olmeden önce, insanın bir şekilde mutlaka gerçekleştirmek istediği hayal / arzu sudur.
demem o ki, hazır vaktiniz varken, henüz geç değilken, oturun düşünün, bu isteği reel bir hale getirin. yapabilirseniz, bu isteği (niçin istediğinizi anlamak için) alın karşınıza konuşun, ve bunu gerçekleştirmek için şansınızı son sınırına kadar zorlayın… belki,ölmezden önce isteyeceğiniz son şeyde gizlidir. belki, henüz geç olmadan bunu yapabilme şansınız vardır…
akabinde, bu istek gerçekleştirilemeyecek bir şey de olabilir. hatta, bu isteğin, hayatınızın “olmazsa olmazı” olarak nitelendiriyor olmanız da mümkündür. yada bu isteğin, gerçekleşmediği zaman, diğer isteklerin otomatik olarak sizin için hiçbirşey ifade etmediğinin şuuruna da varmış olabilirsiniz kendi içinizde… ama yine de, bunların hiçbiri bu gerçeği bulup onunla yüzleşmeniz için yeterli bahaneler olmamalıdır… lakin, bir insan için, bir isteği, gerçekleşme ihtimalinin olmadığını bildiği halde istemek den daha fazla acı verici, daha fazla terbiye edici bir durum yok galiba…
fakat, işin nihayetinde, sizin için “hayatın anlamı” olarak atfedilen bir realitenin gerçekleşme ihtimalinin %0 olduğunu kanıksamak,ölümünü sakin ve sessiz bir şekilde seyretmekten farklı bir mana ihtiva etmiyor… hayat ın anlam denizinden iki yudum daha eksiltiyorsunuz… kavramlar eskisinden biraz daha silik bir hale geliyor… sonrası… sonrası farazi… hala nefes alabiliyoruz... belki evet, maalesef hala nefes alabiliyoruz… tepemize bindirilmiş onca ağırlığa rağmen, beynimizin durmaksızın yaptığı “imdat” çağrısını duymazdan gelmeye çalışarak…
pardon, üzerine derin anlamlar yüklemeye çalıştığımız filmin ismi, iki günlük dünya ydı değil mi… çokça unutuyorum bunu…
#902122
