Son 400BugünDünRastgele

pencereler

 

1.

sabaha karşı mıydı bilmiyorum

yoksa akşamüstü müydü

belkide gece yarısı

bilmiyorum

girdi odama pencereler

perdeli perdesiz

ben basma perdeleri severim

ama tül perdeler de vardı

kara ustorlar da

ustorları çekip çekip bırakıyordum

bir daha inmez oldu kimisi

kimisi bir daha çıkamadı yukarı

ve camları kırık pencereler

elimi kestim

kimi camsızdı büsbütün

camsız pencereler içime dokunur

camsız gözlükler gibi



pencereler

yağmur yağıyordu camlarınıza

kızıl saçları kederli uzun

ben alt dudağımda cıgaram

türkü söylüyordum içimden

yağmur sesini kendi sesimden çok severim



pencereler

beşinci katta güneşli boşluğunuzda bir deniz

bir deniz mavi yüzük taşından

serçe parmağıma geçirdim usulcacık

üç kere öptüm ağlayarak

öpüp alnıma koydum üç kere



pencereler

çıktım kırmızı velenseli yataktan

çocuk burnumu dayadım terli camına pencerenin

oda sıcaktı ve genç anamın kokusu vardı odada

dışarda kar yağıyordu

ben kızamık çıkarıyordum



pencereler

sabaha karşı mıydı bilmiyorum

belki de gece yarısı

bilmiyorum

odamın içindeydi yıldızlar

ve gece kelebekleri gibi

çırpınıyorlardı camlarınızda

ben onlara dokunmaktan çekinerek

açtım sizi pencereler

salıverdim yıldızları geceye

aydınlık sınırsız hür geceye

yapma ayların geçtiği geceye



kurtlar duruyor ayın altında

hasta aç kurtlar

kurtlar duruyor önünde pencerenin

kadife perdeleri kapasam da sımsıkı

ordadırlar bilirim

gözetliyorlar beni



pencereler

düştüm bir pencereden

bir güzele bakarken

dünya halime güldü

güzel dönüp bakmadı

belki farkında değildi



pencereler

pencereler

kırk evin penceresi odama girdi

ben oturdum birinin içine

sarkıttım ayaklarımı bulutlara

bahtiyarım

diyebilirdim belki



<bkz: nazım hikmet ran>

   YaZamaZ   01.01.2008 - 20:45
  #797153
2.

<bkz: windows>

   abbasabuzer   01.01.2008 - 20:51
  #797159
3.

boş günlerde geçirdiğim bu karanlık
odalarda dönenip duruyorum
pencereleri bulmak için.
oyle rahatlaycacağım ki bir pencere açılsa.
ama bir türlü ortaya çıkmıyor pencereler.
ya ben ulamıyorum onları. belki de,
bulamamam daha iyi.
belki başka işkence olacak ışık,
kim bilir neler çıkaracak karşıma.

<bkz: konstantinos kavafis>

   kavafis   21.05.2008 - 23:19
  #926700
4.

orjinal adını bilmediğim, le spleen de paris adlı, charles baudelaire kitabından bir düzyazı şiirdir.

dışarıdan, açık bir pencereden içeriye bakan kişi, kapalı bir pencereye bakanın gördüğü kadarını göremez hiçbir zaman.bir mumla aydınlanmış bir pencereden daha derin,daha gizemli,daha verimli, daha karanlık,daha göz kamaştırıcı nesne yoktur.güneş altında görülen şey bir camın ardında olup bitenler kadar ilginç değildir hiçbir zaman.bu karanlık ya da ışıklı delikte yaşam yaşar, yaşam düşe dalar,yaşam acı çeker.
çatıların dalgaları ötesinde,yüzü şimdiden kırışmış,her zaman bir şey üzerine eğilen,hiç dışarı çıkmayan,olgun,yoksul bir kadın görüyorum.yüzüyle, giysisiyle,neredeyse hiçbir şeyle,bu kadının öyküsünü,daha doğrusu masalını yeniden kurdum, bazı bazı ağlayarak anlatıyorum kendi kendime.
zavallı bir yaşlı adam olsaydı, onun masalını da aynı kolaylıkla kurardım.
sonra, kendimden başkalarında yaşadığım, kendimden başkalarında acı çektiğim için gururla yatıyorum.
"bu masalın doğruluğundan emin misin?" diyeceksiniz belki.yaşamama, var olduğumu ve ne olduğumu duymama yardım ettikten sonra, dışımdaki gerçeğin ne olup ne olmadığı vız gelir bana.

   hayalsiz   15.07.2008 - 18:45
  #975420
 
 

yazdır



etiket bulutu