürmek isteyen biri, birgün üstad * elinde gazetesini okurken yanına yaklaşır: afedersiniz siz baytar mısınız? , der. üstad da hiç istifini bozmadan cevap verir: evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?
tarihin ünlü ayarları deyip de şair nefi’yi hatırlamamak olmaz.*
tahir efendi bize kelp demiş
iltifatı bu sözde zahirdir.
mezhebim malikidir zira,
itikadımca kelp tahirdir.
bakan: söyle bakalım nereye gidiyordun?
deniz gezmiş: devrime..!
bakan: *söyle bakalım devrim bu haritanın neresinde?
deniz gezmiş: senin kafan basmaz. devrim bir yerde değil her yerdedir !
edit: bu entry eksilendiğine göre, amacına kesinlikle ulaşmış demektir...misşin kompıleheeyytt *
meşhur bir filozofa:
- servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden
bu kadar fakirsiniz, diye sorulduğunda cevabı:
- ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan
kulaklarının büyüklüğü ile ünlü galile’ ye
hasımlarından biri:
- efendim, demiş. kulaklarınız, bir insan için
biraz büyük değil mi?
galile:
- doğru, demiş. benim kulaklarım bir insan için
biraz büyük ama,
seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?
osman yüksel serdengeçti’nin milletvekili olduğu yıllardır. birgün meclis kürsüsünde kendisine laf atan vekillere dayanamaz ve:
-"bu meclistekilerin yarısı eşektir!" der ve iner kürsüden.
bunun üzerine meclis karışır ve herkes kendisinden sözünü geri almasını ister. arkadaşlarının da ricası ile tekrar kürsüye çıkar ve zekasını gösteren ve vekilleri rahatlatan şu sözleri söyler:
-"bu meclistekilerin yarısı eşek değildir!"
sokrates’in atina gençlerini yoldan çıkardığını iddia ederek idama mahkum ettirilmesinin ardından;
askerler sokrates’i evinden almaya gelmişlerdir. karısı;"sokrates! itiraz etsene seni suçsuz yere gtürüyorlar, sen masumsun!"diye bağırır. sokrates sabırsızlıkla arkasına döner ve;"be kadın bir de haklı yere mi götürselerdi?"der...
süleyman demirel- bla bla bla... istifa et, işini yapamiyorsun.
turgut özal- sen onlari küçük turguta anlat.
edit: şaka gibi, ama yaşanmıştır.
kanuni’nin fransa kralı fransuva’ya yazdığı mektupta verdiği gizli ayar:
"ben ki sultanlar sultanı, hakanlar hakanı, hükümdarlara taç veren allah’ın yeryüzündeki gölgesi, akdeniz’in ve karadeniz’in ve rumeli’nin ve anadolu’nun ve azerbaycan’ın ve şam’ın ve halep’in ve mısır’ın ve mekke ve medine’nin ve kudüs’ün ve bütün arap diyarının ve yemen’in ve nice memleketlerin sultanı ve padişahı sultan bayezid han oğlu sultan selim han oğlu sultan süleyman han’ım.
sen ki fransa vilayetinin kralı fransuva’sın."
<bkz: ayar nedir, nasıl verilir>
neyzen tevfik’i de unutmamak gerekir ..
dönemin bir milletvekiline ,
oglum senin hamurun
necasetten yogrulmus
annen seni sıcacakken
yanlıslıkla dogurmus..
neyzen tevfik’den bir bomba daha..
yahya kemal’in yazdıgı bir şiir hakkında ,
yasar kemal’in şiiri ;
deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?
barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!..
adalar’dan mı? tunus’tan mı, cezayir’den mı?
hür ufuklarda donanmış iki yüz pare gemi
yeni doğmuş aya baktıkları yerden geliyor;
o mübarek gemiler hangi seferden geliyor?
neyzen usta’nın ayarı ;
ebedi bilgini hayrettin kaptan
beş asır önceden biliyor gibi
ıkına sıkına yazdığın şiire
barbaros kıçını siliyor gibi
neyzen tevfik ’in,bize ,herkese verdiği ayari ;
turk milleti gariptir
her lafi kaldirmaz
ibne dersin kizar da
sikersin aldirmaz
mehmet akif yine bi gün bankta otururken, izin isteyerek yanına oturur bi vatandaş*.. ömründe ilk kez oturuyor ya öylesi büyük bi şairin yanına, "şu meşhur şaire bi ayar vereyim de bu anı ölümsüzleştireyim" diye düşünmüş olmalı ki; "üstad, size bi soru sorabilir miyim?" diyerek ayara zemin hazırlamış..
mae: buyrun sorun..
v: sizinle bi eşek arasında ne kadar fark vardır?
mae: (yanında oturan vatandaşla arasındaki mesafeyi elleriyle ölçerek) "çok fark yok, sadece iki karış" demiş..
v: dumur
<bkz: ayar vereyim derken ayar yemek>*
fuzuli ile ruhi arasında geçen bir diyalog:
ruhi yolda gördüğü bir köpeği göstererek:
şu köpek ne kadar fuzuli değil mi?
fuzuli: o zaman vur bir tekme de çıksın ruhi.