bu bir erkek adıdır. hem de bu adın asıl sahibi peygamber efendimiz olduğu için bu ad çok güzel bir ad dır. aslen anlamı da seçilmiş demektir. bağzı dillerde bunu moustapha diye yazmak zorunda kalıyoruz. ama türkiyede allahdan mustafa diye.
<bkz: mıstık>
*
hatunun biri bir radyo programını arar. maksadı "istek parça" istemektir. ve der ki dicey kardeşimize: "ben mustafa isimli parçayı istiyorum."
dicey afallar: "nasıl yani? öyle bi şarkı yok ki..."
hatun ısrarcıdır: "ya hayır var ben mustafa'yı istiyorum."
dicey: "hamfendi mırıldanın birazcık şu şarkıyı."
hatun: "mustafaaaa yaÄŸmur var istanbul'da." * *
hakkında herşeyi anlatan bir film de çekilmiştir.
<bkz: mustafa hakkında hersey>
arapça'da seçilmiş, seçilen anlamına gelir.
onsekizbin âlem'in mustafâ'sı;
âdı güzel kendi güzel muhammed<bkz: sav>
peygamber efendimizin sıfatlarından biri.
mıççık.
zamanında bir atari oyununun ismiydi.çok jeton kaybedilmiştir.çok dersten kayılmıştır.yazar yanlış hatlamıyor ise oyun capcom a ait olup orijinal ismi cadillac and dinasours tur. belli bir yaş sevisesindeki insanlar mustafa deyince bu oyunu şıp diye hatırlarlar.hatırlanası oyundur.
damlara sıçmak gibi bir hobisi olan mısır kafalı afacan.
ilkokul 1-2 yıllarından;
"mustafa mısır kafa,
niye sıçtın bizim dama?"
diye bir tekerlemesi vardır.
peygamberimizi (s.a.v) mübârek isimlerinden.çok arınmış anlamına gelir.
"mustafa" kim mi?
anlaticiğim biraz sabır.
o zamanlar genciz, genlik ateşinin laylaylomunda, gözlerimizi takvimlerin "30" una, "31" ine kitlemişiz. büyüyüp anne olma heveslerimiz var, bazılarının da milli olma.
dünya yanmış yıkılmış bir horum otum yanmasın tadındayız.
bi bananecilik, bi boÅŸvermiÅŸlik.
ergenlik döneminin, en ergen tipleriyiz.
bilirsiniz, hatunlar bu dönemi gizil yaşar.
hiç birbirinin memesini sıkan iki ergen hatun gördünüz mü? yok yapmazlar. erkeklerin birbirleri ile münasebetlerine bakıp keyiflenirler sade.
erkek kısmı, ergenlikte de toplumun onlara verdiği rahatlığı dibine kadar kullanırlar, hatunlar da gizil rahatlarlar.böyle geçip giderken günler,
erkekler, sıra altlarında, hatun kişinin hiç hoşlaşmadığı(!) dergilerle "muhahahahaa karıya bak la" şeklinde kendilerinden geçerken,
hatunlar, "ne var lan orda?" merakında iken, yüzünde ergen sivilceleri ile birlikte bir mustafa düştü sınıfa.
kendi halinde bir çocukcağız.
sınıfın azgın erkekleri sıra altlarında iş karıştırken, mustafa sakinliğine halel getirmedi hiç.
zaman geçerken ivedi, kanım, kanım kaynaştı* mustafa sınıfla.en çok hatunlarla, hatta sibel’le daha çok.
yok yok, hala ellemiyo kimseyi.
hatunlar pek bi sevdiler bu mustafa’yı, edepli ya...
bir matematik dersi, mustafa en arka sırada.
integralin "i" sini anlama niyetinde olmayan bünyeleri, canhıraş kök içine alan sevgili matematik öğretmenimizin " mustafaaaa" gürlemesi ile, tüm sınıfın gözleri mustafa’nın muhtelif köşelerinde.
ergen sivilcelerinin -ki biz ona bilimsel dilde akne diyoruz- arasından süzülen terlerle, kızarık yüzünü gizleyen mustafa, utanç içinde tuvelete...
ortalıkta tuhaf bir koku, öğretmen çıldırmış, eteğini çekiştirmekte.
e be canım, bu kadar azmanın içine de o etekle gelinmez ki!
mustafa’nın otuzbir sayısı ile yakın ilgisini o gün keşfeden sınıf ahalisi, her ayın 31. günü, mustafa için bir dilek tuttuk, mum yaktık.
canıyı yerim mustafa...
o gün bu gün, kim "otuzbir" dese, ben "mustafa" derim.
hey gidi gençlik heeeyyy...
mustafa kim mi?
sabır ayol ben de anlaticiim..
evet mustafa..
mustafa sınıftaki hatunların "yakışıklı erkek gelse de yesek" dediği lise dönemlerinin beklenen yakışıklı erkeği yerine gelen çirkin erkeğiydi.
sınıfa yeni erkek talebe geleceğini duyan kızlar yakışıklı erkek heyecanını tüm vücutlarında hissederlerken,matematik dersinin en sıkıcı dakikalarında kapı vuruldu *ve içeriye eciş bücüş bi oğlan girdi *.erkek demeye bile dilimiz varmıyordu ya..neyse..
bu mustafa da diğer mustafalar gibi akıllı,edepli,sakin bir çocuktu.
adaşları gibi sınıfta osbir çekmek gibi huyları yoktu..evet!ya da biz görmedik..tuhaf olan tek huyu sınıfta sürekli yer değiştirmesiydi.bir gün orada bir gün burada oturuyordu..bunun dışında da hiçbir sorunumuz olmamıştı onunla..
ta ki bir gün mustafa'nın özel koleksiyonu ortaya çıkıncaya kadar..
size de olmuştur mutlaka..beden eğitimi derslerinde erkekler futbol oynar,kızlar da oturup onları izler falan..erkekler elektronik eşyalarını,saatlerini,okul formalarını çıkarıp kız arkadaşlarına verirler: göz kulak olsunlar diye..
her neyse işte böyle bir günde; mustafa da telefonunu kızlara vermişti.kızlar o telefonun mustafa'ya ait olduğunu bilselerdi karıştırmazlardı tabi..çünkü onların öncelikli hedefleri tahir gibi sınıfın popüler,yakışıklı,kız arkadasları 5'ten fazla olan tiplerinin telefonlarıydı.
neyse..
bi karışıklık olmuştu ve hanım kızlar mustafa'nın olduğunu bilmedikleri cep telefonunun galerisine kapak atmışlardı.ilk fotoğraflar gayet masumdu: mustafa,mustafa ve kardeşi,mustafa ve ailesi,mustafa ve bikaç arkadaşı...
o da ne?
bir göt..yok yok öyle sıradan bir göt değil..büyüklük falan da değil kastım!bu bizim sınıftan birinin götü yahu,bizim okulun eteği işte,bizim sıralar..ilerleyelim..bi göt daha!bunun eteği pileli okul ceketi de çizgili..bu bizim falan arkadaş yav..ilerle abi..höyt bu felsefecinin götü lan!
ilerle ilerle bitmiyor arkadas! adam sınıftaki kızların ve bayan öğretmenlerin götlerini çekiyormuş meğerse..böyle bir tutku görmemiştim daha önce..tuhaftı..fotoğrafların üzerlerine de sapıkça şeyler yazmıştı..
sınıf içindeki konumunu sürekli değiştirmesinin nedenini de anlamış olduk: yeni bir yer yeni bir göt demekti!sürekli yer değiştirerek koleksiyonuna eşsiz parçalar bulmuş oluyordu.
sonra mustafa okuldan gitti..
çok üzülmüştük..
can dündar tarafından yazılıp yönetilen, müziklerini goran bregovic'in yaptığı; mustafa kemal atatürk'ün selanik'te başlayıp dolmabahçe'de son bulan yaşam öyküsünü anlatan 29 ekim 2008'de vizyona girecek ntv-komedya ortak yapımı film.
detaylı bilgi için buyrun buradan yakın :
http://www.mustafa.com.tr/
merakla bekliyoruz.
goran bregovic’in film için ntv'ye verdiği roportaj'da; profilden ne kadar da cok sean penn'e benzedigine kanaat getirmemi saglami$tir.
bugün itibari ile gösterime girmiş film...
film çok kötü. neden bu kadar şişiriilir hiç anlamam. bir film çok şişiriliyorsa bil ki çok kötüdür. bunu bilmeme rağmen gittim. ve teyit ettim bu düşüncemi. attila dorsay ağladığını açıkladı. neresinde ağlamış merak konusu?
izlemeden güldürebilen film. komedi filmi olsa bu kadar gülmezdim. film vizyona girmeden önce kendilerini atatürkçü olarak tanımlayan güruh tarafından hey hey haydi filme, mustafa'yı izleyelim şeklinde reklamı yapıldı. lakin vizyondan sonra yıllardır zaten bilinen gerçekteler kabak gibi ortaya konunca kabul görmedi bu adamlardan. izlemedim filmi, ama hala gülüyorum. çok komiksiniz lan. cokkomikiz.biz.