1.
12 ocak 1920’de istanbul’da çalışmalarına başlayacak ve tarihe son osmanlı mebusan meclisi olarak geçecek olan parlamentoyu oluşturan milletvekillerinin bir kısmına, ankara’da bir eylem planı çerçevesinde çok önemli bir “misak” (yemin)tan söz edilmiştir. bu misak ileride, türk kurtuluş savaşı’nın siyasi programı ve cumhuriyet türkiyesi’nin dış politikasının dayandığı temel argümanlarından biri olacaktır.
bu misak, erzurum ve sivas kongreleri temel alınarak saptanan prensip kararlarını içermekte olup, 1920 yılının ilk günlerinde, tek tek ya da ikisi üçü bir arada ankara’ya gelen milletvekilleriyle yapılan görüşmeler sırasında saptanıp kaleme alınmış, heyet-i temsiliye’nin tüm üyelerine imzalatılmış, heyette yazmanlık ve sözcülük görevi yapmakta olan trabzon milletvekili: hüsrev sami (gerede) bey’e teslim edilip, istanbul’a gönderilmiştir.[1]
“misak-ı milli” (ulusal yemin) olarak bilinen ve tanınan bu metin, 28 ocak 1920 tarihinde osmanlı mebusan meclisi’nde yapılan bir gizli toplantıda “ahd-ı milli beyannamesi” adı altında kabul edilmiştir. 12 şubat 1920 tarihinde mebuslar meclisi, edirne milletvekili şeref bey’in önerisi üzerine, misak-ı milli’nin bütün dünya parlamentolarına ve basına açıklanmasını kararlaştırmıştır.*
muselem 28.08.2007 11:34
#638573
2.
1. dünya savaşı sonrası osmanlı'nın elinde kalan toprakları milli sınır kabul eden milli ant'tır.bu anda göre vatanın bir karış toprağı,mondros un 7. maddesine bağlı olarak düşmana teslim edilmeyecektir.fakat zaruretten dolayı misak ı milliden taviz verildiği zamanlar da olmuştur * *...
Tozlu Raf 28.08.2007 11:54
#638606
3.
aşağıya imzaları koyan osmanlı mebusan meclisi azaları; devlet ve milletin istikbâlinin haklı ve devamlı bir sulhe kavuşabilmesi için kabul edebileceği fedakârlığın en ileri haddini gösteren aşağıdaki esaslara tamamiyle uyulmasının sağlanmasıyla mümkün olduğunu ve bu esaslar dışında sağlam bir osmanlı saltanatı ve cemiyetinin vücudunun mümkün bulunmadığını kabul ve tasdik etmişlerdir.
madde 1: osmanlı devletinin sadece arap çoğunluğunun oturdukları ve 30 ekim 1918 tarihli mütarekenin imzası sırasında düşman ordularının işgali altında kalan kısımlarının mukadderatı, ahalinin serbestçe verecekleri reye uygun olarak tayin edilmek lâzım geleceğinden, adı geçen mütareke hududları içinde din, ırk ve soyca birlik olan, birbirine karşılıklı saygı ve fedakârlık hisleriyle dolu bulunan, an’ane ve içtima" hukukiyle yaşadıkları muhitin şartlarına tamamiyle uyan osmanlı ıslâm ekseriyetinin oturduğu kısımların hepsi, hakikaten ve hükmen, hiçbir sebeble ayrılık kabul etmez bir bütündür.
madde 2: ahalisi ilk serbest kaldıkları zamanda âmme reyi ile anavatana katılmış olan "elviye-i selâs-e" (kars, ardahan, batum) için, icab ettiği takdirde tekrar serbestçe âmme reyine müracaat edilmesini kabul ederiz.
madde 3: türkiye ile yapılacak sulhe bırakılan garb" trakya’nın hukuk" vaziyetinin tesbiti de, halkının tam bir hürriyetle verecekleri reye göre yapılmalıdır.
madde 4: islâm hilafetinin merkezi ve saltanatın payitahtı ve osmanlı hükümetinin merkezi olan istanbul şehri ile marmara denizinin emniyeti her türlü ihlâlden korunmuş olmalıdır.
bu esas mahfuz kalmak kaydıyla akdeniz ve karadeniz boğazlarının umum ticaret ve münakalâta açılması hakkında bizimle diğer bütün alâkadar devletlerin ittifakla verecekleri karar muteberdir.
madde 5: i’tilaf devletleriyle hasımları ve bazı müşavirleri arasında da kararlaştırılan anlaşma esasları içinde ekalliyetlerin hukuku, civarda bulunan memleketlerdeki müslüman ahalinin de aynı hukuktan istifadeleri emniyetiyle tarafımızdan teyid ve temin edilecektir.
madde 6: millî ve iktisadî inkişafımız imkân dahiline girmek ve daha asrî, muntazam bir idare şeklinde işlerin yürütülmesine muvaffak olabilmek için, her devlet gibi bizim de inkişafımızın temininden istiklâl ve tam serbestliğe sahip olmamız, hayat bekamızın temel esasıdır. bu sebeble siyasî, adlî, mâlî inkişafımızı önleyen kayıtlara muhalifiz. gerçekleşecek borçlarımızın ödeme şartları da bu esaslara aykırı olmayacaktır.
*
phoneix 08.02.2008 02:49
#856932