1.
25 şubat 1907'de bugün bulgaristan sınırları içinde kalan gümülcine kazası eğridere köyünde doğdu. istanbul muallim mektebi'ni bitirdi. maarif vekaleti'nin açtığı sınavı kazanarak almanya’ya eğitime gitti. yurda dönüşünde aydın'daki bir ortaokulda almanca öğretmenliğine atandı. "yıkıcı propaganda" yapmak suçlamasıyla 3 ay tutuklu kaldı. konya'ya atandı. 1932'de okuduğu bir şiirde mustafa kemal'i eleştirdiği suçlamasıyla yine gözaltına alındı. sinop ve konya cezaevlerinde bir yıl yattı. cumhuriyetin 10. yılı nedeniyle çıkan aftan yararlanarak salıverildi. yazmaya balıkesir'de yayınlanan "çağlayan" dergisinde 1925'te yayınlanan şiirleriyle başladı (bazı kaynaklara göre "ırmak" dergisinde). yedi meşale, resimli ay, varlık gibi dergilerde yayınlanan şiirleri, öyküleri, yazılarıyla tanındı. cumhuriyet döneminin ilk yılarındaki gerçekçi edebiyat akımının öncüsü oldu. ilk toplumsal gerçekçi öyküleri "resimli ay" dergisinde yayınlandı. şiirler, hikâyeler, romanlar yazdı, çeviriler yaptı. asıl ününü öykü ve romanlarıyla kazandı. konularını toplumsal eşitsizliklerden aldı. ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirdi. aydınlar ve kentlilerin anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirdi.
*
ifijenya 03.11.2006 15:24
#97467
3.
başın öne eğilmesin aldırma gönül aldırma......
burda çiçekler açmıyor kuşlar süzülüp uçmuyor......
benim meskenim dağlardır dağlar......
döndüm daldan kopan kuru yaprağa leylim ley......
geçmedi yare sözümüz yollarda kaldı gözümüz......
gibi bir çok bestelenmiş şiiri olan şaririmiz.. evet bu şiirlerin hepsi onun.. ne büyük adammış değil mi..?
hamlet 04.11.2006 03:32
#98249
4.
taşra hayatını pek güzel resmetmiş yazar. yazılarını okumaktan çok seyreder kahramanın acıların ağlayabilirsiniz bile.
yazabilitesiz 27.02.2007 16:10
#239482
5.
daglar siirinden bir parca olarak soyle demistir;
"bir gün kadrim bilinirse,
ismim ağza alınırsa
yerim soran bulunursa:
benim meskenim dağlardır."
akraba evliligi 04.03.2007 21:55
#248501
6.
bulgaristan doğumlu,edebiyatçı.nazım hikmetle tanıştıktan sonra onun çalıştığı dergide öykülerini yayınlamaya başladı.
1948 yılında bulgaristan sınırında yurtdışına çıkarken öldürülmüştür.
romanları:
kuyucaklı yusuf
içimizdeki şeytan
kürk mantolu madonna
spartakus 23.04.2007 20:59
#345019
7.
1944 yılında nihal atsız alparslar türke$ gibi ülkücü kesimi ülkücülük turancılık suçlamasından mahkemeye vermi$tir. kaderin tecellisi ile bu mahkemenin sonunda kendisi hapse girmi$tir.
frame 17.12.2007 13:48
#774648
8.
daha çok öyküleriyle bilinir,kürk mantolu madonna romanıyla da hafızalardan silinmesi zor bi esere de imza atmış insan,fakat ne yazıkki üreten insanlara susturmaya çalışan zihniyet sabahattin aliyide mahkum etmiştir,fakat kendisi yinede tüm diğre yoldaşları gibi içinde bulunduğu durumdan da kopamayak aldırma gönülü karadenizin hırçın dalgalarına bakarak bizlere sunmuştur...
pdrciyiz 23.12.2008 22:22
#1133487
9.
burda çiçekler açmiyor,
kuslar süzülüp uçmuyor,
yildizlar isik saçmiyor,
geçmiyor günler, geçmiyor.
avluda olta vururum;
kah düsünür, otururum,
türlü hayaller görürüm;
geçmiyor günler, geçmiyor.
gönülde eski sevdalar,
gözümde dereler, baglar,
aynada hayalim aglar,
geçmiyor günler, geçmiyor.
disarda mevsim baharmis,
gezip dolasanlar varmis,
günler su gibi akarmis...
geçmiyor günler, geçmiyor.
yanimda yatan yabanci,
her sözü zehir gibi aci,
bütün dertlerin en gücü;
geçmiyor günler, geçmiyor.
le_manyak 14.01.2009 11:19
#1160166
10.
pazara giderler bir gün babasıyla.. ve o gece, o gün pazarda yaşadıklarını, öncesinde babasının kendisini yataktan kaldırışını, kısaca hislerini kaleme alır üstad.
"bugün babamın o lâtif sesiyle uyandım"
cümlesini gören babasının, "ne lâtifi be, sadece gerçekleri yazmalısın" lâfı tüm anlayışını değiştirmiştir.
(kaybettik seni de bir telaşe, aldırmak değil ama şaşırmadı gönül bu işe)
hydrozoan 30.01.2009 17:12
#1179520
11.
insanların saklı kalmış duygularını yüzümüze tokat gibi vuran usta yazar.
melânkoli
beni en güzel günümde
sebepsiz bir keder alır.
bütün ömrümün beynimde
acı bir tortusu kalır.
anlıyamam kederimi,
bir ateÅŸ yakar derimi,
içim dar bulur yerimi,
gönlüm dağlarda bunalır.
ne kış, ne yazı isterim,
ne birdost yüzü isterim,
hafif bir sızı isterim,
ağrılar, sancılar gelir.
yanıma düşer kollarım,
görünmez olur yollarım,
en sevgili emellerim
önüme ölü serilir...
ne bir dost, ne bir sevgili,
dünyadan uzak bir deli...
beni sarar melânkoli:
kafamın içersi ölür.
fanciful 16.04.2009 03:02
#1319102
12.
şu sıralar kürk mantolu madonna isimli kitabına aşık olduğum yazar.
pembeburun 02.09.2009 01:49
#1575333
13.
<bkz: kurk mantolu madonna>
aldırma gönül adlı şiiriyle ilgili ahmet hakan'ın hürriyet gazetesinde kaleme aldığı 2 mayıs 2007 tarihli düşündürücü bir yazısı vardır.
***
aldırma sabahattin ali
sene 1933'tür... atatürk hayattadır... cumhuriyet halk fırkası tek parti iktidarını sürdürmektedir. işte böyle bir dönemde, sinop hapishanesi'nde yatmakta olan bir şair, kederli dizeler yazmaktadır.
şairimiz ilhamını sinop hapishanesi'nin duvarlarını yalayan dalga seslerinden almaktadır:
"dışarıda deli dalgalar / gelir duvarları yalar / beni bu sesler oyalar / aldırma gönül aldırma."
şairimizin adı sabahattin ali'dir.
hapse düşmesinin nedeni ise atatürk'e hakarettir.
konya'da öğretmenken, içkili bir dost sohbetinde söylediği bazı sözler nedeniyle, bir öğretmen arkadaşı tarafından devlete ihbar edilmiştir. ihbar eden kişi 90'lı yılların meşhur atatürkçüsü cemal kutay'dır.
sabahattin ali işte bu yüzden düşmüştür mahpus damına...
ama o gönlüne "aldırma" diyerek teselli bulmaya çalışmaktadır:
"kurşun ata ata biter / yollar gide gide biter / mahpus yata yata biter / aldırma gönül aldırma."
deli dalgaları duyan ama denizi göremeyen sabahattin ali, kendisine bir çıkış noktası da bulmuştur:
"görmek istersen denizi / yukarıya çevir yüzü / deniz gibidir gökyüzü / aldırma gönül aldırma."
ve 1933 yılında atatürk'e hakaret ettiği gerekçesiyle mahpus damına düşen sabahattin ali'nin bu sözleri, şimdi atatürk'ün çocukları tarafından tandoğan ve çağlayan meydanlarında haykırılmaktadır.
ne diyelim? aldırma sabahattin ali aldırma!
gencodevrim 02.09.2009 01:54 ~ 01:58
#1575346
14.
sevdigimiz bircok sarkinin sözünde emegi var. ***
icimizdeki seytan romani ile türk edebiyatinin nezdimde gelmis gecmis en mükemmel yazari oldugunu kanitlamistir. onun gibi yazabilenini daha görmedim. ne karisik yaziyor, ne de abartiyor. nokta vurusu yapiyor.
derin devlet cinayetiyle ölmüstür. ölmeden önce kürk mantolu madonna, kuyucakli yusuf, icimizdeki seytan ile kagni/ses/esirler öykü kitaplarini bize birakmis. siirleri ayri güzel; ama yine de öykücülügüne degismem, degisilmez.
cemkirik limon dilimi 29.12.2009 14:11
#1824064