gökyüzü. bir dişi insan adı.
#303117
+ sevgiliyle uyumak (2)
+ profesor
+ wish you were here (2)
+ hadis i serif (2)
+ mahalledeki bela cocuk (6)
+ dede (3)
◊ baslik degil cigir aciyorum (3)
+ tsigalko (2)
◊ kac yasina geldiniz hala sikim sikim smilelar kullaniyorsunuz
+ sozlukte butun gun online gorunen bos beles gayler (2)
◊ disin arasina sikisan yemek kirintisi (5)
+ usumeyi ozlemek (4)
+ bir kahve alip gelen msn insanlari
◊ gaydar
◊ porno duskunlugu (3)
◊ biyigin sosyal hayata etkisi
+ annenin odaya terorist gibi dalmasi (4)
+ kurt kizlari (4)
+ babanin oglu (2)
+ istiyorum veriyor musun (2)
◊ nisan saci (2)
+ benimle bi aksam yemegine ne dersin (2)
+ cem adrian (2)
◊ 2018 dunya kupasi (4)
◊ kurban psikolojisi (2)
◊ care yok (2)
+ ankara
+ ee ne zaman seks yapariz (2)
+ beni ayaga kaldirma (4)
gökyüzü. bir dişi insan adı.
arapça. çoğulu semavat’tır. ses benzerliği olan "esma" ise isim’in çoğuludur. "esma’ül hüsna"’daki gibi. çağrışımsal cihetler kafi.
(...)
"kah çıkarım göküyüzüne seyrederim alemi / kah inerim yeryüzüne seyreder alem beni"
güz yiterdi alev alev akşamlarda, yağmurlar dingin değildi artık... cılk yağmurlar sıçardı sema. hurşidi kovardım senden; şems olur biterdi. de git! ah sema, ben sana yanardım... yıllar yıkıldı üst üste burada. koşar gibi, kaçar gibi, arkasına bakıp söver gibi sonra. geceler devrildi üstüme. bu zulmet, bu yıkılası dehr! güz yiterdi; "doğduğum güzdü, tükeniş güldü duyumsamamı iteleyerek." heyhat!.. kırmızı akşamlarda ne balıklar zıplardı sokaklarımda, ırmak ırmak parlayan pullar uçuşurdu akasyaların üzerinde, çiçek çiçek, ıslak ıslak, ahh özlem özlem. yitik bir yılkıyım şimdi. yitirilmiş. tutsan tutulur, öpsen... uzatsan elini. uzatsam... sema yandığımdın. tutsam tutulur muydun?.. karnım ağrıyor, midem bulanıyor; bir adımlık yol işte. karık gibi bir yol, su olur akar mısın yoluma? gitsen gidilir, varsan... uzatsan elini. uzatsam, vuslatım olur muydun?.. sema yanmışlığımsın. hicran! geberdim, vildan eylendim deccallarına. sana dur durak bilmez boranlar diyorum, döşümde harelenen odlar diyorum. “sana gül bahçesi vadetmedim” ki. sulanan boğazlar öksürüyorum yitmekte olan güzün ardından; önümdeki zemheriyle zafer şarkıları söyleyen zakkumlar yutuyor kursağımı. rüyalarımda şişeden şarap içen kızlar görüyorum, rüyalarım bile rezil oluyor, ıslanıyorum. sofram oluyorlar, dilimden kırık çıkan söz oluyorlar, biten bir güne gece sonra... güz yitiyor, cılk yağmurlar sıçıyor sema. sokakta bir başıma yılkıyım şimdi. gün geceye devriliyor, gece bana... ben suya yansıyan hayalinle albatrosu bekliyorum. ve insanım, açım. kalem gibi sarılmış ıslak bir yaprak sarması vücut, itinayla soyulası ince kabuklu biber dolması çıplaklık... sabahtan akşama ağızla değil; dille yiyip bitirilememesi ağız dolusu gülmenin altındaki kız! sana dur durak bilmez boranlar diyorum, döşümde harelenen odlar diyorum... yiten sokaklar, yiten güzler sesleniyorum. uzansan, tutulur. öpsen... başka olurdum. uzatsan elini... oy kemiklerim sızılar. ah sema, yanılmışlığımsın. geberdim, tutsanız tutulur muydum?
nisbi viran tophane’nin karanlık sokaklarının izdüşümünün meskun olduğu bivirane mekan-ı cihangir’de vuku bulunmuş bir seyyah-ı şehr ben, köşemde sinmiş bir halde duruyordum. şaraba nail olmuş, nikbin yanım cedidelenmişti. fakat bu uzun sürmedi; tüm bunlar eylenirken imgelemde, yine dalgalı anaforlara dalmıştım ve yine olanlar olmuş(tu)...
tutsanız tutulur muydum? tut ki mucize bir papağanım...
"tuti-i mu’cize-guyem ne desem laf değil
çerh ile söyleşemem ayinesi saf değil"
sema’, sembolik olarak, kainatın oluşumunu, insanın alemde dirilişini, yüce yaratıcı’ya olan aşk ile harekete geçişini ve kulluğunu idrak edip “insan- ı kamil” e doğru yönelişini ifade eder.
<bkz: venn semasi>
şema, bir aletin, bir aracın veya bir biçimin ana çizgilerini gösteren çizimdir.
’’ mevlevi dervişlerinin dönerek yaptıkları ayindir ’’.
by hababam sınıfı/kız lisesi yarışması.
allah’a samimi kul olmakla küfre düşmek arasındaki çizginin sırat köprüsünden de ince olduğunu gösteren faaliyet.
ibadet yapılması emrolunan işlerdir. emrolunanın dışındakiler nafiledir. ama nafile ibadet yapayım derken bidat* icat etmek te var.
sema bir ibadet değildir. mevlana’nın allah’ın ismiyle, düşüncesiyle, sevgisiyle kendinden geçmesi neticesinde istem dışı olarak sergilediği bu hal kendisinden sonra ne yazık ki mevlevilikte adet olunmuş, adına ayin olarak bazı organizasyonlar düzenlenmiştir. mevlana’nın samimiyetine şüphe yok. ama kendisinden sonra yapılan sema bidattir.
sema’ya uhreviyyet yüklemek abesle iştigaldir. içerdiği mana, vurguladığı noktalar, sembollerin ve şekillerin muhteviyatının iyi, güzel olması demek onu meşru kılmaz. tam tersi cehenneme giden yolun iyi niyet taşlarıyla döşeli olduğunu belirtir. bunu ayin kapsamında ele almak çok yanlıştır. tarikatların düştüğü yanlışlar içerisinde maalesef bu da mevcut; dinde yer almayan çeşitli faaliyetler uydurmak.
kaldı ki artık salt görsellik haline gelen ve olur olmaz her yerde dini çağrışımlar yüklenerek müzikli bir şekilde dönmek hiçbir ilahi mesaj ve muhteviyat taşımamaktadır. olay adeta bir folklorik gösteriye dönüşmüştür.
semanın bu hale gelmesi anadolu’da bir şekilde yaygınlaşan şia öğretilerinin etkileridir. tıpkı aleviliğin ortaya çıkışı gibi.
alevilerin cem evlerinde bağlama eşiliğinde dönüp durması ne kadar islami ibadetse sema da o derecedir. yani herhangi bir geçerliliği yoktur.
geçerliliği olmadığı gibi ona dini bir hava vermek, islamla özdeşleştirmek, bir uluhiyyet atfetmek çok yanlıştır.