s b d h i k r

önemli konular

· 11 ekim 2008 cumartesi disko krali zirvesi

· laf engine v6 buglari

· laf engine v6

safak turkusu

1.

her okuduğumda ağlatan,yaralayan şiirdir.aynızamanda sözleri yine nevzat çelik tarafından yazılmış ahmet kaya şarkısıdır.şiirin ilk bölümü kullanılmıştır şarkıda.

beni burada arama anne
kapıda adımı sorma
saçlarına yıldız düşmüş
koparma anne
ağlama

kaç zamandır yüzüm tıraşlı
gözlerim şafak bekledim
uzarken ellerim
kulağım kirişte
ölümü özledim anne
yaşamak isterken delice


bugün görüş günü
günlerden salı
islak
sarı bir yağmur
ülkemin neresine bakarsa ay
orada yitik bir anne ağlıyor
sen aralıyorsun yağmuru
acıdan sırılsıklam alnına siper edip elini
sonra bir umut koşuyorsun
yüreğin avcunda
ısırırken
çırpıntı gözlerini
(ah verebilseydim keşke
yüreği avcunda koşan
her bir anneye
tepeden tırnağa oğula
ve kıza kesmiş
bir ülkeyi armağan
koşma anne
birdenbire batacak olan
düş denizinde yarattığın umut sandalıdır
oysa benim için gece
ışık hızıyla koşan
kısa ve soğuk bir zamandır
bu yüzden boğuk seslerle geldiler bir şafak
uykusuz
yorgun
ve korkak

sanırım baytardı
yüreğimin depreminde rihter ölçeği çatlarken
ölebilir raporu veren beyaz önlüklü doktor
boşver hipokrat amca
üzülme ne olur
sen de anne
sen de üzülme
hücremin dört bir köşesinde el ayak izlerimi
ciğerlerimde yırtılan bir çığlıkla hazır beklediğim
ve korkunç bir sabırla birbirine eklediğim
korkak kahraman gecelerimi
düşlerimle sınırsız
diretmişliğimle genç
şaşkınlığımla çocuk devrederken sıradakine
usulca açılıverdi
yanağımda tomurcuk

pir sultan'ı düşün anne
şeyh bedrettin'i
börklüce'yi
torlak kemal'i düşün anne
hala kanaması nedendir faşizmin göğsünde
utangaçlığı bile vuramadan yanaklarına yasının
onsekizinde ölümüne pervasız yürüyen
ince bilekli çıplak ayaklı tanya'nın
deniz'i düşün anne
her mayıs şafağında uzun
uzun döverken darağaçlarını
ve o şafaktan doğma
onbir yaşını çiğneyip yürüyen çocukları
insanları düşün anne
düşün ki yüreğin sallansın
düşün ki o an
güneşli güzel günlere inanan
mutlu bir yusufçuk havalansın

sıcak omuzlar değerken omzuma
buz üstünde yürüdüm yıllar boyu
bayraklar ve türkülerle
kopunca memelerinden o mükemmel yaşama

kurşunlar sıktılar alnıma
açık alanlarda ağır
kartalların konup kalktığı
yalçın kayalardan biriydim
ölüp dirildim yeniden
güneşli güneşsiz akşamlarda

mutlu yarınlar adına
özgürlük adına ekmek adına
üstüne vardım kuyruğu kanlı itlerin
dirilip dönmesin diye hiroşimalar
tahtadan atların boynuna çıplak
ölümlerle yatmasın diye çocuklar
aç gözlerle bakmasın diye çocuklar
kardeşlik adına
havadaki kuş denizdeki balık adına
yürüdüm yıllar boyu

dönüp bakmadım arkama
ıraktı gözlerim çok ırak
izim kalır mı bilmem yürüdüğüm yolda
kalsa da silinir gider
yalnızca bir ağıt gibi çakılır
ardımca gelenlere gözlerimi yaktığım yer

tören adımlarıyla ölmek
ne garip şey anne
kanlı karanlık bir oyunda baş oyuncuyum
bütün gözler üstümde

sürüyor gecenin karnında şafağa bakan oyun
masa üstünde üşüyen bir sigara
yanında küçücük bir cam bardak
içinde rengi bu gecenin
cılız titrek bir kibrit
kağıt kalem
sandalye
geride flu
yağlı
büküm büküm bir ip
ve çingene kuralına uygun
değişmez dekoru mudur
idam mahkumunun

kırılacak cammışım gibi davranıyorlar
yüzlerinde zoraki çatılmış bir hüzün
oysa birazdan boynumu kıracaklar
pul pul dökülecek yaz siyasi eylül'ün

ben ölümü asıl az ötede titreyen
çingenenin kara killi ellerinde gördüm
anladım ki küllenen sigaradır
soğuyan bir bardak çaydır benim ömrüm

yani benim güzel annem
alacaşafağında ülkemin
yıldız uçurmak varken
oturup yıldızlar içinde
kendi buruk kanımı içtim

ne garip duygu şu ölmek
öptüğüm kızlar geliyor aklıma
bir açıklaması vardır elbet
giderken darağacına

geride
masa üstünde boynu bükük kaldı kağıt kalem
bağışla beni güzel annem
oğul tadında bir mektup yazamadım diye kızma bana
elleri değsin istemedim
gözleri değsin istemedim
ağlayıp koklayacaktın
belki bir ömür taşıyacaktın koynunda

usul adımlarla yürüdüm ömrümü
karşımda kurum kurum-laşan darağacı
(tarlakuşu korkmaz ki korkuluktan
ökse de olsa dört bir yanı)
birdenbire acıdı boynum
gelecekler var birbiri ardınca genç
yakışıklı

ne olur işçi kadınım
az yumuşak dik
şu kefenin yakasını

yaşamak ağrısı asıldı boynuma
oysa türkü tadında yaşamak isterdim
çiçekleri kokmak ırmakları akmak
yaz boyu çobanaldatanlara aldanmak
su başlarında aylak sektirmek kavalımı
sonra bir çocuğun afacan bacaklarında
anavarca kayalıklarına tırmanmak isterdim
o güzel günleri görenler arasında
bir soluk ben de yaşamak isterdim
bir de luvr müzesinde seyretmek gizliden
öperken siya-u jakond'u tebessümünden
işte o an saçlarından yakalamak dolunayı
bir de yirmibeş kilometreden görebilmek
nazım'ın gözleriyle pırıl pırıl moskova'yı

ölmek ne garip şey anne
bayram kartlarının tutsaklığından aşırıp bayramı
sedef kakmalı bir kutu içinde
vermek isterdim çocukların ellerine
sonra
sonra benim güzel annem
damdan düşer gibi
vurulmak isterdim bir kıza

künyemi okudular
suçumuz malum

gecenin kıyısında durmuşum
kefenin cebi yok
koynuma yıldız doldurmuşum
koşun çocuklar çocuklar koşun
sabah üstüme
üstüme geliyor
yanlış mı duydum yoksa
erkenci bir horoz mu ötüyor
keskin bir acı bilenmiş
gitgide yaklaşıyor sonum

iri sözlerim yoktu söyleyecek
usulca baktım yüzlerine
bin yıllık iskeletleri çatırdayarak
göçtü ayaklarının dibine

korkutamadılar beni anne
avlunun ortasında çatık bir kaş gibi duran
darağacı
bir zaman rüzgarda
saçını tarayan telli kavak değil mi
boynumdaki kemendi bir öğle sonu bükerken o kız
sarı sıcak sevdasını düşünmedi mi
söyle anne
o çingene
bir çiçek bahçesi kadar sıcak sokağımızdan
bağıra çağıra geçen bohçacı kadını
sevmedi mi çılgınca

kurulmuş tuzaklar yok artık yolumda
işkenceler zindanlar hücreler
savunmak yok mutlu tok bir yaşamı
açlık grevlerinde beynimi bir sıçan gibi kemiren
mideme karşı
kısacası
bir çiçeği düşünürken ürpermek yok
gülmek umut etmek özlemek
ya da mektup beklemek
gözleri yatırıp ıraklara

ölmek ne garip şey anne
artık duvarları kanatırcasına tırnağımla
şaşkın umutlu şiirler yazamayacağım
mutlak bir inançla gözlerimi tavana çakamayacağım
baba olamayacağım örneğin
toprak olmak ne garip şey anne
ceplerimde el yerine balyoz taşırken
korkunç bir merakla beklerken kurtuluş haberlerini
ve yüreğimin ırmakları taştı
taşacakken
ölmek ne garip şey anne

uçurumlar ki sende büyür
dağdır ki sende göçer
ben yaprak derim çiçek derim
çam diplerinde açmış kanatlarını kozalak derim
gül yanaklı çocuğa benzer
yine de
oğlunu yitirmek kimbilir
ne garip şey anne

beni burada arama anne
kapıda adımı sorma
saçlarına yıldız düşmüş
koparma anne
ağlama
kırıldıysa düş evinin kapısı
bütün kırık kapıların çağrılışıyım
kızların yanaklarında çukurlaşan
biten başlayan aşkların ortasındayım
her kavgada ölen benim
bayrak tutan çarpışan
her kadın toprağı tırnaklayarak doğurur beni
özlem benim kavga benim aşk benim
bekle beni anne
bir sabah çıkagelirim

bir sabah anne bir sabah
acını süpürmek için açtığında kapını
umarım kurtuluş haberleriyle dönmüş olur
çam ve kekik kokuları içinde acı yüzlü çocuklar
o zaman nasıl indirilmişlerse şen şakrak
öylece kalkar uykudan şalterler
dişleyip tükürmeden sigaralarını
türkü tadında giyinirken işçiler

bir sabah anne bir sabah
acını süpürmek için açtığında kapını
adı başka sesi başka nice yaşıtım
koynunda çiçekler
çiçekler içinde bir ülke getirirler
başlarını koymak için yorgun dizine
sen hazır tut dizini anne
o mükemmel güne

nevzat çelik

   whisper   15.07.2006 06:02
   #12047
2.

eskiden tüylerimişuanda kıllarımı diken diken eden şahane bişey olmakla yetinmeyip gönlümde taht kurmayı borç bilmiş güzel bişey

   ederlezi   28.07.2006 00:00
   #18363
3.

güzel bir ahmet kaya şarkısı .

   aceshigh   28.07.2006 00:02
   #18367
4.

bir nevzat çelik şiiridir.ahmet kaya müthiş yorumlamıştır.11 eylül'de hakkında idam kararı çıkmıştır nevzat çelik'in.bu sözleri bu psikolojide yazmıştır. söz konusu olan ''çiçekler içinde bir ülke'' kürdistan olarak anlaşılmaktadır.ancak neye dayanarak? ahmet kaya yorumu ise,medyanın abartıları ve oyunları hep yanlış anlaşılmıştır.acaba devrim sonrası kurulması planlanan yeni türkiye'yi kastetmiş olamaz mı şair?ille de kürdistan mıdır?benim gördüğüm 80li yıllardan sonra kurulacak olan yeni türkiye'yi kastetmektedir.tekrar tekrar okuyup da kürdistan hakkında hiç bir şeye rastlayamamaşımdır.belki ben göremiyorumdur.ve böyle bir nokta varsa birisinin göstermesini diliyorum.

   painseeker   11.11.2006 09:10 ~ 11.11.2006 09:20
   #105381
5.

şarkıda geçen yusufçuk sözcüğüne dikkat edilmesi gereken şarkıdır.neden kuş ya da kelebek değil de yusufçuk diye düşündünüz mü hiç?ben düşündüm ve araştırdım.nasıl biz askerlerimize mehmetçik der isek pkklılar da havlattığı köpeklerini yusufçuk diye çağırırlar.

   dilfigar   15.11.2006 21:07
   #109840
6.

yusufçuk adında iki türlü hayvan vardır.bir tanesi dağlarda yaşayan bir kuş çeşididir ve bir tanesi de helikopterin ilham kaynağı olmuş halk arasında bazı yörelerde helikopter böceği diye anılan bir böcektir.yusufçuklar gece gelir.gece ayazdır,soğuktur ancak bir sonraki günün başlangıcıdır.ve uçmak ebedi anlamda özgürlüğü vurgular.bu yandan bakılmasını arz ederim.ki nevzat çelik idamla yargılanmış bir şairdir,harbi solcudur,yaşamak ağrısını derinden çekmiş bir insandır.pkk solcu değildir,olmamıştır,olamayacaktır.hakkında idam istenmiştir.o bu sözleri yazarken aklından neler geçti bir düşünün.bu şiiri yazarken döktüğü gözyaşlarını bir düşünün.terör örgütü ile ne bağı vardır ben çözemedim.çözemeyeceğim de.tabi terör kavramı artık neye göre kime göre olmuş bir kavram olmaktadır.ahmet kaya'nın yorumlamış olması ve medyatik görüşlerle farklı anlamlar yüklenen bir şiirdir.ancak şiir anlamak üzere okunduğunda ne anlatmak istendiği anlaşılacaktır.ön yargılardan arınıp ve bir insanın,idamı bekleyen bir insanın duyguları göz önünde bulundurularak tabi.tamamiyle bir insanı ele alan bir şiirdir bir insanı ve onu boğan düşünceleri.ölümü beklemeden tam olarak anlaşılamaz.bu kadar mükemmel bir şiiri karalamayın.ölümü beklerken düşündüklerinden fazlasını da aramayın.bu şiirdir.nevzat çelik eseridir.o kendini anlatmıştır.bir onun yerine koymaya çalışın kendinizi.ben üreperiyorum sadece hayali ile bile.insan bu şiiri yazan insan.ölümü beklemek o kadar kolay mı?etmeyin eylemeyin.

   painseeker   15.11.2006 23:05 ~ 15.11.2006 23:06
   #109945
7.

bu yazacağım girdi lafmacun kurallarının 7. maddesinde belirtilen duruma aykırı olabilir.o nedenle gerekli görülürse painseeker tarafından silinme hakkı mafhuzdur.
yusufçuk sözcüğü bir kelime oyunudur.hem birçoklarının kandığı kuş,börtü böcük anlamındadır.hem de insan derisine sahip itlerin kendilerini tanımladıkları sözcüktür.ve bu itlere çobanları tarafından aktarılan bir motto vardır."siz yükselirken göğe aşağıya bakın.göreceğiniz kürt çocuklarının üzerine doğan güneşli günlerdir zira." şeklinde.ayrıca pkk bir sol örgütü değildir söylemi çocukça bir dışlamadır.yarı doğru yarı yanlıştır.pkk kurulduğunda marksist,leninist görüşler savunmaktaydı.ve türkiye'deki sol fraksiyonlar lenin'in "her halk kendi kaderini kendi tayin eder." söyleminden dolayı pkk oluşumunu desteklemişlerdir.lakin pkk 94 kongresinde marksist söylemleri terkedip arkaik ırkçı söylemlere yönelince hem sol örgüt özelliği düşmüştür hem de sol fraksiyonların desteğini önemli ölçüde yitirmiştir.
bu bilgiler ışığında #109840 nolu girdimin arkasında olduğumu yinelemekteyim.

   dilfigar   20.11.2006 20:44
   #114497
8.

yusufçuk edebi anlamda bir semboldur.umudu,özgürlüğü sembolize eder.ki bu şiiri yazan şair idamını bekleyen bir adamdır.bu bir ahmet kaya şarkısı değil nevzat çelik şiiridir.her ağızdan çıkan söze o ağız anlamlar yükler.şiirin baştan sona okunmasını ve sadece insani duygular olduğunun görünmesini dilerim.ben hiç ölümü beklemedim sadece tahmin edebiliyorum.ve sanılmasın ki her ben markistim,leninistim,cartım,curtum diyen o görüşü benimsememiştir.politik oyunlar her ideolojide mevcuttur.öyle olduğunu söyleyip o kavramlara alakasız anlamlar yükleyen insanlar fazladır.zira ülkemizde solculuk oyunları altında şovenizm yapan bünyeler mevcuttur.ve bunları tespit etmek oldukça kolaydır.şovenizm altında solculuk oynamakla solculuk kavramları farklıdır.lenin her halk kendi geleceği tayin eder dediğinde birçok halka hükmekteydi bunu unutmamak gerekir.solculuk bölücülük değildir ancak türk halkı onu böyle bilmiştir.ve sadece duymak istediklerini duyup onları bilmiştir.
şiire dönersek;orada bahsi geçen yusufçuk şu dizelere sahip kıtada geçmektedir;

pir sultan'ı düşün anne
şeyh bedrettin'i
börklüce'yi
torlak kemal'i düşün anne
hala kanaması nedendir faşizmin göğsünde
utangaçlığı bile vuramadan yanaklarına yasının
onsekizinde ölümüne pervasız yürüyen
ince bilekli çıplak ayaklı tanya'nın
deniz'i düşün anne
her mayıs şafağında uzun
uzun döverken darağaçlarını
ve o şafaktan doğma
onbir yaşını çiğneyip yürüyen çocukları
insanları düşün anne
düşün ki yüreğin sallansın
düşün ki o an
güneşli güzel günlere inanan
mutlu bir yusufçuk havalansın

burada herhangi bir şovenist söylem saptanamamıştır.tamam varın pkk militanlarına öyle densin.buradaki kullanımınım asla orayla alakası yoktur zannımca.ki adam olmasını istediği devrimi savunmuştur.burdaki kasıt kürdistan değil,türkiyedir.türkiye...edebiyat ayrı bir olgudur siyaset ayrıdır.semboller kullanılır tamam ancak nevzat çelik ile pkk bağlantısı nerededir ? koskoca bir şiirin ne anlatmak istediğinin algılanmaması ve sadece yusufçuk benzetmesine takılmak çocukça değil midir peki ?bu adam şiir boyunca nelere değinmiştir bir bakılmalı daha sonra yusufçuk sembolüne bakılmalıdır.tabii ön yargısız yaklaşarak...

   painseeker   20.11.2006 21:13
   #114552
9.

10 ocak 2007'de bir seri eksicinin uğradığı başlık. tamam eyvallah eksileri verdin bir de entry girseydin de derdini açıklasaydın bari ey efendi.*

edit:
<bkz: buradan bir faşist geçti>*

   painseeker   11.01.2007 00:17 ~ 11.01.2007 00:24
   #176611
10.

bir grup fasistin once masturbasyon yapip sonra ustune bosaldigi basliktir.

   hypnotic   11.01.2007 00:18
   #176613
11.

bu bir şiir ve bestelenmiş bir şarkıdır. bir dönem insanların duygularını yansıttığından üzerine bir takım anlamlar yüklenmiş olabilir , bu yükleyenlerin ya da yüklendiğini sananların küçük milliyetçilik virusünün lgetirisidir. sanat evrenseldir dini, dili, ideolojisi, ırkı olmaz. aksine rengi, sesi, hissettirdikleri olur.

   whisper   31.03.2007 13:45
   #295288
12.

ahmet kaya sevdiğimiz günler vardı ya anne.
kapımız her çalındığında postacıyı görüp
yusufcuk zannederek boynuna atıldığımız günler.
işte anne işte.
o günlerde bu şiiri ezberlemek için ne çaba sarfaderdik anne.
bu şiire harcadığım zamanı keşke oya işleyerek harcasaymısım anne.

   gemisch35   31.03.2007 14:24
   #295385
13.

nevzat çelik'e idam kararı çıkmıştır, 12 eylül işkencehanelerinde ki en iğrenç işkence yöntemini uygularlar nevzat çelik'e her akşam gelip kararın geldi bu gece asılacaksın derler. nevzat çelik o geceyi uykusuz, kan, ter içinde geçirir. bu sık sık olan artık olağanlaşan bir şey haline gelmiştir, ama bir gece gardiyan elinde bir kağıtla gelir. üzerinde nevzat çelik'in idamının onandığı yazan kararnamedir bu. nevzat çelik bu sefer gerçekten inanır. ve hücresinin duvarına tırnaklarıyla şafak türküsü şiirini yazar. * *

   mezarbekcisi   17.04.2007 12:18
   #329745
14.

şu an tüylerimin diken diken olmasına sebep olan güzel bir ahmet kaya şarkısı.
bu şarkıyı ahmet kaya nın ağzından dinleyip de vucudunun herhangi bir yerinde bir şeyleri kıpırdamayan insanların insanlığından şüphe etmek gerekir diye düşünüyorum.

   kcetinkaya   19.04.2007 19:48
   #335298
15.

destanlaşmış bir türküdür.
herşeyin inciğini boncuğunu seçmeye meraklı yazarlarımız tarafından şiir içinde bahsi geçen ülke kürdistan olarak ilan edilmiştir.
öylesi bir zihniyettir ki şarkılardaki, türkülerdeki ülke kelimesi bilhassa kürdistandır, çünkü onların zihniyetine göre şarkı ve türkülerde ülkem yerine türkiyem kullanılınca vatansever, ülkem, vatanım, anadolum kullanılınca ise farklı anlamlar ima etmektedir.

   gera   20.06.2007 23:49
   #486277
16.

hemen her askerin bir dönem takılı kaldığı ahmet kaya şarkısı.
<bkz: ölümü özledim anne yaşamak isterken delice>

   samhain   20.06.2007 23:53
   #486291
17.

karanlik safaklar icin zahmet edilerek yazilmis bir siir.ayrica sair, bu siiri hapishane duvarlarina tirnaklariylan yazmis gibi komik palavralarlan olayi süsleyip, püsleyip abartarak efsanelestirmeye calismakta sanirim biraz cocuk kandirmak gibi oluyor.

   pekmez   21.06.2007 02:02 ~ 21.06.2007 03:04
   #486652
18.

o zaman herseyden çok etkileniyordum yani,çok kötü durumdaydım ve şarkı yapmaktan baska bir seçeneğim ve çarem yoktu.insanlar tutuklanmıştı.insanlar durmadan alınıp bir yerlere tıkılıyordu ve kimse sesini çıkartmıyordu.insanlar dövülüyordu,sövülüyordu,işkencehanelerden geçiriliyordu.insanlar katlediliyordu.bütün devrimci,demokrat insanları bir sekilde hayatın bir tarafında yok ediyorlardı.ben kendime böyle bir misyon yükledim.dedim ki ahmet yani bak herkesi susturuyorlar,aşık,mağduri,hırpani,devrimi,aşiği,parvani,zulmi.zalimi işte trıği vıriği gitti.çık diyordum oğlum çık artık çık yani!cık yaav,çık insanlara bir merhaba de yani.bak insanlar bunu yapıyorlar şafak türküsünü söyle!!

demiştir kendi ağzından bu şiiri şarkılaştırmaya karar verme sürecini böyle anlatmıştır ahmet kaya.analar kapılarda görüşlerde oğullarını kızlarını beklerken,kaya idamla yargılanan bir mahkumun şiirinden onların türküsünü söylüyordu..
1981 yılında yazılmış bir şiiri 1983 yılında kurulan şerefsiz pkk ile özdeşleştiren arkadaşı da tebrik etmek lazım.iyi bir hayal gücü varmış gerçekten.

   estarfin   21.06.2007 04:00
   #486802
19.

sadece şarkı olarak ele alındığında bir başyapıttır.ideolojik açıdan ele alınınca da aynı niteliklere sahiptir,zira propaganda ancak bu kadar güzel ve değdire değdire yapılır.

counterstrike niteliğinde bir şarkı için ise

<bkz: bu hesap sorulacak>

   spiritsoldier   21.06.2007 04:07
   #486808
20.

hangi ideolojiyi taşırsa taşısın, ürperten ve sürükleyen duygular aşılayan başyapıt. ayrıca, beni burada arama anne, burası genel ev diye gerzek bir cümle kuran ve şarkımsı yapanların allah belasını versin.

   rakicoglu   09.05.2008 23:10
   #916907

12 

 

sayfa

1 

yazdır

etiket bulutu

sözlük  ekşi sözlük