ne bir aşk acısı ne de bir boynuz acısı. evlat acısı bile bir erkeğe böyle koyamaz. yavaş yavaş soğanı doğrarken kadın soyar gibi nazikçe soğanı eline alıp soyan bir erkeğin aşktan canı yansa böyle içten ağlayamaz. soyduğu soğanı sanki doğradığında caını acıttığını düşünen lakin duygusallığa kapılıp ağlamadan duramayan erkektir. şaka gibi değil mi? yok zaten şaka da bu tür erkekler zor bulunuyor bu devirde.
genelde erkekler buzdolabının kapağını açmak ve su içmek için mutfağa girer ve işi bitince çıkarlar. kokuya göre de mutfağa girip çıktıkları olmuştur. aynı kedi köpek gibi. hal böyleyken mutfağa girdiğinizde tezgah başında bir soğan doğrayan ve aynı zamanda ağlayan bir erkek var ise "oğlum napıyosun lan sen" denir.denmezse bunu söyleyen erkekte kendinden şüphe etmelidir. * aslında zor bulunan bu tür erkekler ki bunlar yemek yapan ya da yardımcı role kendilerini bayağı kaptırmış erkek oyuncu diyelim (bunlar halı yıkar cam siler çamaşır yıkar asar ve ütüler, odaları toparlı ve temizdir) her ne olursa olsun madem soğanı doruyorsa ağlamamak için kendini tutmalıdır.
bir yandan gözyaşı döktükçe ona bakan ev arkadaşı sevgilisi ya da herhangibir tanıdık ona "oyy kıyamam" derse sakın ola soğanları siz doğramaya devam etmeyin. bilin ki o gözyaşları gerçek gözyaşları ama hepsi birer yalancıdır. içinde duygu olmayan gözyaşı hele ki bir erkekten geliyor ise bir boka yaramaz acımayın. şayet soğanları doğrarken gözüme birşey kaçtı ondan veya soğan ağlattı diyip bundan istifade tüm içinde birikmiş duygular ile ağlayan erkek var ise kıyıda köşede saklamakta yarar var. bu gözyaşları hiç dinmez soğanlar doğramakla bitmez.
#918441
