14 yaşına kadar çok az futbol oynadı. dönemin yugoslavya’sının içinde bulunduğu durum ve yakın çevresinde dönüp duran uyuşturucu ve çeteler ortamı içerisinde, aslında çok yetenekli olmasına rağmen futbol disiplinini kabullenemedi bir türlü. ta ki bu unsurlar yakın iki arkadaşının canına mal olana kadar. iki arkadaşını kaybetmek, predrag’ın zihninde bugün bile tam olarak tarif edemediği türde bir depreme neden oldu ve o, artık enerjisini futbola harcamaya karar verdi.
fk kom'un alt yapısında başladı futbola. başarısız diye nitelendirilebilecek ilk yıldan sonra hırsını yetenekleriyle kucaklaştırıp 15 yaşında bir yıldız oluverdi bir anda. sırada buducnost titograd kulübünün genç takımı vardı. ilk sene biter bitmez alelacele a takıma çıkarıldı. henüz 17 yaşındayken başladığı profesyonel futbol yaşantısına iki sezonda 59 maç ve 60 gol sığdırmayı başararak dikkatleri baya baya üzerine çekmeye başladı. ilk keşif hırvat kökenli yugoslav ekip hajduk split'ten geldi ve yoğun ısrarlar mijatovic'i bu kulübün futbolcu yapacakken partizan başkanı devreye girerek babası kanalıyla predrag'ı caydırmaya çalıştı. mijatovic alışılmışın dışında bir hırsa sahipti ve daha önce pozitif anlamda hiçbir yönlendirmesini göremediği babasına inat split yolunu tuttu.
bunun üzerine partizan başkanı marjanovic bizzat mijatovic'in peşinden giderek belgrad'da bir görüşme ayarlardı. kendisine sözleşmeden, paradan vs. bahsetmedi. sadece mijatovic'i, babasının istediği bir şeyi yapmak istememesinin getirdiği ruh halinden kurtarmak için uğraştı ve başardı. ilk sezonu boyunca 20 yaşındaki bir genç olarak belgrad'ın keşmekeşinde boğulmamak için kulüpte yaşadı.
bu ilk sezon boyunca pek forma şansı bulamadı. ikinci sezonunda 14 gol atmayı başarmıştı ama o dönemler kızılyıldız dönemiydi. herkes onları konuşuyordu. derken yugoslav tarihinin en efsane teknik adamı olarak kabul edilen ivica osim'in de gelmesiyle ilk on birin değişilmezi oldu. şampiyon kızılyıldız'ı devirip aldıkları yugosavya kupası maçındaki üstün performansının da etkisiyle ülkesinde yılın futbolcusu seçildi.
bu parlak sezonun ardından dağılan yugoslavya liginde yine aynı formayla kızılyıldız'ı alt edip kariyerindeki ilk şampiyonluğuna ulaştı. sezon sonu kendisiyle juventus ve real madrid'in ilgilendiği söylentileri ayyuka çıkmışken valencia kıvrak bir hamleyle kendisini renklerine bağladı. daha sonraları dönemin real madrid başkanı robert prosinecki'de yaşadıkları hayal kırıklığı nedeniyle genç yugoslav futbolcular konusunda tedbirli olma kararı aldıkları için mijatovic için acele etmediklerini söyleyecekti.
ispanya'ya gittiğinde teknik direktör guus hiddink takımdaki eksik parçanın mijatovic'le tamamlandığını duyurmuştu kamuoyuna. ilk sezon atılan 14 gol, takip eden sezonda 28 golle kazanılan lig gol krallığı ve ispanya'da yılın yabancı futbolcusu ünvanı... tüm bunlar ona real madrid krallığının kapılarını açtı. futbolcuların rüyalarında gördüğü formayı, hem de her gün kuaförde tarattığı saçlara sahip olmadan geçirmişti sırtına.
ilk sezonunda suker'le beraber harika bir uyum sergilediler. kendi attığı 14 golün üstüne suker'e attırdığı 15 gol eklenince, real madrid'in şampiyonluğundaki payı inkar edilemez bir boyutta oldu.
bir sonraki sezon juventus'la oynanan şampiyonlar ligi finali, madridliler için alışılmışın dışında bir öneme sahipti. çünkü real madrid bu kupayı 32 yıldır kazanamıyordu ve artık onu görebilecek kadar yakındaydılar. nefeslerin tutularak izlendiği maçın 67. dakikasında sahneye o çıktı ve ispanya'nın yüreklerini ferahlatan golü atarak ismini unutulmazlar arasına yazdırdı.
mijatovic'in karanlık çağı da oldu muhakkak. ülkesinin bombalanmasına çok üzüldüğünden operasyonların durmaması durumunda alaves maçına çıkmayacağına dair verdiği röportajdan sonra real madrid tarihinin en ağır para cezasına çarptırıldı. o sıralarda eşiyle boşanma kararı aldı ve mahkemenin çocukların velayetinin annesine verilmesine engel olamadı. derken futbolcuların korkulu rüyası sakatlık belası onu da buldu. tüm bu olumsuzlukların arasına yine 10 gol sıkıştırabilmiş olsa da real madrid artık onu yetersiz bulup fiorentina'ya sattı.
italya'da mutlu olamadı bir türlü. fiorentina hocası trapattoni onu forvetin hemen arkasında oynattı ve bu, o alıştığı gollerden uzaklaşmak anlamına geliyordu. yine de hırsını bırakmadı ve sezon boyunca tam 42 maçta görev yaptı. yine de aklı ispanya'daydı hep. ilk takımı olan valencia'ya olan aşkı, onu aynı şehrin lavante takımına götürdü. iki sezon oynadığı yeni takımında neredeyse hiçbir varlık gösteremedi.
2004 yılında aktif futbol yaşantısına veda edip menajerlik yapmaya başladı. kayda değer bir başarı gösteremeden bu işi de bıraktı. 2006 yılında real madrid'e başkan seçilen ramon calderon, kurduğu futboldan sorumlu ekibin başına onu getirdi.
"hayatımın en anlamlı ikinci görevi" açıklamasının üzerine gazeteciler ilkinin ne olduğunu sordular predrag mijatovic'e. cevabı şu oldu; "real madrid futbolcusu olmak".
bugün, futbol direktörlüğünün yanında resmi olsa da mentörlük görevini yürütüyor. bir çok şeyini borçlu olduğunu söylediği ivica osim'in onun için söyledikleri, hakkında iyi bir özet olabilir aslında;
"predrag, futbol sahalarında cesaretin en büyük temsilcilerinden biridir. sırp futbolunun yetişdirdiği isimler arasında zekasını ve hırsını bu denli iyi kullanabilen başka bir futbolcu olduğunu sanmıyorum. gözlerinin içine baktığınızda bu hırsı görebilirsiniz... ama rakip oyuncuysanız, bunu asla tavsiye etmem".
not: derlemedir.
#926955