Son 400BugünDünRastgele

safak turkusu

 

1.

her okuduğumda ağlatan,yaralayan şiirdir.aynızamanda sözleri yine nevzat çelik tarafından yazılmış ahmet kaya şarkısıdır.şiirin ilk bölümü kullanılmıştır şarkıda.



beni burada arama anne

kapıda adımı sorma

saçlarına yıldız düşmüş

koparma anne

ağlama



kaç zamandır yüzüm tıraşlı

gözlerim şafak bekledim

uzarken ellerim

kulağım kirişte

ölümü özledim anne

yaşamak isterken delice





bugün görüş günü

günlerden salı

islak

sarı bir yağmur

ülkemin neresine bakarsa ay

orada yitik bir anne ağlıyor

sen aralıyorsun yağmuru

acıdan sırılsıklam alnına siper edip elini

sonra bir umut koşuyorsun

yüreğin avcunda

ısırırken

çırpıntı gözlerini

(ah verebilseydim keşke

yüreği avcunda koşan

her bir anneye

tepeden tırnağa oğula

ve kıza kesmiş

bir ülkeyi armağan

koşma anne

birdenbire batacak olan

düş denizinde yarattığın umut sandalıdır

oysa benim için gece

ışık hızıyla koşan

kısa ve soğuk bir zamandır

bu yüzden boğuk seslerle geldiler bir şafak

uykusuz

yorgun

ve korkak



sanırım baytardı

yüreğimin depreminde rihter ölçeği çatlarken

ölebilir raporu veren beyaz önlüklü doktor

boşver hipokrat amca

üzülme ne olur

sen de anne

sen de üzülme

hücremin dört bir köşesinde el ayak izlerimi

ciğerlerimde yırtılan bir çığlıkla hazır beklediğim

ve korkunç bir sabırla birbirine eklediğim

korkak kahraman gecelerimi

düşlerimle sınırsız

diretmişliğimle genç

şaşkınlığımla çocuk devrederken sıradakine

usulca açılıverdi

yanağımda tomurcuk



pir sultan’ı düşün anne

şeyh bedrettin’i

börklüce’yi

torlak kemal’i düşün anne

hala kanaması nedendir faşizmin göğsünde

utangaçlığı bile vuramadan yanaklarına yasının

onsekizinde ölümüne pervasız yürüyen

ince bilekli çıplak ayaklı tanya’nın

deniz’i düşün anne

her mayıs şafağında uzun

uzun döverken darağaçlarını

ve o şafaktan doğma

onbir yaşını çiğneyip yürüyen çocukları

insanları düşün anne

düşün ki yüreğin sallansın

düşün ki o an

güneşli güzel günlere inanan

mutlu bir yusufçuk havalansın



sıcak omuzlar değerken omzuma

buz üstünde yürüdüm yıllar boyu

bayraklar ve türkülerle

kopunca memelerinden o mükemmel yaşama



kurşunlar sıktılar alnıma

açık alanlarda ağır

kartalların konup kalktığı

yalçın kayalardan biriydim

ölüp dirildim yeniden

güneşli güneşsiz akşamlarda



mutlu yarınlar adına

özgürlük adına ekmek adına

üstüne vardım kuyruğu kanlı itlerin

dirilip dönmesin diye hiroşimalar

tahtadan atların boynuna çıplak

ölümlerle yatmasın diye çocuklar

aç gözlerle bakmasın diye çocuklar

kardeşlik adına

havadaki kuş denizdeki balık adına

yürüdüm yıllar boyu



dönüp bakmadım arkama

ıraktı gözlerim çok ırak

izim kalır mı bilmem yürüdüğüm yolda

kalsa da silinir gider

yalnızca bir ağıt gibi çakılır

ardımca gelenlere gözlerimi yaktığım yer



tören adımlarıyla ölmek

ne garip şey anne

kanlı karanlık bir oyunda baş oyuncuyum

bütün gözler üstümde



sürüyor gecenin karnında şafağa bakan oyun

masa üstünde üşüyen bir sigara

yanında küçücük bir cam bardak

içinde rengi bu gecenin

cılız titrek bir kibrit

kağıt kalem

sandalye

geride flu

yağlı

büküm büküm bir ip

ve çingene kuralına uygun

değişmez dekoru mudur

idam mahkumunun



kırılacak cammışım gibi davranıyorlar

yüzlerinde zoraki çatılmış bir hüzün

oysa birazdan boynumu kıracaklar

pul pul dökülecek yaz siyasi eylül’ün



ben ölümü asıl az ötede titreyen

çingenenin kara killi ellerinde gördüm

anladım ki küllenen sigaradır

soğuyan bir bardak çaydır benim ömrüm



yani benim güzel annem

alacaşafağında ülkemin

yıldız uçurmak varken

oturup yıldızlar içinde

kendi buruk kanımı içtim



ne garip duygu şu ölmek

öptüğüm kızlar geliyor aklıma

bir açıklaması vardır elbet

giderken darağacına



geride

masa üstünde boynu bükük kaldı kağıt kalem

bağışla beni güzel annem

oğul tadında bir mektup yazamadım diye kızma bana

elleri değsin istemedim

gözleri değsin istemedim

ağlayıp koklayacaktın

belki bir ömür taşıyacaktın koynunda



usul adımlarla yürüdüm ömrümü

karşımda kurum kurum-laşan darağacı

(tarlakuşu korkmaz ki korkuluktan

ökse de olsa dört bir yanı)

birdenbire acıdı boynum

gelecekler var birbiri ardınca genç

yakışıklı



ne olur işçi kadınım

az yumuşak dik

şu kefenin yakasını



yaşamak ağrısı asıldı boynuma

oysa türkü tadında yaşamak isterdim

çiçekleri kokmak ırmakları akmak

yaz boyu çobanaldatanlara aldanmak

su başlarında aylak sektirmek kavalımı

sonra bir çocuğun afacan bacaklarında

anavarca kayalıklarına tırmanmak isterdim

o güzel günleri görenler arasında

bir soluk ben de yaşamak isterdim

bir de luvr müzesinde seyretmek gizliden

öperken siya-u jakond’u tebessümünden

işte o an saçlarından yakalamak dolunayı

bir de yirmibeş kilometreden görebilmek

nazım’ın gözleriyle pırıl pırıl moskova’yı



ölmek ne garip şey anne

bayram kartlarının tutsaklığından aşırıp bayramı

sedef kakmalı bir kutu içinde

vermek isterdim çocukların ellerine

sonra

sonra benim güzel annem

damdan düşer gibi

vurulmak isterdim bir kıza



künyemi okudular

suçumuz malum



gecenin kıyısında durmuşum

kefenin cebi yok

koynuma yıldız doldurmuşum

koşun çocuklar çocuklar koşun

sabah üstüme

üstüme geliyor

yanlış mı duydum yoksa

erkenci bir horoz mu ötüyor

keskin bir acı bilenmiş

gitgide yaklaşıyor sonum



iri sözlerim yoktu söyleyecek

usulca baktım yüzlerine

bin yıllık iskeletleri çatırdayarak

göçtü ayaklarının dibine



korkutamadılar beni anne

avlunun ortasında çatık bir kaş gibi duran

darağacı

bir zaman rüzgarda

saçını tarayan telli kavak değil mi

boynumdaki kemendi bir öğle sonu bükerken o kız

sarı sıcak sevdasını düşünmedi mi

söyle anne

o çingene

bir çiçek bahçesi kadar sıcak sokağımızdan

bağıra çağıra geçen bohçacı kadını

sevmedi mi çılgınca



kurulmuş tuzaklar yok artık yolumda

işkenceler zindanlar hücreler

savunmak yok mutlu tok bir yaşamı

açlık grevlerinde beynimi bir sıçan gibi kemiren

mideme karşı

kısacası

bir çiçeği düşünürken ürpermek yok

gülmek umut etmek özlemek

ya da mektup beklemek

gözleri yatırıp ıraklara



ölmek ne garip şey anne

artık duvarları kanatırcasına tırnağımla

şaşkın umutlu şiirler yazamayacağım

mutlak bir inançla gözlerimi tavana çakamayacağım

baba olamayacağım örneğin

toprak olmak ne garip şey anne

ceplerimde el yerine balyoz taşırken

korkunç bir merakla beklerken kurtuluş haberlerini

ve yüreğimin ırmakları taştı

taşacakken

ölmek ne garip şey anne



uçurumlar ki sende büyür

dağdır ki sende göçer

ben yaprak derim çiçek derim

çam diplerinde açmış kanatlarını kozalak derim

gül yanaklı çocuğa benzer

yine de

oğlunu yitirmek kimbilir

ne garip şey anne



beni burada arama anne

kapıda adımı sorma

saçlarına yıldız düşmüş

koparma anne

ağlama

kırıldıysa düş evinin kapısı

bütün kırık kapıların çağrılışıyım

kızların yanaklarında çukurlaşan

biten başlayan aşkların ortasındayım

her kavgada ölen benim

bayrak tutan çarpışan

her kadın toprağı tırnaklayarak doğurur beni

özlem benim kavga benim aşk benim

bekle beni anne

bir sabah çıkagelirim



bir sabah anne bir sabah

acını süpürmek için açtığında kapını

umarım kurtuluş haberleriyle dönmüş olur

çam ve kekik kokuları içinde acı yüzlü çocuklar

o zaman nasıl indirilmişlerse şen şakrak

öylece kalkar uykudan şalterler

dişleyip tükürmeden sigaralarını

türkü tadında giyinirken işçiler



bir sabah anne bir sabah

acını süpürmek için açtığında kapını

adı başka sesi başka nice yaşıtım

koynunda çiçekler

çiçekler içinde bir ülke getirirler

başlarını koymak için yorgun dizine

sen hazır tut dizini anne

o mükemmel güne



nevzat çelik

   whisper   15.07.2006 - 06:02
  #12047
2.

eskiden tüylerimişuanda kıllarımı diken diken eden şahane bişey olmakla yetinmeyip gönlümde taht kurmayı borç bilmiş güzel bişey

   ederlezi   28.07.2006 - 00:00
  #18363
3.

güzel bir ahmet kaya şarkısı .

   aceshigh   28.07.2006 - 00:02
  #18367
4.

bir nevzat çelik şiiridir.ahmet kaya müthiş yorumlamıştır.11 eylül’de hakkında idam kararı çıkmıştır nevzat çelik’in.bu sözleri bu psikolojide yazmıştır. söz konusu olan ’’çiçekler içinde bir ülke’’ kürdistan olarak anlaşılmaktadır.ancak neye dayanarak? ahmet kaya yorumu ise,medyanın abartıları ve oyunları hep yanlış anlaşılmıştır.acaba devrim sonrası kurulması planlanan yeni türkiye’yi kastetmiş olamaz mı şair?ille de kürdistan mıdır?benim gördüğüm 80li yıllardan sonra kurulacak olan yeni türkiye’yi kastetmektedir.tekrar tekrar okuyup da kürdistan hakkında hiç bir şeye rastlayamamaşımdır.belki ben göremiyorumdur.ve böyle bir nokta varsa birisinin göstermesini diliyorum.

   painseeker   11.11.2006 - 09:10 ~ 11.11.2006 - 09:20
  #105381
5.

şarkıda geçen yusufçuk sözcüğüne dikkat edilmesi gereken şarkıdır.neden kuş ya da kelebek değil de yusufçuk diye düşündünüz mü hiç?ben düşündüm ve araştırdım.nasıl biz askerlerimize mehmetçik der isek pkklılar da havlattığı köpeklerini yusufçuk diye çağırırlar.

   dilfigar   15.11.2006 - 21:07
  #109840
6.

yusufçuk adında iki türlü hayvan vardır.bir tanesi dağlarda yaşayan bir kuş çeşididir ve bir tanesi de helikopterin ilham kaynağı olmuş halk arasında bazı yörelerde helikopter böceği diye anılan bir böcektir.yusufçuklar gece gelir.gece ayazdır,soğuktur ancak bir sonraki günün başlangıcıdır.ve uçmak ebedi anlamda özgürlüğü vurgular.bu yandan bakılmasını arz ederim.ki nevzat çelik idamla yargılanmış bir şairdir,harbi solcudur,yaşamak ağrısını derinden çekmiş bir insandır.pkk solcu değildir,olmamıştır,olamayacaktır.hakkında idam istenmiştir.o bu sözleri yazarken aklından neler geçti bir düşünün.bu şiiri yazarken döktüğü gözyaşlarını bir düşünün.terör örgütü ile ne bağı vardır ben çözemedim.çözemeyeceğim de.tabi terör kavramı artık neye göre kime göre olmuş bir kavram olmaktadır.ahmet kaya’nın yorumlamış olması ve medyatik görüşlerle farklı anlamlar yüklenen bir şiirdir.ancak şiir anlamak üzere okunduğunda ne anlatmak istendiği anlaşılacaktır.ön yargılardan arınıp ve bir insanın,idamı bekleyen bir insanın duyguları göz önünde bulundurularak tabi.tamamiyle bir insanı ele alan bir şiirdir bir insanı ve onu boğan düşünceleri.ölümü beklemeden tam olarak anlaşılamaz.bu kadar mükemmel bir şiiri karalamayın.ölümü beklerken düşündüklerinden fazlasını da aramayın.bu şiirdir.nevzat çelik eseridir.o kendini anlatmıştır.bir onun yerine koymaya çalışın kendinizi.ben üreperiyorum sadece hayali ile bile.insan bu şiiri yazan insan.ölümü beklemek o kadar kolay mı?etmeyin eylemeyin.

   painseeker   15.11.2006 - 23:05 ~ 15.11.2006 - 23:06
  #109945
7.

bu yazacağım girdi lafmacun kurallarının 7. maddesinde belirtilen duruma aykırı olabilir.o nedenle gerekli görülürse painseeker tarafından silinme hakkı mafhuzdur.

yusufçuk sözcüğü bir kelime oyunudur.hem birçoklarının kandığı kuş,börtü böcük anlamındadır.hem de insan derisine sahip itlerin kendilerini tanımladıkları sözcüktür.ve bu itlere çobanları tarafından aktarılan bir motto vardır."siz yükselirken göğe aşağıya bakın.göreceğiniz kürt çocuklarının üzerine doğan güneşli günlerdir zira." şeklinde.ayrıca pkk bir sol örgütü değildir söylemi çocukça bir dışlamadır.yarı doğru yarı yanlıştır.pkk kurulduğunda marksist,leninist görüşler savunmaktaydı.ve türkiye’deki sol fraksiyonlar lenin’in "her halk kendi kaderini kendi tayin eder." söyleminden dolayı pkk oluşumunu desteklemişlerdir.lakin pkk 94 kongresinde marksist söylemleri terkedip arkaik ırkçı söylemlere yönelince hem sol örgüt özelliği düşmüştür hem de sol fraksiyonların desteğini önemli ölçüde yitirmiştir.

bu bilgiler ışığında #109840  nolu girdimin arkasında olduğumu yinelemekteyim.

   dilfigar   20.11.2006 - 20:44
  #114497
8.

yusufçuk edebi anlamda bir semboldur.umudu,özgürlüğü sembolize eder.ki bu şiiri yazan şair idamını bekleyen bir adamdır.bu bir ahmet kaya şarkısı değil nevzat çelik şiiridir.her ağızdan çıkan söze o ağız anlamlar yükler.şiirin baştan sona okunmasını ve sadece insani duygular olduğunun görünmesini dilerim.ben hiç ölümü beklemedim sadece tahmin edebiliyorum.ve sanılmasın ki her ben markistim,leninistim,cartım,curtum diyen o görüşü benimsememiştir.politik oyunlar her ideolojide mevcuttur.öyle olduğunu söyleyip o kavramlara alakasız anlamlar yükleyen insanlar fazladır.zira ülkemizde solculuk oyunları altında şovenizm yapan bünyeler mevcuttur.ve bunları tespit etmek oldukça kolaydır.şovenizm altında solculuk oynamakla solculuk kavramları farklıdır.lenin her halk kendi geleceği tayin eder dediğinde birçok halka hükmekteydi bunu unutmamak gerekir.solculuk bölücülük değildir ancak türk halkı onu böyle bilmiştir.ve sadece duymak istediklerini duyup onları bilmiştir.

şiire dönersek;orada bahsi geçen yusufçuk şu dizelere sahip kıtada geçmektedir;



pir sultan’ı düşün anne

şeyh bedrettin’i

börklüce’yi

torlak kemal’i düşün anne

hala kanaması nedendir faşizmin göğsünde

utangaçlığı bile vuramadan yanaklarına yasının

onsekizinde ölümüne pervasız yürüyen

ince bilekli çıplak ayaklı tanya’nın

deniz’i düşün anne

her mayıs şafağında uzun

uzun döverken darağaçlarını

ve o şafaktan doğma

onbir yaşını çiğneyip yürüyen çocukları

insanları düşün anne

düşün ki yüreğin sallansın

düşün ki o an

güneşli güzel günlere inanan

mutlu bir yusufçuk havalansın



burada herhangi bir şovenist söylem saptanamamıştır.tamam varın pkk militanlarına öyle densin.buradaki kullanımınım asla orayla alakası yoktur zannımca.ki adam olmasını istediği devrimi savunmuştur.burdaki kasıt kürdistan değil,türkiyedir.türkiye...edebiyat ayrı bir olgudur siyaset ayrıdır.semboller kullanılır tamam ancak nevzat çelik ile pkk bağlantısı nerededir ? koskoca bir şiirin ne anlatmak istediğinin algılanmaması ve sadece yusufçuk benzetmesine takılmak çocukça değil midir peki ?bu adam şiir boyunca nelere değinmiştir bir bakılmalı daha sonra yusufçuk sembolüne bakılmalıdır.tabii ön yargısız yaklaşarak...

   painseeker   20.11.2006 - 21:13
  #114552
9.

10 ocak 2007’de bir seri eksicinin uğradığı başlık. tamam eyvallah eksileri verdin bir de entry girseydin de derdini açıklasaydın bari ey efendi.*



edit:

<bkz: buradan bir faşist geçti>*

   painseeker   11.01.2007 - 00:17 ~ 11.01.2007 - 00:24
  #176611
10.

bir grup fasistin once masturbasyon yapip sonra ustune bosaldigi basliktir.

   hypnotic   11.01.2007 - 00:18
  #176613
11.

bu bir şiir ve bestelenmiş bir şarkıdır. bir dönem insanların duygularını yansıttığından üzerine bir takım anlamlar yüklenmiş olabilir , bu yükleyenlerin ya da yüklendiğini sananların küçük milliyetçilik virusünün lgetirisidir. sanat evrenseldir dini, dili, ideolojisi, ırkı olmaz. aksine rengi, sesi, hissettirdikleri olur.

   whisper   31.03.2007 - 13:45
  #295288
12.

ahmet kaya sevdiğimiz günler vardı ya anne.

kapımız her çalındığında postacıyı görüp

yusufcuk zannederek boynuna atıldığımız günler.

işte anne işte.

o günlerde bu şiiri ezberlemek için ne çaba sarfaderdik anne.

bu şiire harcadığım zamanı keşke oya işleyerek harcasaymısım anne.

   gemisch35   31.03.2007 - 14:24
  #295385
13.

nevzat çelik’e idam kararı çıkmıştır, 12 eylül işkencehanelerinde ki en iğrenç işkence yöntemini uygularlar nevzat çelik’e her akşam gelip kararın geldi bu gece asılacaksın derler. nevzat çelik o geceyi uykusuz, kan, ter içinde geçirir. bu sık sık olan artık olağanlaşan bir şey haline gelmiştir, ama bir gece gardiyan elinde bir kağıtla gelir. üzerinde nevzat çelik’in idamının onandığı yazan kararnamedir bu. nevzat çelik bu sefer gerçekten inanır. ve hücresinin duvarına tırnaklarıyla şafak türküsü şiirini yazar. * *

   mezarbekcisi   17.04.2007 - 12:18
  #329745
14.

şu an tüylerimin diken diken olmasına sebep olan güzel bir ahmet kaya şarkısı.

bu şarkıyı ahmet kaya nın ağzından dinleyip de vucudunun herhangi bir yerinde bir şeyleri kıpırdamayan insanların insanlığından şüphe etmek gerekir diye düşünüyorum.

   kcetinkaya   19.04.2007 - 19:48
  #335298
15.

destanlaşmış bir türküdür.

herşeyin inciğini boncuğunu seçmeye meraklı yazarlarımız tarafından şiir içinde bahsi geçen ülke kürdistan olarak ilan edilmiştir.

öylesi bir zihniyettir ki şarkılardaki, türkülerdeki ülke kelimesi bilhassa kürdistandır, çünkü onların zihniyetine göre şarkı ve türkülerde ülkem yerine türkiyem kullanılınca vatansever, ülkem, vatanım, anadolum kullanılınca ise farklı anlamlar ima etmektedir.

   gera   20.06.2007 - 23:49
  #486277
16.

hemen her askerin bir dönem takılı kaldığı ahmet kaya şarkısı.

<bkz: ölümü özledim anne yaşamak isterken delice>

   samhain   20.06.2007 - 23:53
  #486291
17.

ahmet kayanın seslendirdiği en güzel şarkılardan biridir.

eğer ahmet kaya sürgüne gitmek zorunda kalmasaydı belki de hiç kimse burda yusufçuk kelimesinin anlamını tartışmıyor olucaktı.



peki ahmet kaya ne zaman vatan haini olarak damgalandı ;



’’sanatçı kimliğiyle tartışılmaz, davranışlarıyla ise ‘tartışmalı’ bir isimdi ahmet kaya… 11 şubat 1999’da ödülünü almak üzere katıldığı magazin gazetecileri derneği’nin gecesinde, sahneye çıkıp “kürtçe şarkı okuyacağını ve ezilen bir halkın sözcülüğünü yapacağını” söyledikten sonra, zamanın çarkı onun için tersine döndü. o an, ahmet kaya ve eşinin üzerine fırlatılan çatal, bıçakların şakırtısına karışan yuh sesleri, serdar ortaç’ın kendi şarkısından oracıkta uyarladığı “bu devirde kimse sultan değil, hükümdar değil, padişah değil / atatürk yolunda tüm türkiye; bu vatan bizim, ellerin değil” sözleri tam da aristo’nun ‘katarsis’ yani ‘boşalma’ kavramına denk düşüyordu.’’ **" target="_blank" rel="nofollow">http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=27090>

bir insan ’’kürtçe şarkı okuyacağım,kürt halkının kılavuzluğunu yapacağım’’ dedi, ne oldu mahsun kırmızı gül piyanosuyla serdaç ortaçla birlikte onuncu yıl ve istiklal marşının okudu;

ne için okumuşlardı,

kürt halkı dediği için kürtçe şarkı dediği için

ya bu kadar kolay harcandı bu insan !

onun şarkılarıyla aşık olanlar için ahmeyt kaya bitmişti,

medya onun adını koymuş, manşetine yazmıştı bile

’’vay şerefsiz’’

şimdi hala böyle hala şerefsiz ahmet kaya.

ahmet kaya 80 öncesinde sol örgüt aktivistiydi ,buna geri dönücem,80 den sonradan cuntaya karşı çıkan şarkılarında hafif ayarlar veren.

bu ülkede herkes onu dinledi ,bir fatih kısaparmak çıkardılar tutmadı,onun gibi olamadı.sağcılar da onu dinlerdi çünkü protest müzik yapıyordu cuntaya karşı.



ahmet kaya uydurma haberlere kurban gitti ,

ne mercedes çiliği kaldı ne lümpenliği,ne de türk halkına şerefsiz dediği.

toplumumuz çok sert,kırılmıyor hiç bir zinciri.’’deniz gezmiş atatürkçüydü’’ diyoruz adam bize ’’o idama giderken yaşasın marksizm-leninizm dedi bu adam pis bir gomünisttir ne atatürkçüğü’’ diyor. bunu diyen sözde kültürlü, bilmem kaç üniversite bitirmiş bir insan.ama az kaldı onlardan,artık bu ülkede herkes deniz gezmişe şahip çıkıyor .yakında ahmet kayaya da sahip çıkıcaktır.herkes onu anlıyacak ve o günlerde yaşadığı piskolojik bunalımın yaptığını söyleyecek.



o şarkıda adı geçen yusufçuk un tabiri yaplmıştır.üstelik sözlerinin de ahmet kayaya ait olmadığı bir şiirde ahmet kayanın şerefsizliği ! yüzünden yeni anlamlar çıkartılmaya çalışılıyor.



’’bir sabah anne bir sabah

acını süpürmek için açtığında kapını

adı başka sesi başka nice yaşıtım

koynunda çiçekler

çiçekler içinde bir ülke getirirler

başlarını koymak için yorgun dizine

sen hazır tut dizini anne

o mükemmel güne’’



bir teorisyenliktir gidiyor ;birisi,’’ atatürk komünistti rejimi yıkmak gerekiyor’’ diyor,birisi başka neler söylüyor.



benim hayalimdir,adı başka sesi başka binlerce çocuğun koynunda çiçeklerle bir ülke getirmeleri yani cuntadan,adaletsizlikten arınış,demokrasinin gerçekten demokrasi olduğu,atatürk ilkelerinin doğru kavranılarak baştacı edildiği , yepyeni,gısgıcır bir ülke benim bu dediğim,

türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür e karşı bir

durumdur diyorsanız;

<bkz: kes cezamı hakim bey>

   ahndbngldm   21.06.2007 - 01:01
  #486518
18.

karanlik safaklar icin zahmet edilerek yazilmis bir siir.ayrica sair, bu siiri hapishane duvarlarina tirnaklariylan yazmis gibi komik palavralarlan olayi süsleyip, püsleyip abartarak efsanelestirmeye calismakta sanirim biraz cocuk kandirmak gibi oluyor.

   pekmez   21.06.2007 - 02:02 ~ 21.06.2007 - 03:04
  #486652
19.

o zaman herseyden çok etkileniyordum yani,çok kötü durumdaydım ve şarkı yapmaktan baska bir seçeneğim ve çarem yoktu.insanlar tutuklanmıştı.insanlar durmadan alınıp bir yerlere tıkılıyordu ve kimse sesini çıkartmıyordu.insanlar dövülüyordu,sövülüyordu,işkencehanelerden geçiriliyordu.insanlar katlediliyordu.bütün devrimci,demokrat insanları bir sekilde hayatın bir tarafında yok ediyorlardı.ben kendime böyle bir misyon yükledim.dedim ki ahmet yani bak herkesi susturuyorlar,aşık,mağduri,hırpani,devrimi,aşiği,parvani,zulmi.zalimi işte trıği vıriği gitti.çık diyordum oğlum çık artık çık yani!cık yaav,çık insanlara bir merhaba de yani.bak insanlar bunu yapıyorlar şafak türküsünü söyle!!



demiştir kendi ağzından bu şiiri şarkılaştırmaya karar verme sürecini böyle anlatmıştır ahmet kaya.analar kapılarda görüşlerde oğullarını kızlarını beklerken,kaya idamla yargılanan bir mahkumun şiirinden onların türküsünü söylüyordu..

1981 yılında yazılmış bir şiiri 1983 yılında kurulan şerefsiz pkk ile özdeşleştiren arkadaşı da tebrik etmek lazım.iyi bir hayal gücü varmış gerçekten.

   estarfin   21.06.2007 - 04:00
  #486802
20.

sadece şarkı olarak ele alındığında bir başyapıttır.ideolojik açıdan ele alınınca da aynı niteliklere sahiptir,zira propaganda ancak bu kadar güzel ve değdire değdire yapılır.



counterstrike niteliğinde bir şarkı için ise



<bkz: bu hesap sorulacak>

   spiritsoldier   21.06.2007 - 04:07
  #486808

1 2  

 
 

sayfa

1