doğan her canlı varlığın kaçınılmaz sonudur.
ölümün ilk dansı; doğumla olur.
iki aşık bir birine sarılır.
kavuşmanın hıçkırıkları kopar
hayatın ilk sesidir bu; ölümün sessizliğine inat.
sonra aldığın her nefesle devam eder,
emekleye emekle ye yol alırsın, tatlı tatlı bakarken çevrene
mutluluk vardır gözlerinde, kalbe huzur veren gülüşlerinde
attığın ilk adımda ona gidersin, sonra koşmaya başlarsın bu yolda
tuttuğun her el, toprağın kalbindedir aslında.
akan her damla yaşla sularsın onu.
ilk fidanını verir minicik yüreğinde
belki annendir ölen, beklide minik serçe..
.............. ila ahir...
neden doğuyoruz.. ? ==> dışardan bakınca, tek ve mutlak cevabı var; ölmek için....
peki neden ölüyoruz.. ? ==> yaşamak için olabilir mi..?
bir muammadır ölüm; hayatın son durağında..
ansızın durur ve inersin. ne olduğunu bile anlamadan..
...
...
...
ölüm bir sonsa; varlık sadece bir işkence..
...
hepimizin bildiği, ama hissetmediği ölüm en münasebetsiz gözüken bir zamanda karşımıza dikilecek.. acı; ölüm dışardan bakınca çok acı gözüküyor.. bitiyor; hayat bitiyor ve bir daha tutamıyacaksın ellerini..
bu hayat bizi öldürmeden; biz ölüme, yaşamak için meydan okuyalım... yoksa hiç bir delik bizi saklamaz, hiç bir güç bizi kurtaramaz; hz. azrail’in vazifesini kainattaki hiç bir güç durduramaz...
#617905
