saksafon kelimesinin dogru yazılmış hali. ayrıca yurdum erkeğinin benzetmelerle piç ettiği calgıdır.
#176294
◊ bay harbour butcher (3)
+ icki butun kotuluklerin anasidir
+ love is gone (2)
+ ice truck killer (2)
+ ask
+ seks
+ petra (2)
◊ bazen sicamamak (2)
+ abre los ojos (2)
+ hung up
◊ gucsuz bir insan olmak (2)
+ whisky
+ 4 luni 3 saptamani si 2 zile
◊ kuzgunun golgesi (2)
◊ bitanem kelimesinden uretilebilcek varyasyonlar silsilesi (2)
◊ kedilere oruc tutturan dindar aile evladi (2)
+ sineklerin bok yemeleri (4)
◊ butun cinsel hastaliklara yakalanip bakire kalabilen kiz (3)
◊ bitanesinden bitanesine (3)
+ evdeki kara boceklerle girilen diyaloglar (5)
◊ tanrisiz din (3)
◊ kiyafete guvenmek (2)
◊ terzi kendi sokugunu dikemezmis (2)
+ lafmacun misyonerler kulubu (6)
saksafon kelimesinin dogru yazılmış hali. ayrıca yurdum erkeğinin benzetmelerle piç ettiği calgıdır.
pic edilmesinden türk erkeginin sorumlu olmadigi calgidir. zaten kültürümüze pic edilemeyecek kadar yabancidir. pic edilmesi de dahil olmak üzere bati’dan alintiladigimiz üflemeli muamele, pardon calgi.
cazda saglam bir yeri olan, mükemmel sololarla insanlari mestedebildigi halde nedense abaza yurdum insaninin çalanlarla dalga geçtigi "gel bize de sakso çal" gibisinden laflar atarak onlari bezdirdigi böylece ülkemizde antipati toplamasina neden oldugu güzel enstrüman..
bill clinton’un da çaldığı ve muhtemelen çaldırdığı çalgı türü...
oldukça güzel bir ensturman olmasına rağmen,toplum tarafından iğrenç esprilere alet edilmiştir.bu espriler öyle bir seviyeye varmaktadır ki yıllarını bu ensturmana vermiş,profesyonel müzisyenleri bile bu ensturmandan kolaylıkla soğutabilmektedirler...
-hilmi abi...o ney abi elindeki???
+saksofon...
-ney??!!???
+saksofon lan saksofon...
-hıı sakso çekiom desene be abi...
+sus lan camış..ben bunun için kaç yıl okudum konservatuarda...
-orda da çektirdiler diosn...
+.......
-ah abi vurma abi ensturmana yazık be abi ahhhh....
<bkz: bok etmek>
taxi blues’dan;
-women call it sexophone..
emekleri boşa çıkaran enstrumandır. diğer enstrumanları çalanlar gitarist, piyanist, flutist gibi isimler alırken, siz saksocu olur çıkar, bitmeyen geyiklerin malzemesi olursunuz.
kötü söhreti yüzünden trompet e olan ilgiyi arttirmis enstruman.
<bkz: saksafon caliyor diye milletin götlük yapacagindan tirsan,trompete baslayan genc>
çoğunlukla pirinçten yapılan, koni ve “s” biçiminde olan, ağızındaki kamışla ses çıkaran bir çalgıdır. 1840’li yillarda, adolphe sax’ca bulunmuştur. saksofon genellikle pop ve caz müziği ile ilişkilendirilse de, önceleri klasik batı müziği ve ordu müziği çalgısı olarak tasarlanmıştı.
saksafon, 1840’ların başında paris’de yaşayan belçika’lı müzik aygıtları yapımcısı ve klarnetçi adolphe sax’ca tasarlandı. ‘’saksafon’’ adı da “sax’ın sesi” anlamını taşır. sax’ın 1846’da patentini aldığı ve on dört çeşidini yaptığı saksafon, uzun yıllar boyunca klasik batı müziği orkestralarınca dışlandı ve kullanımı ordu orkestraları ile sınırlı kaldı.
bu çalgıyı tasarlarken sax’ın esinti kaynakları konusunda değişik görüşler öne sürülse de, en olası olanı, ophicleide çalgısına klarnet ağızlığı eklenmesiyle ortaya çıktığıdır. gerçekten de sax, babasının klarnet ve ophicleideler üretilen işliğinde yıllarca çalışmıştır.
sax’ın 1846’da aldığı patentten sonraki yirmi yıl boyunca,saksafon yalnızca sax’ın fabrikasınca üretildi. 1966’de, patent süresinin bitiminden sonra saksafonda öteki üreticilerce bir çok değişiklik yapıldı.
saksafon ağızlığı, klarnetinkine benzer. klarnetteki gibi,içi yuvarlak ya da dört köşe oyulmuş, tek kamışlı ağızlık kullanır. tuş sistemi ise aynı olmasa da flütle benzerlik gösterir. saksafon, metalden yapılan bir enstruman olmasına rağmen, yapısı ve kökeni gereği, bakır üflemeli değil, tahta üflemeli çalgılar arasında sayılır.
saksafonların soprano ile sopranino olanları genellikle klarnet gibi düz olsalar da, diğer çeşitlerinin hemen hepsi kıvrımlıdır. saksafondaki kıvrımın sesi etkileyip etkilemediği ise çalanlar arasında tartışma konusudur.
saksafonlar çoğunlukla pirinçten yapılıp, üzerlerine saydam vernik, altın ya da gümüş ile kaplama yapılır. vernik ya da öteki kaplamalar pirincin paslanmasını önlediği gibi, ses niteliğinin artmasını ve çalgının görüntüsünün ilgi çekici olmasını sağlarlar.
değişik dönemlerde, saksafon yapımında plastik ve tahta gibi değişik gereçler de denenmiştir. 1930 öncesinde saksafonların verniklenmeden ya da kaplama yapılmadan satışa sunulmaları yaygındı. 1960’lara dek ise, bazi saksafonlar ucuz olmaları bakımından gümüşle değil, nikelle kaplanırdı.
saksafon çeşitleri:
saksafon topluluğunun, en büyüğünden en küçüğüne on üyesi; kontrabas, bas, bariton, tenor, c-ezgi, alto, f mezzo-soprano, soprano, c soprano, sopranino saksafon olarak sayılabilir.
soprano, alto, tenor ile bariton saksofonlar en çok kullanılan saksafonlardır. bazı orkestralarda arada sırada bas saksafonun da kullanıldığı olur.
saksafon çalmaya yeni başlayanlar genellikle alto saksafondan baslayıp, deneyim kazandıktan sonra tenor ya da bariton ile çalmayı sürdürürler. alto saksafon özellikle klasik batı müziği alanında tutulur. calması daha zor olan soprano ise 1960’lardan sonra caz müziğinde belli ölçüde yaygınlaşmıstır. bas, sopranino ya da kontrabas saksafonlar günümüzde üretilse de, büyük saksafon orkestraları dışında ender olarak kullanılırlar ve daha çok özel ilgi duyanlara seslenirler.