<bkz: yunan> felsefesinin kurucularindandir. atina da yasamistir. ve hayatinda sadece 3 kez atina'dan ayrildigi soylenmektedir.
ArKi 20.07.2006 15:07#14170
· ogretmenin kufur etmesi (2)
· okkes
· dunyadaki tum homoseksuelleri toplayip sikmek
· dunyadaki tum homoseksuelleri toplayip itlaf etmek (3)
· levi s
· sevimler (2)
· ogrenci evi (3)
· elinde sihirli bir degnek olsa ne yapardin (5)
· entryden karakter tahlili yapmak (2)
· 11 ekim 2008 turkiye bosna hersek maci
· birtakim yazarlarin hala refere entry girmesi (11)
· kadinin erkege tecavuz etmesi (3)
· birtakim yazarlarin hala kefere entry girmesi
· entelektuel sarisin (3)
· linux
· turklerin penislerinin cinlilerinkinden ufak olmasi (8)
· red head
· kizil (2)
· yiyorum yiyorum kilo almiyorum insanlari (8)
· milli kalkinma partisi (2)
· 11 ekim 2008 fenerbahce turk telekom maci (2)
· metris te komaya sokan iskence iddiasi
· flanca (2)
· basliklari alt alta okumak (2)
· fenerbahce gruptan cikarsa gotunu siktirecegini iddia eden insan (11)
· 11 ekim 2008 cumartesi disko krali zirvesi (7)
· ozgurlukcu ogrenci partisi (4)
· salgam
· bamya (2)
· remel
· sisme inek (2)
<bkz: yunan> felsefesinin kurucularindandir. atina da yasamistir. ve hayatinda sadece 3 kez atina'dan ayrildigi soylenmektedir.
ArKi 20.07.2006 15:07aslinda peygamber oldugu , fakat kendisinin bu durumun farkina varamadigi hakkinda dedikodular vardir, dusuncelerini cok sevdigim buyuk yunan feylosofu.dusuncelerini yazili yerine sozlu olarak miras birakmayi tercih etmistir,bu yuzden soylemlerinin bir kismi gunumuze ulasamadi.
dalginkasif 01.11.2006 22:45baldıran zehiri içmeye mahkum edilmiş filozfotur.düşünce suçundan o da nasibini almıştır.ancak ömrünün son dakikalarında bile insalığa ders vermekten vazgeçmemiştir.
painseeker 01.11.2006 23:53 ~ 01.11.2006 23:56efes antik kenti yamaçevleri kazılarında bulunan evlerden birinde bir dönem yaşadığı rivayet olunan yunanlı düşünür.
Nostradomuz 01.11.2006 23:55düşünceleri dolayısıyla yargılanan, adaletsiz bir yargılama sonucunda idama mahkum edilen, zehir içirtilerek öldürüleceğini bile bile, kaçma olanağı varken kaçmayan, düşündüklerinin sonuna kadar arkasında olduğunu böylece gösteren ve düşündüğü gibi yaşamayı, aksi halde yaşamamayı ilke edinmiş muhteşem düşünür.
<bkz: sokrates'in savunması>
ata demirer in tek kişilik oyununda da adı geçen filiozof.
+dedee sokrates bana küfür etti
-sokarım onun tezine.
karısının dırdırı sonucu filozof olduğu iddia edilen ahlak , erdem filozofu.
j. locke 'un "tabula rasa" fikrinin tersine bilgilerimizin doğuştan olduğunu savunur.kullandığı dialektik metodla hiç matematik bilmeyen bir çobana geometri problemi çözdürmüştür. geometri hocalarının okuması gereken yegane adamdır dolayısıyla..
zamane gençlerinin deyimiyle uçmuş amca. gençlerin aklını çelmekten ölüme mahkum edilmiş düşünür.eşiyle bi konuşmasında:
-seni suçsuz yere asacaklar.
-suçlu yere assalarsı daha mı iyi olurdu?
dediği iddia edilen; hapisten kaçırmaya geldiklerinde;
-sizinle kaçarsam suçumu kabul etmiş olurum da diyebilen düşünür.
m.ö. 469-399 yılları arasında yaşamış olan ünlü yunanlı düşünür. platon'un hocası olan sokrates, yazılı hiçbir şey bırakmamış, tüm zamanını özellikle gençlerle felsefe tartışarak geçirmiştir. görüşleri, tartışmaları yeni iktidarın temsilcileri tarafından beğenilmeyen sokrates, 'yeni tanrılar icad ettiği, görüş ve tartışmalarıyla, gençleri baştan çikardigi' gerekçesiyle ölüme mahkum edilmiştir.
sokrates'in felsefedeki ve felsefe tarihindeki önemi, onun bilinçli ve ahlaki kişiliğin bulunduğu yer olarak ruh kavramını bulmuş olmasından kaynaklanır; felsefenin merkezine insanı geçiren, insanın kendisiyle, evrenle ve toplumla olan ilişkisinin ne olduğunu ve ne olması gerektiğini araştıran, insan yaşamının kişisel, toplumsal ve ahlaki boyutunu ön plana çıkaran sokrates, insanlara özsel bileşenlerinin ruh olduğunu, onların ruhlarına özen göstermeleri gerektiğini anlatmaya çalışmış, bu düşüncesini ifade etmek, onu eylemleriyle somutlaştırmak için de, yaz kış çıplak ayakla ve ince bir entariyle dolaşmıştır.
fiziği itibariyle çirkin biri olan sokrates, insanların yüzlerini ve fiziki yapılarını değiştiremeyeceklerini, fakat ruhlarını ve karakterlerini değiştirip geliştirebileceklerini belirtmiştir. buna göre, sokrates, felsefesinde her şeyden önce, insanın doğası, ihtiyaçları, amaçları ve değerleri üzerinde durmuş, neyin onu tamamlayacağını araştırmıştır.
o, aynı çerçeve içinde, dilin doğasıyla ilgilenmiş ve düşünme, anlam, mantık ve tanım konusunu ele almıştır. yaşadığı dönemde yoğun bir kavram kargaşasının hüküm sürdüğünü, bunun ahlak alanını da kapsadığını düşünen sokrates, bilgeliğin, adaletin, cesaretin, v.b. anlamının ne olduğu bilinmedikçe, bilgece, adil ya da cesurca eylemekten söz edilemeyeceğini iddia etmiştir. çünkü aynı sözcükleri ya da kavramları kullanan insanlar, bu sözcük ya da kavramlarla farklı şeyleri kastediyorlarsa eğer, sokrates'e göre, bu, insanların anlaştıklarını sanarak anlaşmadan konuştukları anlamına gelir ve sonuç, kargaşadan başka hiçbir şey olmaz. kargaşa, sokrates'e göre, hem entelektüel ve hem de ahlaki yönden olur. ona göre, entelektüel olarak sözcük ve kavramları, sizin kullandığınız anlamdan farklı bir anlamda kullanan biriyle tartışarak, bir kavga dışında, hiçbir yere varamazsanız ve ahlaki olarak da, söz konusu sözcükler ahlaki fikirlere karşilık geldiği zaman, sonuç bir anarşiden başka bir şey olmaz. sokrates işte bu kargaşayı sona erdirmek, insanlara ahlaki gelişmelerinde yol göstermek için, bir tartışma ve ögretim yöntemiyle, bir tanım yöntemi geliştirmiş ve tartışmalarıyla, evrensel değerlerin özünü ve gerçek anlamını ortaya koymaya çalismistir.
*
sofistlere karşı olanların başında gelir. sokrates sofislere karşı koyar ama onlarla birleştiği noktalar da vardır. çünkü sokrates de sofistler gibi gelenek ve törelerin oluşturduğu ölçüler üzerinde düşünmeyi kendisine ilke yapmıştır. bu yönüyle sokrates bir aydınlanmacıdır. bu bakımdan sokrates sofistlerle birleşir. ancak bundan sonra onlardan temelli ayrılır. sofistler relativist idiler;onlara göre tümel olarak geçerliliği olan, yani herkesin benimseyebileceği ne bir doğru, ne de bir ölçü vardır. sokrates ise tam tersine üzerinde durulup düşünülürse, tümel bir doğrunun bulunabileceğini düşünür.
eserlerinin yazılı olmaması, öğrencisi platon dan tanındığı için aslında varolmadığı, aslında sokrates in platon olduğu söylenir.
insan hayatının pratik sorunlarıyla ilgilenmiştir. bu sorunlara gerçek, derin bir ahlaki ciddiyetle yönelir. akla, düşüncenin objektif değerine, bireylerin üstünde bir normun bulunduğuna sarsılmaz bir inancı vardır. onu sofistlerden kesin olarak ayıran da bu inancıdır. onun kendine özgü öğretme ve araştırma yöntemi olan dialog da bu inanca dayanır.
dialogun dış şeması şöyledir: konuşmaya başlarken sokrates, hep kendisinin birşey bilmediğini söyler. karşısındaki de tersine, hep bilgisine pek güvenmektedir, ama ileri sürdükleri de hep dermeçatma şeylerdir. işte sokrates in ünlü ironisi bu karşıtlık içinde belirir. bundan sonra da sokrates, konuştuğu kimsede doğruyu meydana çıkarmaya girişir; onun deyişiyle, ruhta uyku halinde bulunan düşünceleri doğurtmaya uğraşır. bu sanatına da, annesinin ebeliğine bir anıştırma olarak, maieutike adını veriyor. bu tekniğin temelinde, disiplinli sıkı bir düşünme ile doğrunun bulunabileceğine bir inanma gizlidir. ruhta saklı doğrular var; bunlar herkes için ortak doğrulardır; bunlar sorup soruşturma ile, üzerlerinde durup düşünme ile yukarıya çıkarılabilir, bilinir bir hale getirilebilirler.
sokrates, tekilin tümele bağlı olduğu anlayışını getirip yerleştirmiş, bunu bilimsel bir yöntem ilkesi yapmıştır. bir şeyin özünü ya da kavramını, yani tek tek hallerinde ve ilintilerinde hep aynı olan yönünü bilen kimse, yargısı için sağlam, değişmeyen bir temel bulmuş, böylece de sallantılı sanılardan kurtulup güvenilir bilgiye ulaşmış olur.
sokrates in kullandığı yöntem tüme-varım yöntemidir.
sokrates in bütün düşüncesi, bütün çalışmaları ahlaka yönelmiştir. bu ana konuda çıkış noktası da erdem ile bilginin özdeş, aynı oldukları görüşüdür. bu görüşün felsefe dışındaki nedeni için şu söylenebilir: yunan toplumu o arada çok sarsıntılı bir değişme geçirmiştir, geçirmektedir. bu yüzden öteden beri bilinen, alışılmış yaşama kurallarına ayak uydurmak çok güçleşmiştir. bu değer anarşisi içinde br sürü yaşama kuralı öğütleniyordu. öbür yandan demokratik gelişme bir savaşmaya, yarışmaya yol açmıştı. böyle bir durumda bilgili olanın yeterli, üstün olabileceği anlaşılmıştı. işte sokrates bu kanıyı ahlaka aktarmakla,bu duruma en keski anlatımını kazandırmıştır. ahlakta da üstün, erdemli olmak bilgiye bağlıdır; ancak doğru bilgi doğru eyleme vardırır. böylece, ahlaklılığın özü, iyiyi bilmek oluyordu. bu görüş, istenç* hayatı üzerinde determinist-intellektualist bir anlayıştır, çünkü burada ahlakta üstün, erdemli olma, intellektin yetişmesine, bilginin açık ve olgun olmasına bağlanıyor. onun için sokrates hiçkimse bile bile kötülük işlemez, kötülük bilginin eksikliğinden ileri gelir der. onun öğretisinde akılla düşününce, tümel olarak geçen normlar, değerler yeniden bulunabilir.
sokrates erdem ile mutluluk arasında bir bağ kurmuş, bunları bir ve aynı saymıştır. bilgiden doğan, bilgide sağlam temelini bulan iyi, insanı mutlu yapar, ruha sağlık, esenlik kazandırır. buna göre sokrates in ahlak öğretisinin ana özelliği euddaimonist.
edit: bir de sözlük versiyonu vardı.
büyük laf koyma üstadı, bizim nasrettin hoca gibi hazır cevap, zamanından cok önce dünyaya gelmiş bilginlerden biridir;sokrates
"ben onlardan daha bilginim, çünkü onlar hiçbir şey bilmedikleri halde bildiklerini
sanıyorlar, ben ise bilmiyorum ama, bildiğimi de sanmıyorum, demek ki ben onlardan
daha bilgiliyim, çünkü bilmediklerimi bildiğimi sanmıyorum."
-derslerde "sofrabezi" diye dalga gecip sınavda adını unutarak sofra bezi yazanların oldugunu duymuştum
tapılası filozof..
tanışma imkanım olmadı ama "zekasıyla kimse boy ölçüşemezdi" diye çeşitli yazılar ve yorumlar vardır..
serbest düşündüğü, eski düzenin temellerini sarstığı için ölüme mahkum edilen özgürlüğün filozofu.
yagmurakafatutankesmeseker 23.11.2007 23:06son zamanlarda msn imzalarinda bol bol vecizelerine rastladigim ozgur filozof-dusunur-felsefeci vs.vb.
yanilmiyorsam "birak tanrilar dunyayi yonetedursun.toplumlari insanlar yonetmelidir" demistir. iyi demistir. oyledir
bir gün bir tanidik büyük filozafa rastladi ve dedi ki,
- " arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun? ''
- " bir dakika bekle... " diye cevap verdi. sokrates.
- " bana birşey söylemeden evvel senin küçük bir testten gecmeni istiyorum. buna üçlü filtre testi deniyor. "
- " üçlü filtre? "
- " dogru... " diye devam etti sokrates.
- " benimle arkadaşım hakkında konuşmaya başlamadan önce, bir süre durup ne söyleyeceğini filtre etmek, iyi bir fikir olabilir. bu ona 3 lü filtre testi dememin sebebi. "
- " birinci filtre gerçek filtresi "
- " bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçek olduğundan eminmisin? "
- " hayır " dedi adam...
- " aslinda bunu sadece duydum ve .... "
- " tamam... " dedi sokrat
- " öyleyse , sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun. "
- " şimdi ikinci filtreyi deneyelim.. iyilik filtresini. "
- " arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey iyi birsey mi ? "
- " hayır, tam tersi... "
- " öyleyse... " diye devam etti sokrates.
- " onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan emin değilsin. fakat yinede testi geçebilirsin, cünkü geriye bir filtre daha kaldı. "
- " işe yararlılık filtresi. "
- " bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı ? "
- " hayır , gerçekten değil. "
- " iyi... '' diye tamamladı. sokrates
- " eğer, bana söyleyeceğin şey doğru değilse, iyi değilse, işe yarar ve faydalı değilse bana niye söyleyesin ki? "