canim ankara'nin kendine has muzik kulturu, oynak, kiprak, ciftetellimsi lakin biraz daha farkli olan havasi. hatirlayamayanlar icin bonus:
daracik daracik sokaklar, kizlar misket yuvarlar, kizlara koca vermiyor kocaman kocaman karilar.
#4183
· in the garden (2) …
· idam geri gelecek (3) …
· love is a stranger (2) …
· eurythmics (2) …
· arabadan polise ates etmek …
· alisveris icin gun bugun (3) …
· orijinalinden daha guzel olan coverlar (16) …
· bu dereden bu kadar balik avlanir …
· milli mucadeleyi destekleyen cemiyetler (3) …
· umursamaz tavrimin hastasi olun …
· sagopa kajmer sarkilarinda gecen orijinal sozler (4) …
canim ankara'nin kendine has muzik kulturu, oynak, kiprak, ciftetellimsi lakin biraz daha farkli olan havasi. hatirlayamayanlar icin bonus:
daracik daracik sokaklar, kizlar misket yuvarlar, kizlara koca vermiyor kocaman kocaman karilar.
bilya da denilen yuvarlak nesne kucuk bebeler oynar.
<bkz: ahmetin bes misketini yuttum>
tatar ramazan ve abdurrahman çavuş karakter seçenekleriyle oynayabileceğiniz güzide bir oyun. tatar ramazan'ın oyun bozma skilli oldukça yüksektir ayrıca.
oynanabilirlik:95
grafikler:100
müzik:0
hikaye:99
genel:90*
<bkz: lafmacun oyun inceleme servisi>
üçken,baş başaltı,kuyu,5 kuyu,mors, gibi isimli oyunları oynarken kullanılan bilya.bu bilyalarda kendi aralarında,cıdı,normal,babuş,gibi isimlerle 3 farklı ölçüdedir.ufak yaştaki çocukların muhtemel kumarbaz olma yolunda attıkları ilk adım oyuncağı.
soulfly 14.02.2007 00:14cocuklugumuzun vaz gecılmez oyunudur.bır miskette hepsını kazandıgımız zaman nandik derdik.
<bkz: miskette utulen cocugun dramı>
buyumek zorunda birakilan cocugun, cocukluk ozlemi ile hayal gucunu bir camin icinde dans ederken sembolize etmesi.
Ithilquessir 07.03.2007 23:21kemik dediğimiz bir türü vardır ki süper bir şeydir. en asil duyguların misketidir. ayrıca şuna inanıyorum ki, salvador dali türkiye'de yaşasaydı kesinlikle misketlerle ilgili bir tablosu olurdu.
stoltz 07.11.2007 21:01bazen en güzel hediye olabilen çocuk oyuncağı. ışığın önünde tutup kırılmalar izlenebilir zevkle; pek psychedelic anlar yaşanır kahkahalar atılır falan lesedesiz nesiz.
ya da alırsın hangisinin kaçlık olduğunu hatırlamaya çalışırsın. hatırlayamazsan bir büyüğüne sorarsın. elinde tuttuğunun onun zamanında olmadığını öğrenirsin, kemik memik değil ki hay allah!
en son alır eline yuvarlarsın sesi dinlersin falan, toprakta döndüğü gibi dönmez ki parkede takır tukur...
yine de güzel bir hediyedir misket.
düğünlerin vazgeçilmez ankara türküsü olmakla beraber.
güvercin uçu verdi
kanadını açıverdi
yar yandım aman ayrılamam
elin kızı değilmi sevdide kaçıverdi
o benim aslan yarim
duvara yaslan yarim
neylesin duvar seni
kalbime yaslan yarim
güvercinim uyurmu
seslensem uyanırmı
yar yandım aman ayrılamam
sen orada ben burda aman, aman
buna can dayanırmı
daracık, daracık sokaklar
yarim misket ufaklar
pul, pul olsun dökülsün
seni öpen dudaklar
denize dalayımmı
bir balık alayımmı
ay doğdu şafak attı
daha yalvarayım mı
sözleriyle bildiğimiz eğlenceli bir oyun havasıdır.
25. doğumgünü hediyemdi benim.
kim tarafından verildiğinin bu mevzuda zerre önemi olmayan bir file dolusu bilye.
o malum sandığa kaldırdım misketleri, benim için değerli veya anısı olan şeyleri koyduğum. tüm geçmişimi silmek istediğim zaman yakacağım sandık hani. ne zaman "çok skik lan bu hayat" desem açıp aaaa lan bu da varmış bak diye, hep aynı şeylere belirli periyotlarda şaşırdığım sandık...
dün açtım sandığı yine. bilyeleri aldım elime. oynayacağımı sandım kendi kendime. tamam alkol zaten çift gösterme limitindeydi o başka birşey de...
ellerim yoktu yerinde. misketler kayboldu ellerimde, çeviremedim o yuvarlak camları.
halbusü çok değil bundan yirmi sene önce ceplerimde duyardım şıkırtılarını. kafakarış oynardık, çukur oynardık. ve iyi oynardık, çocuk ellerinin marifetiyle.
ne kadar uzak geldi misketlerim bana. elimde şıkırdattım dakikalarca. ışığa tuttum seyrettim, güneşe tutardım halbuki çocukken.
ellerim mi büyüdü sadece yoksa çocukluğumu mu kaybettim çok uzun zaman önce bilmiyorum ya, hiçbir misket o kadar uzak gelmemişti bana.
oyunlarımız değişmişti zaten, kafakarış yerini kafakarıştırma ya bırakmıştı çok uzun zaman önce. karman çorman kafalarla yaşamaya alışmıştık. üniversite, iş hayatı derken, kırk tilkinin döndüğü beyinler arasında...
telefonum çaldı sonra.
ne yapıyorsun sorusunun cevabı, asla "misket oynamaya çalışıyorum" olmamalıydı ya, kaçtı ağızdan bir kere.
oynayamazsın ki dedi sonra bana telefondaki.
niye diye de sormamalıydım, yine sikik bir cevabı vardı biliyordum ya yine geç geldi aklıma bu, sordum işte.
"silah milah bir sürü şey anlattı ya, ben dinlememiş gibi yaptım, haklıydı çünkü".
küsmüş misketler bana.
vereceğim çocuklara misketleri, belki barışırlar benimle.
e artık barışlarsa dikime, barışmazlarsa.......